Anne babalar genelde çocuklarının arkadaşlarını bilmek, onları kontrol etmek isterler. Ama artık devir değişti. Hem çocuklar, hem de büyükler Internet aracılığıyla kurdukları arkadaşlıklarını geliştiriyorlar...
Pedagoglar, çocukların arkadaş seçimine büyük özen gösterilmesini hep tekrarlar dururlar. Anne babalar da çocuklarının arkadaşlarını tanımaya can atarlar. Çoğu zaman gençlere sezdirilmeden arkadaşlar sıkı bir kontrolden geçirilir. Çocukların ve gençlerin anne babalarından çok arkadaşlarının etkisinde kaldıkları düşünüldüğü için arkadaşlar ince elenip sık dokunur.
Bilgisayar ve Internet merakı, aslında anne ve babaların işini zorlaştırdı. Bilgisayar monitörünün karşısına geçen çocuklar, gençler bir iki tuşa basarak, ellerinin altından hiç ayırmadıkları 'mouse'u şöyle biraz hareket ettirerek yeni bir arkadaşla buluşmuş oluyorlar. Bu arkadaşları aile büyüklerinin tanımaları tabii ki olanaksız. Çocukların ve gençlerin Internet arkadaşları konusunda GH Dergisi bir araştırma düzenledi. Bu araştırmanın sonucunda Internet yoluyla arkadaşlık yapmak isteyenlerin belirli bazı özelliklere sahip oldukları saptandı. İşte bir genelleme olarak sanal dünyada arkadaş arayanlar...
Delikanlı ergenlik çağındadır. Anne ve babasına soramadığı soruları Internet hattındaki bilgili arkadaş ona birer birer cevaplamaktadır. Bu delikanlı adayı, boş zamanlarını odasında bilgisayarının başında geçirir. Bazı geceler, sabahın ilk ışıkları odasına dolarken o hala cinsellikle ilgili sorularına Internet'ten cevap almakla meşguldür. Gün içinde biri odasına girecek olsa, delikanlı hemen 'kapat' tuşuna basıp ekrandaki görüntünün kaybolmasını sağlar. Anne ve babalar çocuklarının saatlerce yerinden kıpırdamadan ekran karşısında oturmasından tedirgin olurlar. Onun Internet'te okul ödevi hazırlamayıp cinsel bilgilerini geliştirmekle meşgul olduğunu bilemezler. Ergenlik çağındaki gençlerin Internet'te özellikle cinsellikle ilgili konulara ağırlık verdikleri ve bu sitelerden kendilerine arkadaş aradıkları sanılıyor.
Erkek arkadaşıyla arası açılan genç kız ya da kız arkadaşından ayrılan delikanlı için Internet flörtü biçilmiş kaftan. Özellikle erkek arkadaş aramaktan çekinen genç kızlara Internet flörtü büyük kolaylık sağlıyor. Genç kız, aradığı ‘‘Bay Doğru’’yu Internet sitelerinden birinde bulacağına inandığı için bu sitelerde gezinti yapmaktan hiç bıkmıyor. Bir gün ekranda kendisine uygun bir erkekle karşılaşacağından emin. Internet aracılığıyla flört etmenin tehlikesi de yok. Eğer ekrandaki arkadaşıyla anlaşamayacağını anlarsa, arkadaşlığı kesmesi için bir tuşa basması yeterli olacak ve bu durumu kimse öğrenmeyecek. Dahası genç kız erkek arkadaşını kaybettiği için yaşıtları arasında alay konusu olmayacak. Bu genç kız, arkadaşlarıyla buluşup dedikodu yapmak yerine Internet sitelerinde gezinmeyi yeğler.
Genç sayılacak yaşta iş hayatına veda edip evlerine çekilenler Internet aracılığıyla yeni dostlar edinmeye bayılıyorlar. Internet sitelerinde gezinti yapıp dünya olayları hakkında bilgi edinmek hoşlarına gidiyor. Özellikle de Internet'te dedikodu yapmaya bayılıyorlar.
Çalışan kadının emekli olduktan sonra kendine yeni bir uğraş aramasını yadırgamamak gerek. Internet'ten edindiği arkadaşları onu gün boyunca oyalayabilirler. Telefonla eski arkadaşları arayıp sohbet etmek yerine, Internet'ten yeni dostlar edinmek daha çok hoşuna gidiyor.
Genç adam büyük bir olasılıkla 30 yaşlarındadır. Öğrencilik yıllarında hep başarılı olmuştur ve sonunda çalışma hayatına atılmıştır. Ama çalışmayı fazla sevmesi onu yalnızlığa mahkum etmiştir. İçine kapanık ve çekingen olduğu için işyerinde arkadaş edinmesi zordur. Ama evinde bilgisayarıyla başbaşa olunca her şey değişir. Internet sitelerinden edindiği arkadaşlarla bilgi alışverişinde bulunmak bu yalnızlıktan bunalan genç adamı sıkıntılarından kurtarır. Internet arkadaşlığına değer verir .
Anneler, çocuklarının sorularına doğru cevap verebilmek için nereye ve kime başvuracaklarını şaşırırlar. Genç anneler, ayrıca çocuklarını iyi yetiştirmek için de neler yapmaları gerektiğini onlara açıklayacak yetkili birini ararlar. İşte bu genç anneler Internet arkadaşlıkları sayesinde sorularına cevap bulabiliyorlar. Genellikle kendileri gibi genç yaşta anne olan kadınlarla kurdukları Internet arkadaşlığı uzun ömürlü oluyor. Ayrıca Internet sitelerini gezip, çocuklarının ödevleriyle ilgili sorularını da cevaplayabiliyorlar.
İnternet üzerinde sohbet (chat) imkanı sunan site sayısı artarken, kullanıcıların büyük bölümü kendileri hakkında gerçekleri söylemiyor.
Ege Üniversitesi’nden Ebru Çetin ve Nalan Yetim’in yaptığı bir araştırma, çarpıcı neticeler buldu. İzmir ve Mersin’deki internet cafelerde yapılan anketlere göre sohbet edenlerin ekserisi sanal ortamda cinsiyet değiştiriyor. Chat tutkunları sadece cinsiyetlerini değil, yaş, meslek, ad, gelir ve beğenmediği fiziksel özelliklerini de değiştiriyor.
Çocukların işi gücü oyun, gençler erotik siteleri geziyor. Aile sırlarını pazara çıkaranlar da az değil.
İnternetten bilgiye ulaşmak isteyenlerin sayısı mı? “Devede kulak!”
Hepsi yalan bu doğru
Sohbet odalarına katılanların yüzde 35’i yaşını, yüzde 32’si cinsiyetini, yüzde 38’i mesleğini, yüzde 77’si adını
ve yüzde 53’ü de fiziksel özelliklerini
değiştiriyor:
Kadın adına itibar fazla
Erkekler de chat ile kurulan ilişkilerde beklenenin üstünde cinsiyet değiştiriyor. Kadın adı kullanarak daha kolay arkadaş ediniyor ve adam işletip kafa buluyorlar.
Maksat sevgili bulmak
Araştırma sonuçlarına göre,internet kullanıcılarının büyük bölümü sohbet odalarına arkadaş ya da sevgili bulmak için giriyor. Ancak sohbet yolu ile sevgili bulmaya çalışan bilgisayar kullanıcılarından çok azı gerçek hayatta buluşuyor.
12 yaşından itibaren erotizm
Araştırmaya göre, 12-16 yaş grubu gençlerin erotizm içerikli sitelere daha çok girdiği tespit edildi. İnternet cafe sahipleri de ergenlik çağındaki gençlerin bu tür sitelere girdiklerini doğruluyorlar.
Kısa bir süre içinde üye sayısı 500 bini aşan Gayet.net adlı site, kendi yarattığı “buluşum teknolojileri” ifadesiyle birlikte anılıyor. İnternet üzerinden üyelerini buluşturan Gayet.net, testleriyle de birbirinden ilginç konularda nabız yokluyor. Kadın üyelerinin çoğunlukta olmasıyla da farklı bir konumda duran site, seçkin ve eğlenceli bir görüntü çiziyor.
Yayın süresine bakınca son derece genç bir site olmasına rağmen üye sayısı 500 bini geçen yeni buluşma noktası Gayet.net, üyelerine medeni bir ortamda iyi vakit geçirme imkânı sunuyor. Gayet.net ilgi çekici her türlü konuda yaptığı testler, üyelerine sunduğu e.günlük tutma, fotoğraf ekleyip albüm oluşturma, arkadaş ve arkadaş grubu oluşturma seçenekleriyle, bilinen “tanışma” kavramına yeni bir boyut kazandırıyor.
Yeni arkadaşlar edinmek, eğlenceli vakit geçirmek, ilginç konulardaki testleri çözüp yeni şeyler öğrenmek isteyenler için bu site iyi bir seçenek olabilir. Gayet.net’e üye olmak, iyi niyetli insanlar için çok kolay ama diğerleri için aynı şeyi söylemek zor. Profil dolduranlar, siteye üye olmak ve sitede kalabilmek için önce editörlerin onayından geçiyor, sonra da birbirlerine oy veriyor. Kendisine bir arkadaş grubu oluşturamayan ve yeterince olumlu oy alamayanlar siteden atılıyor.
“Bu kadar insan varken, aradığımı nasıl bulacağım” kaygısı taşıyanlar üzülmesin: Sistem, Gayet.net’e üye olurken oluşturduğunuz profile bakarak üyeler arasında karşılaştırma yapıyor ve size en uygun üyeleri sizinle buluşturuyor.
Gayet.net’in Arkadaş Listeleri size gösterilen ilgiyi tüm ayrıntılarıyla takip ediyor ve gerçek hayatta öğrenemeyeceğiniz bilgileri anında alıyorsunuz: Kim size baktı, kim sizi beğendi, hatta kim size hayran kaldı, kimlerle sohbet edebilirsiniz... Eğer size ilgi göstermesinden hoşlanmadığınız birileri varsa, onları hemen yasaklayabiliyor, hatta dilerseniz bir daha hiç görmüyorsunuz.
Bu “koruyucu kalkanlar” sayesinde Gayet.net, üyelerinin yaklaşık %55’i kadınlardan oluşan tek arkadaşlık sitesi olma unvanını doğal olarak kazanıyor.
Güldürürken düşündüren testler
Test deyip geçmeyin, bu testler kişiliğinizi ele veriyor. Kamuoyu yoklamalarının ortalama 1.500 kişiyle yapıldığı ülkemizde Gayet.net’in vasat testlerini 4-5 bin kişi çözüyor. Test konuları ve sonuçları da birbirinden ilginç. Örneğin “Ne tür bir çikolatasınız?” testinin sonucunda “fındıklı” da çıkabilirsiniz “bitter” de. “Bilgisayardan ne kadar anlıyorsunuz?” testinde “mouse teknisyeni” çıkanlar şaşırmasın. World of Warcraft’a ne kadar bağımlısınız, kıskanç mısınız, şımarık mı, Zekeriya Beyaz’ı ne kadar seviyorsunuz, ne kadar mobilsiniz, hangi yılların insanısınız, Spike Lee’den hareketle sinemaya bakışınız ne, peki ya zekânız? Hepsinin cevabı Gayet.net’te.
Gayet.net, kullanıcılarını son dönemin en popüler uygulamalarından biri olan e.günlüklerden (blog) de mahrum bırakmıyor. e.günlük yazanların sayısı, ne kadar çok insanın kendini anlatmak istediğini ortaya koyuyor.
İnternet aşklarına güvenmeyin
Alo Arkadaş hattı cinayetle bitti başlıklı bir
Sıradan bir cinayet haberi gibi görünse de, değildi. Çünkü haberden anlaşıldığına göre cinayeti işleyen üniversite öğrencisi 17 yaşında bir genç kız. Ölen ise, 40 yaşında evli ve altı çocuklu bir adam. Peki bu gencecik kızı bu cinayeti işlemeye iten neydi? Onunla bir arkadaş bulma hattında tanışmıştı. Bir süre telefonda arkadaşlık ettikten sonra, adam onu kandırıp kaçırmış, kızın ailesinin polise bildirmesi sonucu yakalanmıştı. Çıkartıldığı mahkemede tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Genç kız da yaşadığı utanç sonucu; belki intikam duygusu, belki de babasının teşvikiyle, ‘Namusumu temizledim’ diye vurup öldürmüştü.
İster sanal alemde, ister telefonda mesaj aracılığıyla kurulan arkadaşlıkların büyük bir bölümünün sahte bir dünya yarattığını, insanların gerçek kimliklerini gizlediklerini, karşılarındaki saf insanları kolaylıkla kandırabildiklerini, zaman zaman da büyük acılara, hatta işte böyle facialara yol açabileceğini hep söylemiyor muyum? Yazık değil mi, şimdi bu yıkılan hayatlara?
Neden insanlar bu sanal aleme bu kadar ilgi duymaya başladılar, hiç düşündünüz mü? Kendilerini bir başka kimlikte tanıtmak, bir hayali kişilik yaratmak, bu kişiliğe olmayan özellikler katmak işlerine geliyor da ondan. O güne kadar yapmak isteyip de yapamadıklarını bu alemde gerçekleştirmek, olmak isteyip de olamadıkları kadar özgür olmak, isteyip de olamadıkları kadar başarılı olmak, olamadıkları kadar güçlü görünmek ve karşısındakini gerçek kimliğiyle etkileyemeyeceği kadar etkileyebilmek için tabii. Ve gerçek ortaya çıkmadan önce kaçıp, ortaya çıktıkları o sanal alemde yok oluvermek, yeni heyecanlara yelken açabilmek için. Ne kadar sorunsuz, sorumsuz, değil mi?!
İşte size bir mektup ve bir örnek daha... Bir genç kızdan gelen bu mektup, bir acı gerçeği sergiliyor. O da sizleri uyarıyor, tıpkı benim sık sık yaptığım gibi.
Lütfen bu yazımı yayınlayın ki benim düştüğüm hataya başkaları düşmesin. Bir süre önce internette bana kendini jinekolog olarak tanıtan, ‘Ateş-i aşk’ rumuzlu bir beyle tanıştım. Önceleri onunla yazışmak istemediğimi söylememe rağmen ısrarcı davranarak beni kısa sürede güzel sözleriyle, iltifatlarıyla etkilemeyi başardı.
Sanal alemde tanışmamızdan üç hafta sonra beni telefonla aradığında çok heyecanlanmıştım. O günden sonra telefonda daha sık görüşmeye başladık. Bu arada bana evlenme teklif etti, 2005’in bizim evlenme yılımız olacağını söyledi, yeminler etti, sözler verdi; ne olursa olsun beni hiç bırakmayacaktı... ‘Sen benimsin, bana aitsin, karımsın’ diye beni sahipleniyordu... Hiç görmediğim, hiç tanımadığım birine büyük bir tutkuyla bağlanmıştım. Beni ne kadar çok sevdiğini, bensiz yaşayamayacağını, bana taptığını defalarca söylemiş ve yazmıştı. Ta o güne kadar.
Telefonda tanışmamızdan birbuçuk yıl sonra beni görmeye Antalya’ya geldiğinde çok mutluydum. Onu çok sevdiğim için onunla beraber olmaktan kaçınmadım. Ne yazık ki o beni hiç sevmemiş. Çünkü o günden hemen sonra ‘Beni unut’ dedi. Belki de sadece bana sahip olmaktı emeli. Ve ulaşmıştı emeline.
Adının Ahmet G. olduğunu söylemişti, büyük ihtimalle kendi gibi adı da sahteydi. Birbuçuk yıl boyunca duygularımla, kadınlık gururumla oynamış, benimle dalga geçmiş ve sonunda bana sahip olup, arkasına bile bakmadan çekip gitmişti.
Ona o kadar aşıktım ki, bazı şeylerin farkına varamadım. Şimdi çok mutsuzum. Tüm umudumu yitirdim, psikolojik tedavi görüyorum. Uzun süre hiçbir erkeğe güven duyamayacağımı biliyorum. Yanlış insanı seçmiş, yanlış ortamda yanlış insanla karşılaşmıştım. Günümüzde ilişkiler o kadar yüzeysel oldu, aldatmak o kadar kolaylaştı ki... Tabii aldatılmak da!
Artık herkes gününü gün etmeye bakıyor. Erkekler kolaylarına geldiği için sanal ilişkileri arıyorlar. İlişkinin başlangıcı her zaman heyecan verici oluyor, neşeli ve sorunsuz bir beraberlik onları mutlu ediyor. İltifatlar ederek, karşısındaki saf kişiyi heyecanlandıracak sözcükleri bularak, onun yalnızlığından yararlanarak, tıpkı avını ağına düşürmeyi başaran bir avcı gibi oluyorlar.
Ben onun gibi birini hak etmemiştim. Çünkü ben kötü niyetli, kötü ruhlu bir insan değilim. İnsanlara daima sevecen ve her zaman iyi niyetle yaklaştım, tek suçum sadece ona inanmak ve onu sevmekti.
Sanal bunalımlar
Aşk bunalımı, ergenlik bunalımı, ekonomik bunalım, siyasi bunalım ve daha bir çok bunalıma şimdi de sanal bunalımlar ilave oldu.
Aslında gelişen dünyanın çizgisine baktığınız zaman bunalımların da gelişmeler doğrultusunda yivme kazanacağı kesin. İşte örneği; sanal bunalımlar.
Bunun ne demek olduğunu bilgisayarı olanlar hemen anlayacak. Bilgisayarınız olmasa bile pek çok alanda hayatımıza girmiş olan bu cihazın marifetlerini sanırım herkes biliyor. En azından internet aracılığı ile kurulan arkadaşlıkları hatta aşkları bilmeyen yok gibi. Daha geçenlerde filmini bile yapıp gösterdiler. Hani şu Tom Hanks'in oynadığı ‘‘Mesajınız Var’’ adlı film.
Şimdi bununla bunalımın ne ilgisi var, diyeceksiniz... İnsanın dikkatini yönelttiği hemen her alanda bunalım var. Mesela, dikkatiniz arabaya yönelikse, hayalinizdeki arabaya sahip olamamanın bunalımına girebilirsiniz. Ya da arabınızı çizdikleri, soydukları veya park dertleri sonucunda bunalım ortaya çıkabilir. İşin gerçeği bu kadar çok arabaya karşılık (Her gün yenileri trafiğe çıkmaya devam ediyor) yolların pek değişmemesi sonucu ciddi bir ‘‘trafik bunalımı’’ zaten yaşanıyor.
İşte bunun gibi onlarca örnek sıralayabilirim. Bilgisayara bağlı ‘‘sanal bunalım’’da bunalımların bir başka çeşidini oluşturuyor.
Bilgisayarın başında oturup sabahlara kadar sohbet yapıyorsunuz. Tanımadığınız, bilmediğiniz, görmediğiniz kişilerle ahbap oluyorsunuz. İşi daha da öteye vardırıp aşık oluyorsunuz. Sonra da oturup kara kara düşünmeye başlıyorsunuz.
Düşünmeye başlamak, bunalımın başlangıcı oluyor. Sonrası da zaten geliyor.
Sanal alem, işin açıkçası hayal alemi oluyor. Bu demektir ki, bunalım denilen şey, zaten ‘‘sanal’’...
Ve bilgisayar denilen teknoloji ürünü olmasaydı da ‘‘sanal bunalım’’lar olacaktı. Çünkü, bunalımın kendisi zaten ''sanal''.
Sanırım her şey birbirine girdi. Aslında burada anlaşılması gereken tek bir sözcük var o da ''bunalım''ın kendisi.
Kimler bunalıma girer? Sadece ve sadece düşünen ‘‘beyin’’ler. Düşünmek de zaten sanal ortamın kendisi olduğuna göre, ‘‘bunalım’’ dediğimiz şey zaten sanal yani ‘‘hayal’’ bir şey. Sanırım, bu durum anlaşıldı.
Önce düşünüyorsunuz, sonra kurguluyorsunuz. Hayal ediyorsunuz ve sonra bunun gerçekliğini kabul ediyorsunuz. Sonra da gelsin bunalım...
Mesela geçen sene ‘‘Av hayvanları’’ ile ilgili bir bunalım yaşanmıştı. Yine bu zamanlar. Hatta hiçbir ahlak ve mantığa uymayacak kararlar alınmıştı. Sonra hepimizin sayesinde olmayacak bir şey oldu. Resmi gazetede yayınlandığı halde ‘‘karar’’ iptal edildi.
Buna ‘‘av hayvanları bunalımı’’ diyebiliriz. Ama bütün bunalımlarda olduğu gibi çok doğru ve yükselten bir sonuç alındı. Önce alınmış karar iptal edildi. Sonra, yani şimdi doğaya ve yaban hayata (bizim gibilerin) beklemeyecekleri bir yanıtla karşılaşıldı. Bu gerçekten yazılıp çizilecek kadar önemli.
Mesela geçen yıl haftada yedi güne çıkartılan (sonra değiştirilen) avlanma günü ikiye indirildi, gönlüm keşke tamamen yasak olsa, diyor. Fakat, bu önemli bir adım. Mesela, şu andaki bakanımız Sayın Arif Sezer usulsüz avlanma böyle giderse çok daha ciddi önlemler alınması gerektiğini hatta avcılığın tamamen yasaklanabileceği üzerine görüşler iletiyor.
Tabii içimden ‘‘evet, evet, öyle olmalı, hemen yasaklansın’’ diyor. Fakat, biliyorum ki, bir ata sporu olarak baş tacı edilen avcılık için büyük bir kayıp olacak. O zaman avcılar da yaklaşmakta olan tehlikenin farkına varıp avcılık sporunun ahlakına yakışır davransınlar da, bir de av sporuyla ilgili bunalım çıkmasın.
Şimdi sanal bunalımlardan nerelere geldik diyeceksiniz. Ama adı bunalım olan bir yazı her yerlere gidebilir ve ne yazan, ne de okuyan bunu tutabilir.
Düşünen beyinler için ilgilendikleri her alan bir bunalım konusu. Tabii bu arada hayatı karartacak denli içinden çıkılmaz görünen bunalımlar da var. Bu kişinin kendi potansiyeliyle ilgili bir durum.
Ancak, her ne olursa olsun ve bunalım adı ne olursa olsun, çıkmayı becerenler için ‘‘bunalım’’ iyi bir şey. Çünkü, bunalıma giren kişi ile o bunalımdan çıkan kişi, artık aynı kişi olmuyor. Yani bunalıma girerek nihayetinde dibe vuruyorsunuz. Ve dibe vurduğunuz zaman süratle çıkıyorsunuz. (Tabii bunalımınızı çözmüş olarak) Sonra, artık bunalım yaptığınız her ne ise, onun anlamı kalmıyor. Ve siz, yeni biri olarak hayata devam ediyorsunuz.
Sanal bunalımlar belki ‘‘bunalım’’ sözcüğüne yeni bir boyut katıyor fakat, aynı zamanda gerçeği vurguluyor
Hiçbir arkadaş, arkadaşlığını ispat edene kadar gerçek arkadaş değildir.
Beaumont Fletcher
İnternet arkadaşlığı aşka dönüştü
Bir yıl boyunca gerek internet aracılığıyla, gerekse telefon aracılığıyla olsun görüştük ama normal bir arkadaş olarak. O benimle her şeyini paylaştı, ben de onunla.
Bu arada ikimiz de birbirimize resim yollamıştık. Ben de, o da Antalya’da olmamıza rağmen ve kendisi benimle çok görüşmeyi istediği halde, nedense bir türlü o güveni kendimde bulup, onunla yüz yüze gelemedim. Yolladığı resimde çok yakışıklı olduğunu görünce, o güveni duyamadım.
Bir yıl böyle devam etti. Ben başka bir şehre yerleştim ama biz yine bu şekilde görüşmeye devam ettik. Bu arada kendisi askere gitti. O askerdeyken, nasıl olduysa, bilmiyorum ama bu güzel arkadaşlık, bu dostluk, sevgiye dönüştü.
Belki bu pek akıl kárı bir şey değil; bunun ben de farkındayım ama nedense bir türlü bir nokta koyamıyorum. Askerliğinin bitmesine 3 ay kaldı.
Allah kısmet ederse 3 ay sonra iki yıldan beri süren sanal aşkımla kavuşacağız ve anladığım kadarıyla onun niyeti ciddi. Sizce onu beklemekle ve güvenmekle doğru mu yapıyorum? Fikirlerinize çok ihtiyacım var.
RUMUZ: SANAL AŞK
Doğrusunu istersen internet aşklarına pek fazla güvenmem ben. Ama böyle 2 yıldır sürdüğüne göre ve arkadaşlıktan aşka dönüştüğüne göre, bu defa ciddiye benziyor. Demek ki samimi ve dürüst bir gençmiş.
Her zaman söylediğim gibi erkeklerin en zayıf ve ilgiye, sevgiye ihtiyaçları olan dönem askerlik dönemidir. Bu dönemde, eğer onun kalbini kazanmayı başardınsa, bu belki de ömür boyu sürebilir.
Tabii birbirinizi gördüğünüz zaman, yüz yüze görüştüğünüzde, bu büyünün bozulmamasını temenni ederim.
Sen her ne kadar, onun yakışıklı biri olduğunu düşünüp, kendine güven duymama eğilimindeysen de, hiç belli olmaz, belki sen onu karşında görünce, beğenmeyebilirsin. Bir hareketi, bir mimiği, yemek yerken bir davranışı bazen insanı iteleyebilir. Tabii aynı şey onun için de söz konusu.
Ama eğer her ikiniz de, karşılaştıktan sonra, aynı duyguları paylaşır, aynı içtenlikle birbirinize yakınlaşırsanız, bu beraberlik rahatlıkla yıllarca sürebilir. Tabii gönlünüzde evlilik varsa ve her şey yolundaysa, neden olmasın?
Birbirimizi görmeden evlenmemizi istiyor
Ben 17 yaşında bir genç kızım. İnternette biriyle tanıştım. Anladığım kadarıyla iyi bir genç, ama tek problem benimle evlenmek istemesi. Şimdiye kadar sadece telefonla görüştük. Çevresinde güzel kızlar olduğundan eminim. Beni hiç tanımamasına rağmen, neden beni seçtiğini merak ediyorum. O, 22 yaşında ve bana yakın bir semtte oturuyor. Beni görmek için ısrar ediyor. Ama ben onu iyi tanımadığım için tereddütteyim. Henüz çok erken, birbirimizi iyi tanıdığımız söylenemez. Buna rağmen çok aceleci davranıyor. Bense biraz zaman istiyorum. Şimdiye kadar yalnız internette ve telefonda görüşmemize rağmen, ‘Sen liseyi bitirince hemen evlenelim’ diyor. Telefondaki konuşmalarından, kişiliğini beğeniyorum. Ama yine de kararsızım.
Kesinlikle haklısın . Ben de bu tür ilişkilere akıl erdiremiyorum. Yalnızca sanal alemde, birbirinin yüzünü görmeden, gözlerine bakmadan nasıl olur da insanlar birbirlerini tanıdıklarını düşünür, sevdiğine karar verir, evlenmeye kalkışırlar, anlayabilmiş değilim. Bu insanların samimiyetine de inanmıyorum. Bunun için, bana gelen mektuplara bakmak bile yeterli... Bence onunla karşılaşmalı, yüz yüze görüşmeli, uzun bir süre bu arkadaşlığını sürdürmeli, böyle ciddi bir kararı ancak bundan sonra almalısın. Tabii bu arkadaşlık sırasında onu yakından tanıyınca, düşüncelerin değişmezse. Sana son derece dikkatli olmanı, asla onunla bir evde buluşmaya kalkışmamanı, arkadaşlarının olduğunu söylese de evine gitmemeni tavsiye ederim. Bu konuda beklenmedik olaylarla karşılaşman mümkün ki, son derece temkinli olmalısın. Bu sanal alem aşkları insanın başına öyle işler açabiliyor ki, kuşku duyman çok doğal. Hiç kimsenin, bir-iki telefon görüşmesi sonunda ‘çok iyi bir insan’ olduğuna karar verilemez...
Sanal ortamda hayal kırıklığına uğramayın
Bilmem ki sen de olmasan bizler -özellikle de gençler- ne yapardık? İyi ki varsın demekten başka elimden ne gelir ki? Kalemine ve yüreğine sağlık... Seni seviyoruz...
Sen ki ne zamandır gençleri sanal ortama karşı dikkatli olmaya yönlendiriyor, özellikle de benim gibi genç kızların bu konuda daha dikkatli olması gerektiğini öğütleyip duruyorsun. Neden insanlar senin öğütlerini kulaklarına küpe yapmıyorlar da ancak başları sıkışınca sana başvuruyorlar. Bunu anlamakta güçlük çekiyorum. İnsanlar gerçek yaşamda bile birbirlerine güvenemezken, sanal ortamda nasıl güvensinler?
Yazılarını küçüklüğümden beri okurum ; şu son dönem, özellikle de sanal ortamla ilgili sana birçok yazı geldi, sen de bunları yayınladın. Yazıların çoğu hüzün kokuyordu, umusuzluk ve mutsuzluk doluydu.
Sanal ortamda tanışan ve seninle sevincini paylaşan kaç kişi tanıdın şimdiye kadar, merak ediyorum.
Elbette, bu şekilde iyi arkadaşlıklar ve dostluklar kuranlar da vardır ama inanın bunlar azınlıktadır. Buradan genç arkadaşlarıma söyleyeceğim: namusu, gururlu arkadaşlarımın, iyi tanımadıkları ve sanal ortamda tanıştıkları bir erkekle buluşup evlerine gitmesinler. Bazı tekliflerini kabul etmesinler, para yardımı yapmasınlar. Değer yargılarına uygun bir şekilde hareket etsinler. Kendilerine yakışmayacak bir davranışta bulunmasınlar. Ardından üzülebileceklerini düşünsünler; kimseye güvenmesinler. Sonradan karşı tarafı suçlamak boşuna; İnsanlar hatayı önce kendilerinde aramalılar diye düşünüyorum; çünkü her davranışın olumlu veya olumsuz bir getirisinin ve sonucunun olduğuna inanıyorum ben.Yazımı yayınlarsanız belki bu sanal ortam konusunda arkadaşlarımı bir kez daha uyarmış olacaksınız.
Oh içime su serptin hiç değilse benim gibi düşünen bir genç çıktı. Çünkü ben her ne kadar bu konuda dikkat çekmeye çalıştımsa da, beni çok kuşkucu olmakla suçlayanlar, her internet arkadaşlığının mutlaka kötü sonuçlanmayacağını, bu şekilde evlenen çiftlerin de olduğunu söyleyenler çıktı.
Oysa ben mümkün olduğu kadar objektif davranmaya, tek yönlü düşünmemeye gayret ediyorum. Ama bana gelen birçok mektup öylesine üzücü ve hayal kırıklığı yaratacak türden ki, elimde olmadan bu tür arkadaşlıklara karşı gençleri uyarmak gereği duyuyorum. Zaten ben internetten arkadaşlık kurmayın, demiyorum. Sadece uyarmak için söylediğim, çok dikkatli olmaları, karşılarındakine gözü kapalı güvenmemeleri.
Ablam internette tanıştığı birine aşık
20 yaşında bir ablam var; kendisi üniversite öğrencisi ama bu sene tekrar üniversite sınavına hazırlanıyor.
Çünkü Ankara’da okumak istiyor. Bütün bunlar gayet normal, ama geçen gün dertleşirken bana bir sevgilisi olduğunu ve üstelik internet’te tanıştıklarını söyledi. Fotoğraflarını gösterdi, hoş bir çocuk ona bir itirazım yok; ama öyle bir ortamda tanışmalarını kaldıramıyorum bir türlü. Telefonda konuşuyorlar saatlerce, mesajlaşıyorlar. Anladım, birbirlerini deli gibi seviyorlar.
Bu genç Konya’da okuyor, son sınıfta. Ablamla evlilik planları yapmaya başlamışlar. Çocuklarının adını bile koymuşlar. Ankara’da oturma planları yapıyorlar.
Her şeyi konuşmuşlar. Hatta ablam bana öyle bir anlatıyor ki; "O askere gidecek, gelecek işlerini yoluna koyacak ve ben de o sırada okulumu bitireceğim" gibi cümleler duyuyorum ağzından. İyi bir gence benziyor; çalışkan, hırslı, hedefleri var. Çok da iyi anlaşıyorlar; ama onlar evlenirlerse, internet’te tanıştıkları aklımdan hiçbir şekilde çıkmayacak.
internet’ten tanışanlar mutlu olabilirler mi gerçekten? Ne olursun bana akıl fikir ver. Bu durumu kabullenmeli miyim? Yoksa engel mi olmalıyım? Ben ikisini nasıl ayırayım? Ya da ayırmamalı mıyım?
Her şeyden önce sevgili küçük kız kardeş, ablanın hayatına bu denli karışmak ve hayallerini yıkmak hakkını kendinde nasıl buluyorsun, onu sormalıyım sana? Ben de internet aşklarına pek sıcak bakmasam da; internet ilişkilerine kendini kaptıranları gerçek hayattan kopuk, hayal aleminde yaşayan, gerçeklerle karşılaşmaktan korkan, çekingen, kendini gizlemeyi seven insanlar olarak görsem de; bu konuda elbette istisnalar olduğunun farkındayım.
Bu tür ilişkilerde beni en çok korkutan, sanal alemde insanın kolaylıkla yalan söyleyip, karşısındakini kandırması. Örneğin evli olduğunu saklayıp, karşı cinsle yakınlaşmaya çalışması; ya da en azından gerçek kimliğini saklayıp, bambaşka bir kimlikle kendini tanıtmaya çalışması. Ki bu ortamda çok sık görülüyor.
Burada ise sanırım birbirlerini iyice tanımış, evlenmeye karar vermiş, ciddi bir beraberlik yaşayan bir çift söz konusu. Eminim ablan bu genç adamla yüz yüze de görüşmüş, onun hakkında tüm gerçekleri öğrenmiştir.
Onu bu derece sevdiğine ve karşılık gördüğüne göre, onun için endişe etmen yersiz. Onları ayırmayı düşünmen, ablanın bu ilişkisine bu derece karışman yakışık almaz. Üstelik bu sana düşmez. Annen ve baban gerekirse ablana engel olurlar. Ama umarım, bu genç ablanı hayal kırıklığına uğratmaz. Ama ne olursa olsun, senin bu olaya bu derecede karışmaman gerekir. Ablandan ayrılmak seni korkutuyor olmasın sakın?
Sanal da sanalmış!
İnternette kurulan sanal ilişkilerde cinsiyet, yaş, meslek, fizikî durumlar değiştiriliyor. Erkekler, internette kadın rolüne girip arkadaş arıyorlar. İnternet aracılığıyla kurulan sanal ilişkilerde kullanıcılar cinsiyet, yaş, meslek, isim, gelir ve beğenmediği fiziksel özelliklerini değiştirerek kendilerini yeni bir kimlikle tanımlıyorlar. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Ebru Çetin Güler ve Nalan Yetim tarafından İzmir ve Mersin'de 240 internet kullanıcısı üzerinde yapılan araştırmada ilginç sonuçlar ortaya çıktı.
Yapılan araştırmada katılanların yüzde 35'inin yaşını, yüzde 32'sinin cinsiyetini, yüzde 38'inin mesleğini, yüzde 77'sinin ismini ve yüzde 53'ünün ise beğenmediği fiziksel özelliklerini değiştirerek iletişim kurduğunu ifade eden Ebru Çetin Güler, erkeklerin kendilerini kadın olarak tanıtıp internette kolay arkadaş bulduklarını söyledi. Kişilerin başka birisinin adıyla ve özellikleriyle internete girdiğinde rahatladığına dikkat çeken Güler, "Cinsiyet değiştirme boyutundaki ilginç bulgulardan biri erkeklerde chat ile kurulan ilişkilerde beklenenin üstünde cinsiyet değiştirmeye rastlanmasıdır. Erkeklerin cinsiyet kategorilerinde kendini kadın olarak tanımlamasının sebepleri araştırıldığında chat ile iletişimde daha kolay arkadaş edinmeyi sağladığı ve eğlence olsun diye bu yola başvurulduğuna ilişkin yanıtlar alınmıştır." şeklinde konuştu. Araştırmada, "Bireylerin gerçek yaşamda arkadaş edinme yolları ve sosyal ilişkilerdeki başarısız deneyimleri sonucu toplumsal yaşamdan kopuşa doğru yönelmeleri sanal ortamın çekiciliğini daha da artırmaktadır." denildi.
Anahtar Kelimeler:Sanal arkadaşlık,sanal arkadaşlıklar,sanal arkadaşlık siteleri,Sanal arkadaş,Sanal Arkadaş Arayanlar