Türkiye'nin en kalabalık kenti İstanbul'un gürültü ve görüntü kirliliğinden kaçanlar kendi sığınaklarını yaratıyor. Şehir sınırları içinde ama merkezden uzak süperlüks sitelerde çevreden yalıtılmış konutların fiyatları ise milyon dolarlara yaklaşıyor. Çoğu 4 ya da 6 katlı olan ve 250-700 m2 arasında değişen bu konutlarda şömineden jakuziye kadar her türlü lüks bulunuyor.
Dekoratörler tarafından düzenlenen konutlarda kullanılan malzemenin seçilmesi için dünyadaki en iyi malzemeler katalog halinde sunuluyor. İtalya'dan mermer, Afrika'dan maun seçmek bile mümkün. Ev veya villa sahipleri ise en çok İtalyan ahşap malzemeleri tercih ediyor.
Sıkı güvenlik sistemi
Kapalı devre güvenlik ve görüntülü diyafon sistemlerinin yanında yangına, hırsıza ve gaz sızıntılarına karşı geliştirilmiş alarm sistemleri gizlilik ve güvenliği fazlasıyla sağlıyor.
Kapalı otoparkların, alışveriş merkezlerinin ve sosyal tesislerin yer aldığı sitelerde çevre düzeni sağlanarak sakinlerin doğal güzelliklerden yararlanması sağlanıyor. Bu nedenle sitelerin içinde otomobille gezilemiyor ve otoparklar genellikle sitelerin altında bulunuyor. Sitelerdeki diğer bir olanak ise misafir araçlar için yapılan ziyaretçi otoparkı.
Bu sitelerin yönetimi profesyonel yöneticilikle uğraşan şirketler tarafından gerçekleştiriliyor. Konut başına düşen aylık gider ise 500 doları buluyor.
Spor tesisleri
Cafe-Bar ve restoran gibi yerlerin yanısıra sitelerde sakinlerin gerilimden uzaklaşması için yüzme havuzları, squash ve racquetball kortları, koşu parkuru, aerobik ve aletli jimnastik salonu, bilardo salonu gibi sportif olanaklar bulunuyor. Örneğin Etiler'deki Maya Recıdences'ın sadece sportif faaliyetler için 7 bin m2'lik kapalı spor kompleksi bulunuyor. Buhar-masaj, jakuzi salonları ile saunaların da yer aldığı sitelerdeki ilginç bir girişimi de Göztepe Park Recıdences başlatmış. Bu sitede geleneksel Türk hamamı kurulmuş.
Herkes giremez!
Çocuk parkları ve kulüpler de sitelerin ortak özellikleri arasında yer alıyor.
Kendi güvenlik birimleri ve sistemleri olan, yüksek duvarlarla çevrili bu sitelerin girişinde mutlaka güvenlik elemanları ve kameralar bulunuyor. Siteye giriş için ya orada yaşamak ya da bir site sakinin ‘‘giriş izni’’ vermesi gerekiyor. Görüntülü kamera sistemlerinin de yer aldığı dairelerde hırsıza, yangına ve gaz kaçağına karşı alarm sistemleri de bulunuyor.
Sitelerin diğer bir özelliği de herkese ev ya da villa satılmaması. Satışlarda sadece müşterinin sosyal statüsüne de dikkat ediliyor. Sanat ve siyaset dünyasının ünlü isimlerinin de tercih ettiği sitelerin sakinleri genellikle 30 ile 45 yaş arasında, ekonomik gücü üst seviyedeki insanlardan oluşuyor.
Süperlüks sitelerde kapalı alan ile yeşil alan dengesi daima yeşilden yana ağır basıyor. Bahçeleri ve parkları peyzaj mimarları tarafından dizayn edilen bu alanların bakımını da bahçıvanlar yapıyor.
En ucuzu 170 bin dolar
Etiler'deki Maya Recıdences'ta 100m2 ile 500 m2 arasındaki ev ve villa fiyatları 300 bin ile 800 bin dolar arasında değişiyor. Boğazın karşı yakasında Göztepe'de yapılan ve 280m2 ile 330m2 arasında büyüklüğe sahip olan Göztepe Park Recıdences'ın ev ve villa fiyatları ise 1 milyon dolar ile 1.5 milyon dolar arasında değişiyor. Levent'te ise süper lüks ev ve villalar m2 üzerinden 1500 ile 2500 dolar arasında satılıyor. Sarıkonaklar'da 182m2 büyüklüğünde bir evin fiyatı 700 bin doları buluyor. Alkent'te ise 153 m2 büyüklüğündeki bir evin fiyatı 450-500 bin dolar arasında değişiyor.
Ulus'ta 190 ile 220 m2 arasında büyüklüğe sahip olan bir evin fiyatı 250-900 bin dolar arasında değişirken; yine Ulus'ta 140-160m2 arasında olan evlerin fiyatları da 170-350 bin dolar arasında.
Havuzu, spor kompleksi bulunan, şömine ve jakuzi gibi olanakların yer aldığı evlerden bazılarının fiyatları ise şöyle:
Levent Park Maya: 170-240m2 ve 400-600 bin dolar. Etiler Sarıkonaklar: 150-300m2 ve 350-900 bin dolar. Etiler Alkent: 80-240m2 ve 400-500 bin dolar. Ulus Boğaziçi Sitesi: 150-300m2 ve 900 bin-1.5 milyon dolar.
Ulus Platin Konutları: 170-250m2 ve 600 bin-1.2 milyon dolar.
Ulus Tobay Sitesi: 210-320m2 ve 650 bin-1.5 milyon dolar.
Havuz, şömine ve jakuzi gibi konforu olmamasına karşın çevre düzeni ve yerleşim planı ile yaşanılacak sitelerden bazılarının fiyatları ise şu:
Levent Korukent Sitesi: 180-250m2 ve 400-500 bin dolar. Ulus Plaza: 170-350m2 ve 400-900 bin dolar.
Levent Aydın Sitesi: 130-170m2 ve 300-500 bin dolar. Kuruçeşme Yuva Sitesi: 90 m2 ve 250-300 bin dolar.
Geleceğin evi
Bir kaç gündür yazdığım konulara kızıp, "Bu Microsoft da nereden çıktı şimdi, kuzum?" diye söylenen okurlar oluyor mudur acaba?
Oluyorsa, cevabım hazır: Bir kere, o firmanın devreye soktugu 'Windows-95' adlı ürün için buradayım ben; daha önemlisi de, Microsoft, bugün dünyanın en çok para kazanan şirketi, yarınımızı şimdiden planlama gibi ciddi niyetleri olan bir şirket hem de...
Önce şu rakamlara kısaca bir göz atın: Mikrosoft, sadece bilgisayar yazılım programi üreterek, 1993 yılında 3,8 milyar dolar gelir sağladı. Bu rakam, geçen yıl 4,6 milyar dolar oldu. Hesaplara göre, gelirin bu yıl 5,9 milyar doları bulması bekleniyor. 1996 yılında, sadece Windows-95'ten beklenen gelir 3,1 milyar, aynı ürün 1997'de 4,1 milyar gelir getirecek... Milyarlarca dolarlık gelirden bahsediyoruz... Ve her yıl, insanlar biraz daha bilgisayarlandıkça, bundan Microsoft doğrudan yararlanacak; çünkü satılan herbir bilgisayar için, firmalar, Microsoft'a pay vermek zorundalar... Bir kaç yıl içinde, olağanüstü artan gelirlerini koyacak yer bulamayacak bu firma...
Bu durumun verdiği cesaretle, ileriye yönelik hazırlıklarını hızlandırmış Microsoft. Redmond'taki merkezlerinde, 'Geleceğin evi' adını verdikleri bir hayal meskeni gezerken, niyetlerinin büyüklüğünü bir kez daha anladım... Evi gezdikten sonra, bizimle birlikte burada bulunan bir arkadaş, "Gördükleriniz sizi de tedirgin etti mi?" diye sormadan edemedi...
'Geleceğin evi' denildiğinde, gözünüzün önünde, bir insanın belki de günün 24 saatini geçireceği bir mekan anlaşılmalı. Sebebi şu: Bilgisayar yükün çoğunu üstüne aldığı için, gelecekte insanların büyük bölümünün işlerini evlerinden yürütecekleri hesap ediliyor. Böyle olunca da, ev, sadece belli saatler geçirilen bir mekan olmaktan çıkıyor, en merkezî konuma oturuyor...
Evin merkezinde de 'televizyon' yer alıyor. 'Gelecegin evi', adeta televizyonun etrafında konumlanmakta. Gezdiğimiz örnek evin, işyeri haline dönüştürülmüş yerinde ve oturma odasında kocaman birer tane vardı, mutfak ve çocuk odasında da; göstermeleri gerekmediği için yatak odası yapmamışlar, ama sanırım oradaki televizyon da büyük olmalı...
Şöyle bir şey düşünün: Ünlü bir aşçı tarafından yazılmış, fotoğraflı bir yemek tarifi kitabı mutfaktaki televizyon ekranına vuruyor... Vurur, çünkü televizyon gelecekte bilgisayarla bütünleşecek ve daha şimdiden yemek tarifi CD-Rom adı verilen disketlere yüklendi bile. Ekrana vuran görüntü ve anlatımlardan ağzınızın suyunu akıtan bir yemeği beğendiğinizde, bütün yapacağınız, elinizdeki uzaktan kumanda cihazıyla şiparişi lokantaya iletmek... Tarife göre pişmiş yemek, belli bir süre sonra, kapınıza teslim edilecek...
Geleceğin Evi'nde kullanılan bilgisayarların, artık sesinizi tanıyan ve söylediklerinizi yazıya çeviren akıllı birer alet olacağına kalıbımı basarım. Bu arada, ellerinizin yaptığı her hareket, bilgisayar için bir komut da sayılacak...
Ancak esas bilinmesi gereken, oturma odasındaki o kocaman televizyonun marifetleri... Bir kere, 'interaktif' denilen cinsten bu, yani 'akıllı' ve siz de müdahil olabiliyorsunuz... Ekrana, yüzlerce kanalda o sırada gösterilen programlarla ilgili bilgiler yansıyor, sizin bütün yapacağınız tercihinizi komuta aletine bildirmek... Bu arada, daha sonra gösterilecek programları size hatırlatmasını not ediyor, kaçirdığınız programları ise istediğinizde ekrana getirtebiliyorsunuz. En hoşu, bu sistemi size sağlayanların sunduğu film seçenekleri; stoktaki filmlerden seçtiğinizi anında seyredebiliyorsunuz, tabii belli bir ücret karşılığında...
Gösteriyi izlerken, karşıdaki kocaman ekranın ötesinde biri var mı, diye meraklanmadan duramadım. Öyle ya, o günü, geçmişi ve geleceğiyle televizyonda seyrettiğim ve seyredeceklerimi izleyen birileri mutlaka olacaktır. Hiç değilse merkezdeki bir bilgisayar, benim tercih modelimi cıkartıp onlara sunacaktır. Beyin okumaktan daha etkili bir yöntem bu... Arkadaşın, "Gördükleriniz sizi de tedirgin etti mi?" diye sormasının sebebini anladınız mı?
'İzlenme' duygusunu bize verenler yine Microsoftcular... Bir yöntemlerini kendi gözlerimizle gördük. Microsoft, üzerinde çalıştığı ürünü 'denek' denilebilecek kişiler üzerinde deniyor. Denek, bir duvarı olduğu gibi aynalı-camdan ibaret küçük bir odada önündeki bilgisayarın başına oturuyor ve bilgisayar başına oturan biri ne yaparsa onu yapıyor. Ancak, hem tepesindeki bir kaç kamerayla hareketleri filme alınıyor, hem de aynalı-camın öte tarafında oturan kişiler tarafından izleniyor. Denek duvarın öte tarafında oturup izleyenleri görmedigi için rahat hareket ediyor, ama her yaptığı kaydediliyor... Programların eksiksiz ve hatasız olması için bu yolu deneyenler, yarın ellerine fırsat geçince neden hayatlarımızı yatak odalarımıza kadar izlemesinler?
Microsoft, 'Windows-95'in dünya tanıtımı için Türkiye'den dört gazeteci çağırdı: Hürriyet'ten Enis Berberoğlu, Sabah'tan Mehmet Altan, Milliyet'ten Şahin Alpay ve Zaman'dan ben... 'PC-World' adlı bilgisayar dergisinin yönetmeni Akdoğan Özkan ile, derginin 'Altın-Disket' program yarışmasında birinci olan Hakan Özden de bizimle birlikte... Microsoft-Türkiye'den Haluk Maga ile Capitol firmasından Işıl Arıkdağ ve Ercüment Şener, bizlerin bir dediğini ikiletmemek için yanımızdaydılar...
'Geleceğin evi'ni gördükten sonra, sanıyorum, bir çoğumuz rahatsızlığı kendince hissetti; "Ben hissetmedim" diyen Milliyet'in 'Entellektüel Bakış' sayfası sorumlusu Şahin Alpay ile, konuyu, Mehmet Altan'ın yöneteceği bir televizyon programında tartışmak üzere sözleştik...