Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Kadınlar için Diyet Listesi

» Bel Çevresindeki Yağlar Nasıl Eritilir

Bel Çevresindeki Yağlar Nasıl Eritilir

2010-08-10 14:04:59 Kadinlaricin.net sitesinde Bel Çevresindeki Yağlar Nasıl Eritilir baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Bel Çevresindeki Yağlar Nasıl Eritilir ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Bel Çevresindeki Yağlar Nasıl Eritilir

 

Bel Çevresindeki Yağlar Nasıl Eritilir

Bel çevresindeki yağlanmaya dikkat
Roche İlaç Firması'nın, Swissotel'de düzenlenen sempozyumlar serisinin dördüncüsünde konuşan Alman kardiyolog Prof. Dr. Sharma, 'Sendrom X' denilen obezite, yani şişmanlık hastalığının, kalp ve damar hastalıkları için çok tehlikeli olduğunu söylüyor. Prof. Dr. Sharma'ya göre, özellikle karın Bel çevresindeki yağlanma birçok hastalığın habercisi.

‘SENDROM X’ denilen obezite (şişmanlık), diyabet, hipertansiyon ve dislipideminin (total kan yağlarının ve kötü kolestrol LDL'nin yüksek, iyi kolestrol HDL'nin düşük olması) kalp ve damar hastalıklarında, sigaradan sonra en büyük risk faktörü olarak değerlendiriliyor.

Sendrom X tanısı için ilk kriter ‘obezite’, daha sonra diğer faktörlerden de bir ya da daha çoğunun eklenmesi gerekiyor.

Obezitenin ciddi bir sorun olduğuna dikkati çeken Alman kardiyolog Prof. Dr. Arya Sharma, Bel çevresinde depolanan fazla miktardaki yağa bağlı şişmanlığın, kalp-damar açısıdan ciddi risk yarattığını söyledi.

Roche İlaç Firması'nın, Swissotel'de düzenlenen sempozyumlar serisinin dördüncüsünde konuşan Prof. Dr. Sharma, Bel çevresindeki yağlanmanın hipertansiyon, tip 2 diyabet, dislipidemi için ortam hazırladığını söyledi. Karın içi ve çevresinde depolanan yağlara bağlı obezitenin daha çok erkeklerde görüldüğünü belirten Prof. Dr. Sharma, ‘‘Erkeklerin, sendrom X'e yakalanma riski kadınlardan daha fazla. Ancak kadınlarda da menopozdan sonra karın içi çevresinde yağ birikiyor ve bu sendrom X'e yol açıyor’’ dedi. Bel çevresinde yağ dokusundaki artışın diyabete, buna bağlı olarak ciddi böbrek hastalıklarına yol açabildiğini anlatan Prof. Dr. Sharma, meme, kolon ve prostat kanserleriyle olan ilişkisinin de kanıtlandığını söyledi.

EN AZ BEŞ KİLO VERİN

Kardiyovasküler ve metabolik riski azaltmak için bel çevresinin daraltılmasının da hedeflenmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Sharma, ‘‘Yüzde 5-10'luk kilo kaybı bile artan kan basıncını düşürür, insülin duyarlılığını artırır ve dislipidemiyi iyileştirir. Ayrıca uykuda nefes darlığı sorununu, kanama ve pıhtılaşmayla ilgili hastalıkları da iyileştiriyor’’ dedi.

Kilo ile ilgili değerlendirmelerde vücut kitle indeksinin kullanılmasının yetmediğini belirten Prof. Dr. Sharma, ‘‘Bel çevresi de değerlendirilmeli. Kadınlarda bel çevresinin 88 santimetre, erkeklerde ise 102 santimetre üzerinde olması risk’’ dedi.

Sedanter (pasif-hareketsiz) yaşam ve yüksek kalori içeren besinlerin tüketilmesinin Sendrom X'e yol açtığını vurgulayan Prof. Dr. Sharma, ‘‘Günde en az yarım saat egzersiz yeterli. Yüksek kalorili ve yağlı yiyeceklerden kaçınmalı. Meyve ve sebze ağırlık beslenme biçimi tercih edilmeli’’ dedi.

Obezitenin bir ‘hastalık’ olarak değerlendirilmesi ve tedavisine çalışılması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Sharma, ‘‘Tedavi edilmemesi halinde komplikasyonları ciddi maliyetlere yol açıyor’’ dedi.

Metabolik sendrom nedir?

Başlıca belirtileri şişmanlık, hipertansiyon, damarları hızla daraltıp tıkayabilen kan yağı dengesizliği (aterojenik dislipemi) ve insülin direnciyle birlikte kan şekeri yükselmesi olan ‘‘metabolik sendrom’’ hızla yayılan bir sağlık sorunu haline geldi. Bu sendromdaki patlamanın nedeni, endüstrileşmiş modern toplumların yanlış beslenmesi, kilo fazlalığı problemi ve hareketsiz yaşam tarzları.

METABOLİK sendromdaki sorunların tümü kalp ve damar hastalığı için çok önemli risk faktörleridir. Hastaların çoğu yeterli fiziksel aktivitesi olmayan, fazla ve yanlış beslenen, çok alkol tüketen, sigara kullanan orta yaşlılardır.

Metabolik sendromlularda damarların sertleşmesini ve tıkanmasını hızlandıran başka sorunlar da belirlenmiştir. Bu kişilerde kanın pıhtılaşma eğilimi artmakta, kan ürik asit seviyeleri yükselmekte, böbreklerden albümin kaçağı olasılığı çoğalmaktadır.

Bütün bu faktörlerin her biri bağımsız olarak değerlendirildiklerinde bile damar sertliğini (ateroskleroz) hızlandırırlar. Hepsi bir arada iseler damarlarınız çabucak sertleşip yaşlanır (aterojenik) ve tıkanır. Metabolik sendromun yaşamı tehdit edici etkisi sadece kalp-damar hastalığı riskindeki artış ile sınırlı değildir. Metabolik sendromunuz varsa inme, yetişkin tipi şeker hastalığına bağlı böbrek yetmezliği, görme kaybı ve sinir sistemi sorunları da sizi beklemektedir.

BELİRTİLERİ NELER?

Metabolik sendromun kolay fark edilen belirtisi bel çevresindeki artıştır. Bel çevreniz, kadınsanız 88 cm, erkekseniz 102 cm'den fazla ise, kısacası göbekli biri iseniz, siz de metabolik sendromlu olabilirsiniz.

Karın çevresindeki yağ birikimi sorununu belirlemede bel çevresinin ölçülmesinden başka, Beden Kitle İndeksinin (KKİ) hesaplanmasından ve bel-kalça oranının belirlenmesinden de yararlanabilirsiniz. Beden kitle indeksiniz 30 kg/m2'den bel-kalça oranınız erkekseniz 0,90'dan, kadınsanız 0-85'ten yüksekse dikkatli olmanızda fayda var. Pek çok araştırma metabolik sendrom riski taşıyanları belirlemek için sadece bel çevresi ölçümünün yeterli, güvenilir ve kolay bir yol olduğunu göstermektedir.

Bel çevresini ölçmek fazla kilolu hastalarda iç organlar ve kandaki artmış yağ dokusunun ve kolesterol, trigliserit birikimi ortaya koymada güvenilir bir kriterdir. Kanda insülin, trigliserit, ürik asit, LDL kolesterol, tokluk kan şekeri, HbAIc düzeylerinin belirlenmesi tanı için kullanılan diğer testlerdir.

Özellikle orta yaşlardan itibaren ideal kilonuzu korumanız ve karın çevrenizdeki yağ birikimini ve bel çevrenizdeki genişlemeyi (göbek oluşumunu) dikkatle izlemeniz gerekmektedir. Kan basıncı yüksekliği, kan yağı dengesinde trigliserit artışı, HDL kolesterol azalışı ve LDL kolesterol artışı şeklindeki değişmeler ile kan şekerindeki yükselme eğilimi de araştırılması gereken belirtilerdir.

Sağlıksız beslenme ve sigara kötü genetik mirası tetikler

Metabolik sendromun gelişmesine neden olan temel faktörün genetik miras olduğu doğrudur. Ama genetik miras metabolik sendromda da bir kader değildir. Hareketsiz bir yaşam biçimi, toplam kalorisi ve karbonhidrat miktarı yüksek, doymuş yağdan zengin, posadan fakir bir beslenme tarzı, sürekli kilo almak ve sigara içmek sahip olduğunuz bu genetik mirası erken yaşlarda elde etmeniz için yeterlidir.

Eğer genetik mirasınızı bir kader olmaktan çıkarmak, metabolik sendroma eğiliminizi ertelemek ya da ortadan kaldırmak istiyorsanız siz yaşlandıkça belinize ve göbeğinize yapışan kilolara engel olmalı, fiziksel aktivitenizi artırmalı, beslenmenizde, posaya, sebze ve meyvelere, tam tahıllara daha çok yer vermeli, doymuş yağ tüketiminizi sınırlamalı ve kilo almamalısınız.

Metabolik sendrom tedavisi mutlaka bir uzman hekim tarafından yürütülmelidir. Bel çevrenizdeki fazla kiloları vermeniz için kalorisi kısıtlı bir diyet ve fiziksel aktiviteyi artırıcı yöntemler öncelikli yaklaşımlardır. İlaç tedavisi ile enerji alımı ve harcanması arasındaki dengenin de değiştirilmesine çalışılır. Enerji alımı, iştahı baskılayarak, doygunluk hissini artırarak ya da besin maddelerinin emilmesini azaltarak başarılabilir.

Doğru beslenin, daha çok hareket edin

Metabolik sendrom, yaşam sürenizi kısaltan, kalp krizi ve felç gibi ani ölümlerde önemli bir rol oynayan, ayrıca hızlanmış ve ağır damar sertliğine, erişkin tipi şeker hastalığına ve hipertansiyona yol açan çok önemli bir sağlık sorunudur. Metabolik sendrom, genetik miras ile yüklenilen bir sağlık sorununun önlenmesi ve tedavisinde sağlıklı yaşam tarzı seçimlerinin ne kadar önemli olduğunu gösteren doğru bir örnektir. Doğru beslenir, fiziksel aktivinezi arttırır, ideal kilonuzu korur ve göbeklenmezseniz metabolik sendrom ile karşılaşma olasılığınız pek azalır. Bizim önerimiz, özellikle orta yaşlardan itibaren ideal kilonuzu korumanız, bel çevrenizi, kan basıncınızı, kan şekerinizi, trigliserit, LDL kolesterol ve ürik asit düzeylerinizi dikkatle izlemeniz ve gereğinde konunun uzmanı bir doktorla işbirliği yapmanızdır.

Yaşamınızın kalitesini seçimleriniz belirler
Son 10 yılda yaşam biçimi değişikliklerinin sağlığı koruma ve geliştirmede, fiziksel ve ruhsal performansı arttırmada ne kadar önemli olabilecekleri daha iyi anlaşıldı.

Yaşam biçimi değişimlerinin sadece sağlığı koruyucu ve performansı arttırıcı değil, hastalıklardan korunma ve hatta tedavi edici olabilecekleri kavrandı.

ÇEVRESEL faktörlerin yaşam kalitesini bozan, yaşam süresini kısaltan temel sağlık sorunlarının en önemli belirleyicileri olduğundan kuşku duyuyorsanız, kansere bağlı ölümlerin çevresel etkenlerle ilişkisini gösteren tabloya bakmanız yeterlidir:

Çevresel faktörler içerisinde beslenmenin en önemli etken olduğu kuşkusuzdur. En önemli sağlık sorunlarından kanserin beslenme ile ilişkisi çok belirgindir. Beslenme-kanser ilişkisini belirleyen faktörlerin neler olduğunu şöyle sıralayabiliriz:

Besinlerdeki karsinojenler (Doğal karsinojenler, zararlı besin katkıları, üretimde uygulanan işlemler)

Yüksek kalori alımı

Yüksek vücut ağırlığı (Fazla kiloluk veya şişmanlık)

Düşük sebze-meyve alımı

Diyetsel yağların çok fazla alımı

Düşük lif-posa içeren beslenme tarzı

Fazla alkol tüketimi

Kalın bağırsaklarda doğal floranın bozulması

DOĞAL KANSER AJANLARI

Bilinçsiz beslenmenin kanser oluşumunu tetikleyebildiği de akıllı beslenmenin kansere karşı doğal bir baraj oluşturduğu da bilimsel bir gerçektir. Antioksidanların, fito-hormonların, bazı vitamin ve minerallerin, CLA gibi besin desteklerinin, antikarsinojenik (kanser oluşumunu engelleyici) etkileri olduğunu biliyoruz. Doğal antikarsinojenik ajanlar şunlar:

Antioksidanlar (Likopen ve resveratrol)

Hormonlara benzer etki gösteren bitkisel maddeler (Örnek: isoflavonoidler)

Bazı vitaminler (B6, folik asit, B12, E, C, A/beta-karoten)

CLA (Konjuge linoleik asit)

Bazı fitokimyasallar ve bitki özleri

Bazı mineraller (kalsiyum ve selenyum)

Doğru beslen hastalıktan korun

Beslenmenin sağlığınız üzerindeki olumlu veya olumsuz etkisinin sadece kanserlerle ilişkili olduğunu sanmayın. Doğru ve akıllı beslenerek şeker hastalığından, hipertansiyondan, koroner aterosklerotik kalp hastalığı ve guttan korunabilirsiniz. Eğer bu hastalıklardan herhangi birine yakalandıysanız iyi bir beslenme planı hastalıkla mücadelenizi kolaylaştıracaktır.

OLUMSUZ GENETİK MİRASA KARŞI BESİNLER SAĞLIĞINIZI NASIL EKTİLER

Genetik mirasında hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği veya insülin direnci sendromu (metabolik sendrom) bulunan biriyseniz sadece doğru beslenerek bu mirasi sonsuza kadar reddetmek veya olumsuz mirasın zararlarından daha az etkilenmek sizin elinizdedir.

Yukarıdaki sorunlardan herhangi birisi anneniz, babanız, kardeşleriniz veya diğer birinci derece akrabalarınızda varsa siz sadece beslenmenize dikkat ederek, beslenme planınızın toplam kalori içeriği, şeker yükü, kolesterol miktarı, tuz, potasyum, magnezyum ve lif-posa miktarına dikkat ederek bu olumsuz mirasları sahiplenmeyebilirsiniz.

Bu durumun tamamen tersi de geçerlidir. Eğer ailenizden size geçen bu genetik olumsuzlukların sağlığınızı bozucu sonuçlarına bir an önce kavuşmak istiyorsanız beslenmenize hiç özen göstermemeniz, yediğinize, içtiğinize dikkat etmemeniz yeterlidir.

Kilolarınızı giderek arttırıp, beden kitle indeksinizi her yıl biraz daha çoğaltarak, daha fazla kalori kullanıp, tükettiğiniz karbonhidratların glisemik indeks değerlerine bakmayarak, kolesterolü, tuzu, fazlaca kullanarak kötü genetik mirasınıza bir an önce kavuşabilirsiniz.

Kısacası yaşam biçimi seçimleriniz hayatınızı derinden etkiliyor. Doğru veya yanlış seçimlerle sorunları biraz da siz yaratıyorsunuz.

Hayat kriterinizi bozabiliyorsunuz. 2005’te daha doğru seçim-ler yapabi-lirsiniz. Karar sizin elinizde.

Yağlanma

* Aydın’dan “Ü. Y” mektubunda özetle diyor ki;
“Göbeğimde ve bel bölgesinde aşırı yağlanma var. Bunları nasıl eritebilirim?”
Kilosu normalden fazla olan kimselerde göbekte, omuz ve sırt bölgelerinde, kalçalarda yağlanma olur. Bunların eritilebilmesi için öncelikle alınan gıdalardaki kalori miktarını azaltmalıdır. Sonra bol hareket yapmalıdır. Spor faaliyetleri çok faydalıdır. Bunları devamlı ve düzenli yapmak lazımdır. Her bölgenin yağını eritmek için değişik hareket yapmak gerekir. Bel hareketleri o bölgedeki yağları eritir, karın adalelerini güçlendirir. Yürüyüş yapmak veya bisiklet sürmek kalçalardaki yağları ortadan kaldırır. Yukarıda belirttiğimiz gibi hem gıdanıza dikkat edeceksiniz hem de hareketleri devamlı yapacaksınız.

Bel Çevresindeki Yağlar Nasıl Eritilir hakkinda aciklamalar Bel Çevresindeki Yağlar Nasıl Eritilir konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Bel Çevresindeki Yağlar Nasıl Eritilir, bel çevresindeki yağları eritmek için, Bel çevresi yağları, bel çevresi yağları nasıl eritilir, beldeki yağlar nasıl eritilir

 

 

Kadınlar için Diyet Listesi Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 13
Hamilelikte karın çatlakları
Okunma: 12
Bacak ağrısı Bacak ağrıları
Okunma: 11
Selülit kremleri
Okunma: 9
ilk gece korkusunu nasıl yenebilirim
Okunma: 5
Çeyiz Listesi
Okunma: 4
Cinsiyet belirleme yöntemleri
Okunma: 4
Kil maskesi
Okunma: 3
Stres Topu
Okunma: 3
Safra kesesi taşlarının bitkisel tedavisi
Okunma: 3
Gözaltı torbaları neden oluşur
Resim
Pilav Tarifleri
Pilav Tarifleri

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!