|
Lösemi korkutmasın
Anne sütü lösemi riskini azaltıyor
Anne sütü alan çocuklarda lösemi riski yüzde 21 oranında azalıyor. ABD’deki Ulusal Kanser Enstitüsü’nün yayın organı Journal of the National Cancer Institute’de çıkan yazıda, Minneapolis’teki Minnesota Üniversitesi uzmanlarının araştırmalarını lösemi hastalığı üzerinde yoğunlaştırdıkları kaydedildi. Araştırma sonuçlarına göre, anne sütü çocukluk döneminde lösemi riskini azaltıyor.
Lösemililere müjde
Türkiye’nin ilk ‘Kemik İliği Merkezi’ 250 milyara Ankara Numune Hastanesi’nde kuruldu. Numune Hastanesi Başhekimi Osman Müftüoğlu, kemik iliği merkezinde A’dan Z’ye her türlü ayrıntının düşünüldüğünü belirterek, “Merkezde 2 tane kök hücre toplama makinesi var. 1 adet otomatik kontrollü dondurucu mevcut. 2 adet büyük saklama tankı mevcut. Her tankta da 96 hastanın kök hücreleri saklanabiliyor. Alınmış hücreler bu merkezde 10 yıla kadar saklanabilecek” diye konuştu.
EKONOMİYE KATKI Kurulan kemik iliği merkezi ile Türkiye’nin ekonomisine de büyük katkı sağlanacağını ifade eden Müftüoğlu, “ABD’de 150 ile 250 bin dolar arasında yaptırılan kemik iliği nakilleri ülkemizde kurulan merkezde 10 ile 15 bin dolar arasında yapılacak. Artık kemik iliği nakilleri için yurtdışına tonlarca para ödenmeyecek. Hiçbir vatandaşın kemik iliği bulunsun diye kampanya yapmasına da gerek kalmayacak” dedi. Kemik İliği Merkezi’nden sorumlu Doç. Dr. Taner Demirer, ünitelerinde hastalar için odaların özel hazırlandığını kaydederek, “Hastanemizde 10 tane hemşire, 2 pratisyen hekim, 3 sağlık memuru, 3 biyolog, 1 tıbbi teknisyen ve 3 tane de uzman Hematolog var. Ünitemiz akut lösemilere, meme, akciğer kanserlerine ve myaloma kanserlerine kök hücre transplantasyon yapacak durumda. Şu an hastanemizde 4 tane hasta yatıyor. Geçen ay 3 hastadan da hücre topladık. Ünitemizde hastalar tek odalarda kalıyor. Mikrop kapmayan zeminlerle döşendi. Hasta odalarına maske ile giriliyor. Hastaların yemekleri de kendilerine özel hazırlanmış olarak özel kaplarda geliyor” şeklinde konuştu.
Lösemiye yeni tedavi yöntemi
Lösemi hastalığının tedavisindeki gelişmeler sürerken, bir Türk bilim adamı da tedavi yöntemlerine bir yenisini ekledi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi Hematoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gönül Hiçsönmez, dünyada ilk kez, tedavi edilmesi zor olan Akut Myeloblastik Lösemi’nin 4 tipinde yüksek dozda steroid kullanarak, hastalarını sağlığına kavuşturdu. Yeni yöntemle, hastalık 3 gün ile 2 hafta arasında tedavi edilebiliyor. Prof. Hiçsönmez, yeni yöntemle kısa sürede daha fazla hastanın tedavi edilebileceğini, bu yöntemin hastalar için ümit verici ve daha iyi sonuçların alınabileceği bir tedavi şekli olduğunu belirtti. Prof. Hiçsönmez, yeni tedavi yöntemiyle bilimsel alanda Türkiye’nin en prestijli ödüllerinden, TÜBİTAK Bilim Ödülü’nün sahibi oldu.
Çocuk lösemisine çare
İngiliz Kan Kanseri Araştırmaları Vakfı’na bağlı çalışan bilim adamları, genetik bağlantıları hakkında son derece önemli ipuçlarına ulaştıklarını belirttikleri çocukluk dönemi kan kanserlerini önleyecek bir aşının geliştirilmesinin an meselesi olduğunu açıkladı. Belli genlerinde anormallikle dünyaya gelen çocukların kan kanserine yakalanmalarını önlemek için aşı geliştirilebileceğini belirten bilim adamları, hastalığa yakalanan çocukların ise “TEL-AML 1” adı verilen geni taşıdıklarına işaret etti. Bu geni taşıyan çocukların çok fazla olduklarını vurgulayan bilim adamları, yeni doğan bebeklerin yüzde 1’inin sonradan kan kanserine yol açan geni taşıdıklarını kaydetti. Bu rakamın kan kanserine yakalanan çocukların 100 katı olduğu belirtilirken, bebeğin ana rahminde olduğu sırada geliştirdiği genetik anomalinin, doğumdan sonraki iki-üç yıl içinde hastalığa yol açtığı ifade ediliyor.
Etkenler engellenecek Bilim adamlarına göre, sadece ana rahmi safhasındaki bu gen bozulması hastalığın sebebi değil, doğumdan sonraki bazı değişimler de çocuğun kan kanserine yakalanmasını tetikliyor. Prof. Mel Greaves, kendilerinin aşıyla bu doğum sonrası etkiyi ortadan kaldırmayı hedeflediklerini belirtirken, Kan Kanseri Araştırmaları Vakfı Bilim Komitesi Başkanı Dr. David Grant da bulguların doğum sonrası dönemde hastalığı tetikleyen unsurların ortadan kaldırılması için geliştirilecek bir aşıya yardımcı olmasını umduklarını bildirdi.
Lösemiyi öldüren gen
Promiyelositik lösemi hücrelerini öldürebilen bir genin tesbit edildiği açıklandı. ABD’deki Dartmouth Tıp Okulu araştırmacıları, A vitamininden elde ettikleri bir bileşimi kullanarak, promiyelositik lösemi hücrelerini öldürebilen “UBE1L” genini aktive etmeyi başardı. A vitamininden elde edilen retinoik asidi kullanarak, kan kanserinin az görülen, ancak öldürücü türü olan akut promiyelositik lösemiye (APL) karşı başarı sağlayan araştırmacılar, bileşimin başka kanser hücreleri üzerinde de öldürücü etki oluşturabileceğini düşünüyor.
Kanser de hedefte Araştırma sonucunun, kansere karşı yeni ilaçların geliştirilmesinde hedef olarak kullanılabileceği bildirildi. Retinoik asid UBE1L genini kanser hücrelerine karşı aktif hale geçirerek, kanser hücrelerinin ölümüne yol açıyor ve hastalığın hafiflemesini sağlıyor. Amerikan Ulusal Bilim Akademisi tarafından yayımlanan Proceedings adlı dergide yer alan araştırma raporunda, kanser hücrelerinin öldürülmesi açısından araştırmanın büyük önem taşıdığı belirtildi.
Yeni bir lösemi bulundu
Bilim adamları, bazı çocukların standart tedavilere neden cevap vermediklerini ortaya koyabilecek yeni bir lösemi çeşidi bulduklarını açıkladılar. Boston Dana-Farber Kanser Enstitüsü’ndeki bilim adamları, gen teknolojisini kullanarak, akut lenfoblastic lösemi (ALL) adındaki löseminin değişik bir formunu ortaya çıkardılar. Bu buluşun tedaviye iyi cevap vermeyen hastalar için yeni bir tedavi anlamına geleceği düşünülüyor. Yeni tanımlanan lösemi çeşidinin, vücuttaki 11. kromozomun yerinden kopması ve kendini başka bir kromozomla birleştirmesiyle ortaya çıktığı belirtiliyor. Bu kromozom değişikliğine sahip olan hastaların diğer lösemi hastalarından farklı bir gen yapısına sahip oldukları bildiriliyor. Lösemi Araştırma Merkezi’nin sözcüsü ise son çalışmaların, yeni tedavi biçimlerinin gerekliliğini ortaya koyduğunu belirtti.
Lösemi korkutmasın
SSK Okmeydanı Hastanesi Çocuk Hematoloji Uzmanı Dr. Figen Pekün, lösemi tedavisinin ülkemizde mümkün olduğunu ve başarı şansının da yüzde 90’a çıktığını anlattı. İzmit’te MDS hastası Esin Köse’nin hastalığının lösemiye geçişi sebebiyle tedavisinin zorlaştığını ve tedaviye cevabın geç olabileceğini kaydeden Dr. Pekün, “Transplantasyon zamanında yapılmaydı, kurtulma şansı bulabilirdi. Ülkemizde kemik iliği nakli konusunda vatandaşlarımız yeterince bilgili değil. Bu da birçok çocuğun aylarca hastanede kalmasına ve günlerce nakil için beklemesine yol açıyor” dedi.
100 binde 5 çocuk Dr. Figen Pekün, çocuklarda en sık görülen kanser türünün ‘lösemi’ olduğunu belirterek, “Beyaz ırkta çocukluk çağında löseminin sıklığı 100 bin çocukta 5 civarındadır. Hastalık en sık 2 - 5 yaşları arasında görülür. Bu dönem çocuklarda lenf dokusunun en aktif olduğu dönemdir” dedi.
Şansları yüksek Löseminin çocukluk çağında görülen kanserler arasında tedavi şansı en yüksek olanlarından biri olduğunu ifade eden Dr. Pekün, şöyle konuştu: “Günümüzün modern tedavi yöntemleri ile akut löseminin genel anlamda tedavi şansı yüzde 70 - 75’dir. Bazı Lösemi tiplerinde bu oran yüzde 90’ın üzerine çıkmaktadır. Ülkemizde löseminin her türlü tedavisi en modern şartlarda ve yurt dışından çok daha ucuza yapılabilmektedir. Bunun için yurt dışına gitmek gereksizdir. Lösemi tam donanımlı ve Çocuk Kan ve Kanser Hastalıkları bölümü bulunan bir hastanede tedavi edilmelidir. Bu hastalığın tedavisi ancak bu konudaki uzman kişiler tarafından yapılmalıdır.”
Tedavi 3-5 yıl sürüyor Lösemi tedavisinin 3 ila 5 yıl arasında değiştiğini kaydeden Ankara Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı (LÖSEV) Genel Koordinatörü Hülya Ünver, “Son derece pahalı bir hastalıktır. Türkiye genelinde, lösemi tedavisi gören ailelerinin yüzde 75’inin gelir düzeyi 200 milyonun altında ve yüzde 12’sinin hiçbir sosyal güvencesi bulunmamaktadır” dedi. Löseminin, uzun ve pahalı bir tedavi gerektirdiğine dikkat çeken Hülya Ünver, lösemi tanısı alan vakalara haftada, ayda bir damardan verilen çok sayıda ilaç ve kemoterapi tedavisiyle 3 yıl kadar süren bir tedavi uygulandığını açıkladı. Bu tedavi sonucunda yüzde 90 oranında tamamen iyileşme sağlanabildiğini kaydeden Ünver, “Yanlızca yüzde 5 oranındaki vakalarda ve uygun durumlarda kemik iliği nakli yapılıyor” dedi. Tedavinin seyriyle ilgili Hülya Ünver şu açıklamada bulundu: “Tedavi öncelikle genel durumun düzeltilmesi yöntemleri ile başlar. Bu safhada kan veya kanın içindeki özel hücrelerin donörlerden (gönüllü kan verici kişi) alınarak lösemili hastaya verilmesi, enfeksiyon mevcutsa gerekli mücadelelerin yapılması, böbreklerin, karaciğer ve kalbin kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinden korunma tedbirlerinin alınması önem taşır.”
| |