|
Meyve yiyemeyen çocuklar
2012-02-19 14:36:15 Kadinlaricin.net sitesinde Meyve yiyemeyen çocuklar baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Meyve yiyemeyen çocuklar ile ilgili yazi bulunmaktadir.
Adına sefalet edebiyatı deyip çıkmışlar. Belki ben de düşünmeden kullanmışımdır bu ifadeyi. Dünya edebiyatının büyük ustaları Emile Zola’nın Dostoyevski’nin, Hügo’nun ve daha nicesinin zirve eserlerinde sefalet ve yokluk anlatılmıştır. Sefalet ve edebiyat tamlamasının karşısında bu dev isimlere ne denir peki? Bizde duygu sömürüsünün ağlarına takılmış yoksulluk. Hepsi olmasa da çoğu öyle. İdeolojinin buyruğuna girmiş. Sefalet edebiyatı yakıştırmasında yoksulluk ve ideoloji alışverişinden hoşnutsuzluk mu hakim acaba? Herhalde. Ama yoksulluk var işte, inkâr edilemez bir gerçek halinde bu ülkenin de yakasını bırakmamıştır. TGRT FM ve TGRT sunucularından Hülya Aksu Düzgün okula gitmek istemeyen bir çocuktan sözeden bir mektup yollamış, Sevgili Hülya Aksu Düzgün benim bir yazımdan etkilendiğini belirtiyor. Canlı yayınlarda ailelerin hayat hikayelerini aktarırken dört duvar sanılan evlerde yaşanan üzüntülere de tanık olduklarını anlatıyor. Geçende üç çocuklu bir anne ona içini dökmüş. Kıt kanaat geçinen daha doğrusu geçim sıkıntısı çeken bir aile bu; üç çocuğu da okula gidiyor. İlkokula giden en küçük çocuğu birgün “Anne bana beslenme çantası verme artık...” demiş. “Ben artık büyüdüm, evde de yerim.” Kadıncağız şaşırmış tabii. Sebep? Önceleri sebebini öğrenememiş anne. Çocuk soruyormuş, “Şu meyve ne kadar, bu meyve ne kadar?” diye. Neyse sonunda çözülmüş dili: “Anne ben ne zaman okula meyve getireceğim? Bütün arkadaşlarım getiriyor. Hepsi yiyorlar. Benim de canım istiyor. Eğer bana meyve vermeyecekseniz ben de okula gitmeyeceğim...” Dertli anne hançerlenmiş gibi. Kocası işsiz durumda. Kadıncağız intiharı düşünecek duruma gelmiş; neyse ki sevgili Hülya ona evde meşgul olabileceği, harçlığını çıkaracak bir iş bulmuş. Akmasa da damlar misali bu iş kadıncağıza yaşama şevki vermiş. Güzelim Türkiyemizde, bunca bolluklu bereketli ülkemizde bunlar da oluyor. Bir yazımda ben de böyle bir meyve hikayesi anlatmıştım. Kendi başımdan geçen... Dar ve bunalımlı bir dönem... Babam vefat etmiş, sıkıntıdayız, zor ayakta duruyoruz... Sevdiğimiz şeylere, meyveye gücümüz yetmiyor. Birgün dedim ki evdekilere, “Bugün yemek yemeyeceğiz!” “Niye?” diye sordular. “Çünkü...” dedim, “Bugün meyve alacağım paramızla... Sadece meyve... Elma, armut, portakal, mandalina, muz... Öyle de yaptım filemi mevsim meyveleriyle doldurarak eve büyük bir mutluluk taşıdım. Ve o günü hiç unutmadım. O günü kıymetli bir mücevher gibi sakladım: Yokluk günü, tuhaftır böyle hatırlanarak bana güç verdi. Sonrası? O gün meyveyi eve böyle yemekten keserek taşıyan ben, bugün meyveyi ağacımızdan koparıyorum. Evet, demek istiyorum ki o güzel anne biraz daha sabretsin ve çalışsın... El işi yapsın yemek yapıp satsın, dikiş diksin. Birşeyler satsın... Bütün bunlar birer sınavdır. O çocuklar hızla büyüyecekler ve kimbilir nelere, ne kolaylıklara kavuşacaklar... Hayat her zaman aşılmaz zorluklardan ibaret değil. Aklımızın ermeyeceği kolaylıklar da var. Yeter ki inanalım ve umudumuzu terketmeyelim. Meyve yiyemeyen çocuklar hakkinda aciklamalar Meyve yiyemeyen çocuklar konusunda bilgiler.
Anahtar Kelimeler:Meyve yiyemeyen çocuklar
|
|