Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Kadınlar için Ev İşleri

» Yılbaşı Çam Ağacı

Yılbaşı Çam Ağacı

2010-07-17 17:43:13 Kadinlaricin.net sitesinde Yılbaşı Çam Ağacı baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Yılbaşı Çam Ağacı ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Yılbaşı Çam Ağacı

 

Sevgili Dost,
Ulu ağaçların anlattıklarına göre; insanlar, yılbaşı yaklaşırken karmaşık duygular içinde olurlarmış. Gençler coşku içinde mutlu bir gelecek hayalleri kurarlarken; yaşını başını alanlar, geçmişin muhasebesini yapıp yaklaşan son için hüzünlenirlermiş. Anladığım kadarıyla bu karmaşık duygular ağaçların dünyasında da var. Bazı geceler biz genç ağaçlar, gün boyu süren bulutlarla söyleşmenin, rüzgarlarla oynaşmanın, kuşlarla içli dışlı olmanın yorgunluğundan sonra uykuya çekilip de uyuyamadığımızda, ulu atalarımızın birbirleriyle fısıldaşmalarından onların yaşlılık şikayetlerine, zamanın geçişine hayıflanışlarına şahit oluyoruz.
Ama birinci derecede soydaşlarımız olan çamlar için yılbaşları kâbusların yaşandığı, acıların hatırlandığı; korku ve tedirginliklerin arttığı dönemler oluyor.
Yılbaşı Çam AğacıBiliyorsun insanların bir türlü anlam veremediğimiz çam ağacı süsleme fantezisi var; onlar bundan pek zevk alıyorlar, ama bu zevk, biz çamlara pek pahalıya mal oluyor. Yılbaşı yaklaştığında bir uzuvlarının kesilmesi korkusuyla yürekleri ağızlarında tir tir titreşiyorlar.
Gerçi bazı duyarlı kişilerin önayak olması sayesinde, bu amaçla çamların kesilmesi büyük ölçüde önlenmesine rağmen; gözünü kazanç hırsı bürümüş kötü ruhlu insanlar bu işi kaçak olarak yapmaya devam ediyorlar.. Biz onlara ağaç kasabı diyoruz. Ellerinde baltalarla sinsi sinsi ormanlara dalmıyorlar mı, biz bütün dünya çamları, hep bir ağızdan öyle bir çığlık koparıyoruz ki vicdan sahiplerinin yürekleri sızlar; ama bu kötü kalpli adamlar (yürekleri taştan olduğu için) aldırış bile etmiyorlar. İnsanlar şunu bilmeli ki gövdelerinden kanaya kanaya koparılıp da göz alıcı salonlarda incik boncuklar ve ışıklarla donatılan her sahici çam dalı, aslında bir acı yumağıdır. Ve hiçbir mutluluk bir acı üzerine kurulamaz. Sizin bir şairiniz: “Sakın kesme, yaş ağaca balta vuran el onmaz!”diye ne güzel söylemiş!
Sizin bir de “taş yerinde ağırdır” diye bir atasözünüz var. Bu söz biz ağaçlar arasında da yaygındır. Bir ağaç da yerinde; yani toprağa kök salmış, canlı haliyle heybetli, güzel ve anlamlıdır.
Kendi türümle biraz övünmek gibi olacak ama biz çamlara süslenip püslenmek çok yakışıyor. Kışın lapa lapa kar yağdığında gelin; yerimizde görün bizi.Tabiat ananın giydirdiği o beyaz kürk mantoyla öyle göz alıcı,öyle şık bir görünümümüz oluyor ki...
Ben de bu yıl ilk defa oldukça kalın bir kürk giydim. Gelip bu halimle beni görmeni, bana sarılıp resim çektirmeni o kadar isterdim ki... Senin küçük, yumuşak ellerinle (sevgi sözcükleriyle) sırtımı okşaman, Karadeniz’in sert rüzgarlarıyla üşüyen bedenimi kürkümden fazla ısıtırdı, inan!
Biz ağaçların yüreği, siz insanlarınki kadar ilgiye ve sevgiye muhtaçtır yani... Evrenin sevgi üzerine kurulduğunu söyleyenler çok haklı bence... Sancılı bahar günlerinde yenilenmek için olanca gayretiyle harekete geçen özsularımızın yegane besini sevgi... Bilmem söylememe gerek var mı?
Yılbaşı ağacı
 
Yılbaşı Çam AğacıAsfaltı döven yağmur damlaları hoş bir melodi yayıyor. Sokaklar terk edilmişçesine boş. İnsanlar Bayram tatilinin sonrasında, yılbaşı tatilinin öncesinde mahmur.
Tatile gitmek, hediye almak gibi sevindiren etkinliklerde bulunmak her babayiğidin harcı değil bu zamanda. Sadece şanslı bir kitlenin mutluluğu ne yazık ki herkesin yüreğini hafifletmeye yetmiyor.
Geriye yağmur kalıyor.
Şehri hüzünle yıkayan yağmur.
Geçen bütün seneler gözümün önünde canlanıyor bir bir.
Noel Babanın gelip hediye bırakacağına inandığım çocukluk yıllarım, biraz daha büyüyüp hediyeyi annemin bıraktığını anladığım ilk gençlik çağım ve sonrasında kimsenin kimseye karşılıksız bir şey vermediğini kavradığım ruh yaşlılığım.
Yine de hayat güzel.
Ne olursa olsun nefes alıp verebildiğimiz her dakika şanslıyız.
Yaşam, zorlayıcı sürprizler taşısa da bazen, problemleri çözmekle uğraştığımız tecrübelerimiz değerli.
Yeni yılın güzellikler getirmesini bekleriz hep. Gece yarısına saniyeler kala gözlerimizi kapatır dilekler tutarız. Geri sayımla birlikte dertlerden kurtulduğumuzu varsayarız. Sonra birde bakarız ki eski tas eski hamam.
O yüzden bundan böyle yılın ilk gününü kutlamaya karar verdim.
Bu benim hayatı olduğu gibi kabul etmeyi öğrendiğim anlamına geliyor.
Değerli bir bilgi anlayacağınız.
Hep yaşam mücadelesinden bahseder dururuz. Bir çekişme içinde sürdürürüz ömrümüzü. Belki de hata buradadır. Belki her türlü kavgayı bırakıp sulhe inanmak gerekiyordur. Hayatla, kendimizle, geçmişle ve gelecekle ilgili bütün anlaşmazlıklara son verip yarınlara bakmak belki huzur demektir.
Yağmurun yıkamaya çalıştığı kalplere belki bu tohumları ekmek gerekiyordur.
Tatilin yorgunluğu içinde düşündüklerim bunlar.
Yılbaşı Çam AğacıPencereden dışarıya baktığım zaman gördüğüm boşluk, ıslaklıkla parlarken yalnız kendi yaşamışlıklarımı değil, insanların hepsini anlamaya çalışıyorum.
Biri Bizi Gözetliyor’daki Edi’den tutun da karşı apartmanda yaşadığını bildiğim ama hiç tanışmadığım yaşlı teyzeye kadar herkesi...
Değişen zamanı, değişen alışkanlıkları, sertleşen koşulları, ayak uydurmakta güçlük çektiğim bütün yenilikleri gözden geçiriyorum.
Bazen umutsuzluğa düşsem de yine dünyayı sevdiğimi fark ediyorum.
Noel Baba gelmese de, insanların küçük hesapları olsa da...
Eski Bayram, yeni yıl, gelecek yepyeni bayram derken geçip giden ömrümüzün kıymetini bilmeliyiz.
Yılbaşı ağaçlarında renk renk yanıp sönen ışıklar gibi, kar taneleri gibi saf ve güzel olmalı hayatımız.
Kalbimiz iyi olmalı!

Çamı kesme fidan dik
BODRUM'daki Gürsoylar Evrensel Koleji'nin birinci ve ikinci sınıf öğrecileri, ‘‘Yılbaşı için çam kesmeyin, fidan dikin'' kampanyasına katıldı. Minikler, ‘‘Ormanlarımıza kıymayın. Okul yöneticilerinin temin ettiği 400 fidanı Gökçebel Dağı'na dikeceğiz'' dedi. Müdür Murat Külcüoğlu da, kampanyanın örnek alınmasını isteyerek, ‘‘Öneri çocuklardan geldi. Onlardan alacağımız çok ders var'' dedi.

Çamın konuştuğu anlar
 
Karın, tipi şeklinde ince ince savrularak yağdığı bir kış sabahı... Çalışma odamda yazacağım yazının konusunu düşünerek gezinirken kanepeye oturup pencereden, evimizin pek yakınında bulunan koca çamı seyre daldım. Bir ömür boyu nerdeyse her günümü birlikte geçirdiğim güzeller güzeli ablam Kadriye’siz geçirmekte olduğum ilk kış bu... Hüzünlü ve kasvetli...
Onun sağlığında, böyle karlı havalarda (şimdi oturduğum) kanepeye birlikte oturur; çayımızı veya kahvemizi yudumlarken çamı da aramıza alıp sohbetler ederdik. Son zamanlarda da birlikte yazmakta olduğumuz bir tiyatro eserinin kurgusunu yapardık. Çam, âdeta bizim arkadaşımız, dostumuz ve ilham kaynağımızdı. Yalnız olduğumuz zamanlarda da sesli veya sessiz onunla konuşurduk. Ablam bu çamla ilgili iki küçük hikâye bile yazmıştı.
İşte şimdi ben, ablamsız çamla karşı karşıyayım. Tarifsiz bir keder ve dolup taşan bir özlemle gözlerimden yaşlar süzülüyor. Anasını kaybedip de her yere sokularak, koklayarak onu arayan bir zayıf kedi yavrusu gibi hissediyorum kendimi... Bir yandan Ahmet Kutsi Tecer’in o çok derin anlamlar yüklü “Nerdesin?” şiirinin mısraları dolanıyor zihnimde. İçim, ürpertilerle dolu olarak “Nerdesin?” diye haykıracağım sırada içimden bana mı yoksa, ablama mı ait olduğunu anlayamadığım bir ses: “Bak, bak çama bak!” diyor.
Çama, nerdeyse üçüncü gözümü ve gönlümü açarak bakıyorum. Pencere hizasına denk gelen iri bir dal rüzgârın itişleriyle bana doğru hamleler yapıyor. Nerdeyse cama dayanıp içeri girecek... Altındaki, üstündeki dallar da “Haydi!.. haydi!” diyerek onu teşvik ediyorlar sanki. Aramızda bir kanal açılıyor. Ve ben onun konuşmalarını o kanal yoluyla işitiyorum:
“O, ayrılığıyla kederlere düştüğün, Kadir Gecesinin nurunu özünde taşıyan ablan Kadriye, benim de dostumdu. Yaz geceleri aramızdaki küçük balkona oturup da benimle sohbete başladığında ne sırlarını açardı bana... Biz çamları boşuna dervişe benzetmemişler. İki âleme de açığız biz. Dün geceki ayazda sevgili dostumu düşünürken bir anda olağanüstü bir ışık sardı gövdemi. Nerden geldiğini anlayamadığım bir ses, sevgili çam dedi, kız kardeşime söyle, benim için gözyaşı dökmesin. Ben, olağanüstü güzellikler içindeyim. Onun Beykoz sırtlarındaki Basın Ormanında kendi adına dikilmiş bir çamı vardı.
Ona Ufuk adını vermiş, zaman zaman gazeteye onun için yazılar da yazmıştı. Ondan aldığım ilhamla ben de sana Umut adını veriyorum. Ona umut ver. Eminim seni seyrettikçe beni hatırlayıp kederlenecek. Kederlenmesin. Ben, yaşıyorum. Ve onunla beraberim! Bunu hissetsin!..”
Ben şaşkınlıkla kalakalırken taba renkli, kanatlarında siyah-mavi çizgiler, ağzında iri bir lokma olan iri bir kuş gelip çamın dallarından birine kondu. Lokmasını yemeye başladı. Çamın sesi kesildi.
Ben de şaşkınlık anı geçtikten sonra gözyaşlarımı silip aklımdan geçen bütün yazı konularını bir yana bırakarak bunları yazmaya koyuldum.
Şimdi belki inanmayacak, çam konuşur mu diyeceksiniz.
Aslında canlı olan her şey kendi lisanınca konuşur. Bu, tabiatın gizli lisanıdır ki, onu ancak gönül kulağınız açıksa duyabilirsiniz.

Çanlar kimin için çalıyor?
Yılbaşı yaklaşınca bir şeyler oluyor. Birileri, dünyanın güneş etrafında bir turu tamamlamış olmasını çam dikip, içip kutlamaya hazırlanıyor.
Spot ışığı bol alışveriş merkezlerinde, butiklerde, pazarlarda çekirge istilası gibi tüketim histerisi yaşanıyor. Hatta naftalin kokulu tuhafiyelerde, teyzeler “kırmızı” tavsiye ediyor. “İlk ve orta dereceli” okullarda kuralar çekiliyor, minik kâğıtlarda yazılı isimler heyecanla okunuyor, okulun derecesinden bağımsız olarak hoşlaşılan çocuğun, kızın isminin yazıldığı kâğıtlar için, basık kokulu koridorlarda takas pazarlıkları yapılıyor. Yeniden yapılanma, geçiş süreci falan yaşayan şirketler maaşları; fırından ekmek çalıp, ekmek yerine bilmem kaç sene yemenize ramak kala öderken; bitter çikolatalı yılbaşı sepetlerini pişkin bakışlarla elinize tutuşturuyor.
Hadi diyelim ki; “Nihayet Somun ve Cıvata Sanayii A.Ş.” baskılı karton takvim üzerinden de olsa yeni başlangıçlara, ne yana döndüğü bilinmez dönüm noktalarına ihtiyacımız var . Çekirdek, bayat leblebi, kurtçuk, tuzlu fıstık, karışık çerez... “Ooon, dokkuz, sekkiz... ikii, biir heyyoo” çığlıkları... Yeni yıla girdik diye el öpmek, tombala oynamak... Yılbaşı özel çekilişinden trilyon yerine baloncuksuz gazoz kazanmak, sevilen sanatçımızın şarkısıyla hayal kırıklığını atlatmak...
Sıcak milletiz, haberimiz olmadan kültürlerimizi yüz dereceye gelmeden kaynatmışız. Yabancı filmlerinde görmüyor musunuz? Kapı çalar. Jack elinde bir tabak irmik helvası “Liza, bu gece kandilmiş. Bugün Microsoft’un toplantısında agresif davrandığım için özür dilerim(!)” “Bu konuyu düşünmem gerek Jack. Neyse, kendine bir loğusa şerbeti alsana. Benim mutfakta yapacaklarım var!”
Çam ağacı ve çam dibi hediyeler yerkürede sadece ülkemizde yılbaşını temsil ediyor. Çam ağacını ışıklar, pırıltılar ve nevi hediyelerle süsleyince noel ruhu taşıyan filmlerdeki gibi; kar yağarken şömine önünde ağacına ve kızarmış hindiye sevgiyle bakacak, nescafe kupanı yere bırakıp kapıyı açtığında elinde paketle sevgilini mi bulacaksın? Yok annem... Sizin evde şömine yok, olsa da sizin baca çekmiyor, ateşte dolma var, kapının önünde duran da soğuktan titreyen bir pire torbası... Akıl bu! Gelir de, gider de. Olabilir...
Dokuz adet geyiği vardır; bir de kendi. On geyik yani... Yılbaşı diye evine köyüne, beynine, kalbine elin adamını, pardon Santa
Klaus’unu alıyorsan o senin bileceğin iş. Zaten sen, anneler gününde Doğa
Ana’yı da ayırmayıp, yılbaşında da Noel Baba’yı
unutmuyorsun. Ancak; küçücük çocuklara “Bak Noel Baba, sana hediyeler getirecek” dendiğini duyunca, bazı alışveriş merkezlerinde ve sokaklarda çocukların Noel Babaların kucaklarına verildiğini görünce tıkanıyorum.
Yurdumun “Noel Babaları” da zaten bir deri bir kemik (promosyon ücretli gariban gençler), beyaz sakal ve kırmızı şapkanın arasını full kaplayan dört parmak kara kaş! Bir de babamızın helâli “Noel Anneler” dolanıp durdu ki; bu da sözün gerçekten tükendiği yerdir! Nedir bu? Bu hafta “Ho ho ho” diye elinde çan dolanıp duranlar kimdir? Çuvallarından çıkardıkları hediyenin içindeki gerçekten bir Barbie bebek midir? Sizin oğlana verdiği elektrikli tren, o çocuğu hangi istasyona götürecektir?

Yılbaşı Çam Ağacı hakkinda aciklamalar Yılbaşı Çam Ağacı konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Yılbaşı Çam Ağacı,Yılbaşı Çam Ağaçları ,yılbaşı süsü çam ağacı,çam ağacı noel, çam ağacı süsleme

 

 

Kadınlar için Ev İşleri Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 1
Perihan Savaş Kimdir?
Okunma: 1
Hayat dersleri
Okunma: 1
Zayıflatan Korseler
Okunma: 0
Elmalı havuçlu kek tarifi
Okunma: 0
Epizyotomi bakımı nasıl yapılır?
Okunma: 0
Dün dündür, bugün bugündür
Okunma: 0
Kartondan ev yapma
Okunma: 0
Şok nedir ?,Şok Belirtileri ve Şok tedavisi
Okunma: 0
Bebek emzirirken dikkat etmem gereken konular nelerdir?
Okunma: 0
Kelimelerin gücü
Resim
Eski Türk Evleri
Eski Türk Evleri

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!