Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler

» Kütüphanelerin faydaları

Kütüphanelerin faydaları

2010-07-30 12:55:14 Kadinlaricin.net sitesinde Kütüphanelerin faydaları baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Kütüphanelerin faydaları ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Kütüphanelerin faydaları

 

Kütüphanesiz okullar ülkesi
Türkiye'de kitap okunmuyor! Bu yargıyı içeren yazılar, yorumlar son günlerde çoğaldı. Oysa büyük kentlerde kitap piyasası son derece hareketli. Birbiri ardına büyük kitabevleri açılıyor; her saat kitap meraklılarıyla hıncahınç doluyor. Ama ya Anadolu? Koca fabrikalar, dev alışveriş mağazalarıyla bezenen ‘Anadolu kaplanları’nın kitaba ilgisi ne alemde? Maalesef, evet maalesef içler acısı bir düzeyde. Gaziantep'ten iyi örnek olur mu? Yollar pırıl pırıl, mega süper marketler cıvıl cıvıl, ekonomide işler tıkırında. Kültürel cephe ise durgun. En büyük kitapçının günlük cirosu 10-25 milyon lira! Beş bin öğrencinin bulunduğu üniversite kampusünde satılan günlük gazete sayısı 20. Evet sadece 20. Bu iki rakam bile yeterli ipuçlarını veriyor. Büyük kentlerdeki kitap ilgisi, henüz Anadolu'ya yansımamış! O zaman da Batıyla yapılan kıyaslamalar, Türkiye'nin okur fakiri olduğu gerçeğini ortaya koyuyor. İllerdeki duruma tek tek bakılarak kıyaslamalar yapılması ise mümkün değil. Çünkü ne Kültür Bakanlığı'nda, ne de Devlet İstatistik Enstitüsü'nde bu tür istatistikler var! DİE'nin kültür istatistikleri, sadece müzeler ve kütüphanelere gidenlerin sayılarını içeriyor. Bu da gösteriyor ki, Kütüphaneler Genel Müdürlüğü, il düzeyindeki kitap dostluğunu bilebilecek tek kurum. Genel Müdür Gökçin Yalçın'a sorduk; gerçekten kitap okunmuyor mu?

Türkiye'de kitap okunmadığı yorumları son günlerde yoğunlaştı. Durum, kütüphaneler penceresinden nasıl görünüyor?

- Bu yorumları çok doğru bulmuyorum. Okuma düzeyi yeterli değil ama bir artış olduğunu gözlemliyorum. Kitap fuarları özellikle TÜYAP yüksek okuyucu kitlesine sahip. Her ne kadar ‘‘İnsanlar bakıyor, kitap almıyorlar’’ denilse de, bu fuarlar yayınevlerine gelir getiriyor. Öyle olmasa bu fuarlar yıllardır devam edemezdi. Onun dışında zaman zaman kitabevlerine gidiyorum ve gayet iyi kitap satışı yapıldığını görüyorum.

Bu hareketliliğin tüm kentlerdeki kitapçılar için geçerli olduğu söylenebilir mi?

- Hayır, hayır. Tüm Türkiye için geçerli değil. Ankara, İstanbul ve İzmir gibi yerlerde bunu gözlüyorum. Anadolu için sadece kütüphane istatistiklerine bakarak konuşuyorum. Bizim kütüphanelerimizde özellikle gezici kütüphanelerde ders kitabı dışında okunan roman, şiir, sanat, çocuk kitaplarının sayıları bayağı yüksek. Yeterli düzeyde mi? Değil kesinlikle.

Başka ülkelerle kıyasladığımızda nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?

- Kıyaslayacağınız diğer konulara paralel bir durum sözkonusu. Gelişmişlik düzeyi, insan hakları, demokratik uygulamalar, sanat, kitap ve dergi sayısı gibi birçok konuda onlar bizden çok yukarda. Örneğin İngiltere'deki kütüphane sayısı beş bine yakın, Türkiye'de ise sadece 1350. İngiltere'de iki bin kişiye, Türkiye'de 20 bin kişiye bir kütüphaneci düşüyor. Ülkemizde kütüphanecilik tanınmış, kabul edilmiş bir meslek bile değil. Oysa kütüphaneler demokrasinin kapılarıdır. Okuyan insanlardan oluşan bir toplum bugünkünden daha farklı olacaktır.

Kütüphanelerin faydalarıAma bunun için kitabın yaşamımızın başköşesine kurulması gerekli galiba.

- Haklısınız. Bakın yerli filmlerde, televizyon dizilerinde kesinlikle kitap okuyan bir insana rastlayamazsınız. Sigara, içki içen insanlar vardır ama asla kitap, dergi okuyan göremezsiniz. Ancak dışardan gelen filmlerde kitap okuyanlara, evlerdeki kütüphanelere rastlıyorsunuz.

Peki sorunun kaynağı nerede? Bu ülkenin insanlarının kitapla tanışıklığında, geçmişinde problem olduğu söylenebilir mi?

- Cumhuriyet'in ilk yıllarında okuyucu ve kitap sayısı çok yüksek. Bu ilgi zamanla gerilemiş. Belki nüfus artışının, eğitim sisteminin, kütüphane sayısının, okul sayısının etkisi var bunda.
Ya devletin kültür politikalarının katkısı?

- Evet, Hasan Ali Yücel'in Milli Eğitim Bakanlığı zamanında ilk tayin olan öğretmenin yanına, klasiklerden 150 kitap verilir, öğretmen atandığı yere o kitaplarla gidermiş. Öğretmen o kitapları okur ve okuturmuş. O öğretmenlerle bugünkülerin idealizme arasında büyük fark var. Bunda devletin eğitim ve kültür politikalarının rolü çok önemli. Bakın 8 yıllık eğitim güzel bir hareket. Başarıya ulaşmasını istiyoruz ama bu hareketin içerisinde kütüphane yok! Oysa laboratuvar, bilgisayar, spor salonları var.

Bu inanılmaz yaklaşıma Milli Eğitim yetkilileri ne diyorlar?

- Milli Eğitim'den üst düzey bir yetkiliyle bir görüşmemiz oldu. ‘‘Öğrenciler artık ezbere dayanmıyor, laboratuvarlarımız, bilgisayarlarımız var’’ diyordu. Araya girdim, ‘‘Kütüphanelerimiz de var, diyebiliyor musunuz?’’ dedim. ‘‘Bir gün onlar da olacak’’ dedi. Demek ki, kütüphane hala hedefler arasına alınmamış! İkincisi okul binaları projelerinde kütüphane yok. Bunun için birçok yazışmamız oldu. Geçen sene kütüphane haftasına Milli Eğitim'den bir müsteşar yardımcısı geldi, ‘‘Size müjde veriyorum, okul binalarının projelerine kütüphane de alınacaktır’’ dedi. O karar alınmış. Ama henüz görmedik. Oysa çocuklardaki okuma zevkinin geliştirilmesinde okulun rolü büyük. Asıl görev öğretmenlere düşüyor.

KÜTÜPHANEDE OKEY SESLERİ

Peki öğretmenler bu görevi yerine getirebiliyor mu? Ya da hiç olmazsa son yıllarda kitaba karşı olumlu yönde bir değişim var mı?

- Maalesef hayır. Ben öğretmen okulu mezunuyum. Sonra kütüphanecilik tahsili yaptım. Benim okulumun çok güzel bir kütüphanesi vardı. Öğretmenlerimiz ders dışında okumamıza çok önem verirlerdi. Şimdi böyle olduğunu zannetmiyorum. Kendisi okumayan öğretmenlerin öğrenciye ne verebildiğini merak ediyorum. 1970'lerin sonlarında öğretmen okulları öğretmen lisesine dönüştürülüp öğretmen yetiştirme sistemi değişince okuma alışkanlığı da iyice düştü.

Okullar kütüphane yoksunu mu şimdi?

- Mesela Bingöl, Malatya'ya gittim. Buralarda okulların kütüphanelerini gezmek istedim. Hepsinin kütüphanesi vardı ama kitaplar kilitli odalarda, kilitli dolaplardaydı. Anahtarlar da öğretmenin cebindeydi. O kitapları öğrenciye sunacak bir eleman yoktu. Zaten kitapların da çoğu öğretmen yayınıydı, eskiydi. Belki Özel okullarda, Anadolu liselerinde çok iyi kolleksiyona sahip kütüphaneler de vardır. Onlar da çok fonksiyonel değil.

Anadolu'daki kütüphaneleri gezerken karşılaştığınız ilginç olaylardan örnekler verebilir misiniz?

- İllerde, ilçelerde kütüphaneler hala nüfus müdürlüğü ya da okey oynanan lokaller kadar ilgi görmüyor. Güneydoğu'daki bir ilçemizde kütüphane yapılmıştı. Kaymakam, ‘‘Bana izin verirseniz öğretmen lokalini kütüphanenin bir yerine taşımak istiyorum’’ dedi. Halbuki öğretmenevi vardı, öğretmenleri kütüphaneye yaklaştırmak için bu çareyi düşünmüştü. ‘‘İlk kaymakam olduğunda öğretmenleri toplayıp, ‘En son ne zaman kitap okudunuz' diye sordum. En yenisi 15 yıl önce kitap okumuştu’’ dedi.

Bu tür çabalar etkili oluyor mu?

- Oluyor tabii. Kitabı seven yerel yöneticilerin dışında bir de yerel radyo ve televizyonların büyük faydasını görüyoruz. Kütüphane yöneticilerimiz onlarla çok güzel ilişki kuruyorlar. Gelen yeni kitapların tanıtılmasıyla ilgili programlar yapıyorlar. Kitaplar, dergiler duyuruluyor; anonslar yapılıyor. Çok yararlı oluyor.

FİYAT ARTIŞLARI ETKİLİYOR

Kütüphaneleri ziyaret edenlerin sayısı artıyor mu?

- Hala kütüphanelerimizin okuyucusunun büyük kısmı ders çalışmaya gelen öğrenciler. Rakamları bunlar kabartıyor. O kütüphanelerde çalışanların çoğu mesleki eğitim görmediği için, bir ölçüde de başarılarının göstergesi olacağı için rakamları böyle düzenliyorlar. Bunun düzelmesi için genelgeler yayınlıyoruz, anlatıyoruz. Kütüphanelerin çehresini değiştirmeye çalışıyoruz. Kütüphanelerdeki oturma takımlarını, aydınlanma sistemlerini, perdelerini, zeminlerini modernleştirdik. Kitapların eskiyinceye kadar ciltlenmeden okuyucuya sunulmasını kararlaştırdık. Kitaplar uzun zaman ciltlenmek için bekliyor, sonra raflara konuyordu. Yazılım programı hazırlandı; otomasyon projesi hızlandı. Son 5-6 yıl içerisinde hizmette çeşitlilik yaşanmaya başlandı. Okul öncesi bölümler arttı, gezici kütüphanelere kaset ve CD kondu.

Bu girişimleriniz hükümetlerin tasarruf kararlarından etkileniyor mu?

- Nasibini alıyor. Kültür Bakanlığı bütçesi biliyorsunuz genel bütçe içinde çok düşük bir orana sahip. Bütçenin miktarından öte fiyat artışları bizi çok etkiliyor. Sizce kitap okunmasını artırmak için ne yapmak gerekir?

- Okuma, ailede başlayan, okulda süren ve kütüphanelerle desteklenen bir olay. Bu düzeyi yükseltmek için bir kültür seferberliği başlatılmalı. Sadece Kültür Bakanlığı ve kütüphaneler değil, kültürle ilgili her kuruluş bu seferberliğe katılmalı. Tabii yayıncılara ve yazarlara da görev düşüyor. Mesela korsan kitap kadar olmasa bile kitapların fiyatının herkesin alabileceği bir düzeye indirilmesi sağlanabilir.

Kütüphanelerin ne kadar önemli olduğunu anlatmayacağım. Ancak, yılın belli bir dönemi kütüphaneler haftası yapıldığına göre burada durup düşünmek gerekiyor. Şimdi aklıma bir kaç yıl önce bir arkadaşımın anlattığı Ankara'daki kütüphane macerası geldi. O zamanlar ne düşüneceğimi bilememiştim. Şimdi düşündüğüm zaman da bilemiyorum. Neyse düşünmeyi bırakıp olayı aynen aktarıyorum;

‘‘O zamanlar okulun verdiği bir ödevi tamamlamayabilmek için araştırma yapmamız gerekiyordu. Arkadaşlarla birlikte ODTÜ'nin kütüphanesine gitmeye karar verdik. Sonra da gittik. İşimize yarayacak kitabı orada bulmuştuk. Hemen notlarımızı aldık ve fotokopi çektirdik. Daha sonra tekrar aynı kitaba ihtiyacımız olmuştu. Yeniden okula gittik fakat, bu kez bizi içeri almadılar. 'Güvenliğiniz için içeri giremezsiniz' dediler. Hiçbir şey demeden oradan uzaklaştık. Fakat, çalışmamızı bitirmek için bu kitaba ihtiyacımız vardı. Sonraki günler tekrar tekrar gittik ve her seferinde ODTÜ'nün kapısından geri dönmek zorunda kaldık. Cevap hep aynıydı. 'Güvenliğiniz için içeri giremezsiniz' fakat, ODTÜ öğrencileri girip çıkıyorlardı. Biz bu okulun öğrencisi olmadığımız için kütüphanesinden yararlanamıyorduk. Sadece ilk gittiğimiz gün içeri girmemize izin verilmiş, daha sonra bir daha hiç girememiştik. Okul kütüphanesi sadece o okulun öğrencilerine açıktı. Halbuki diğer okullar kütüphanelerinden yararlanmamıza izin veriyorlardı. Aciz kalmanın sıkıntısyla öfke içinde oradan ayrıldık. Anlaşılır gibi değildi. Araştırmamızı tamamlayamamıştık.’’

Bana anlatıldığı zaman anlayamamıştım. Şimdi hala anlayabilmiş değilim. Okulun yönetmeliği ile ilgili bir durum olsa gerek. Fakat, bu durumda okulların ve kütüphanelerin amacını sorgulamak gerekiyor.

Şimdi okulların içindeki karışıklıklar ve olayları düşünerek dışarıdan gelenlere kapıların ardına kadar açılmaması gerektiğini söyleyebilirsiniz. Ancak, dışardan gelen başka bir okulun öğrencisi kendi okulundan gerekli evrakları yani kütüphane çalışması yapmak üzere geldiğini gösterir belgelerle karşınızda durduğu zaman izin verilmesi gerekmez mi? Sonra ‘‘güvenliğiniz için giremezsiniz’’ ne demek?

O okulun öğrencileri kütüphanede yabancı öğrencileri gördükleri zaman üstlerine mi atılacaklar? Saldıracaklar mı? Böyle bir şey olabilir mi? Hem de bütün bunlar Türkiye'nin gözbebeği olan bir okulda meydana gelecek, öyle mi?

Bence bunların olabileceğine küçük bir ihtimal bile vermiyorum. Olsa olsa okul yönetmeliği sebebini çözemediğim bir gerekçe ile okul dışından öğrencilerin okula (kütüphane için bile olsa) alınmaması için karar çıkartmış olmalı.

Belki çok haklı gerekçeleri olabilir. Ancak, söz konusu ilim, irfan olduğu zaman, okulların bilgi aktarmak için bulunduğunu gözönünde tutarak davranmak gerekir.

Tabii bu anlatılanlar bir kaç yıl öncesinin uygulamaları. Şimdiki uygulamanın nasıl olduğu hakkında hiçbir fikrim yok. Ancak, bu tarz uygulamaların bazı üniversitelerde olduğu hakkında söylentiler var. Bu söylentilerin ne derece doğru olduğu hakkında bilgi sahibi değilim fakat, ateş olmayan yerden duman çıkmaz, diyorum. Ve kütüphanelerin çok önemli araştırma kaynaklarını bulundurma özelliğine sahip yerler olması nedeniyle bütün kütüphanelerin kapılarını araştırmak isteyenlere açması gerektiğine inanıyorum.

Antik kütüphane
Dünyanın en eski kitap arşivlerinden olan İskenderiye Kütüphanesi, barındırdığı onbinlerce eser ile tarihin en önemli yapısı özelliğini taşıyor.


Mısır’ın Akdeniz’e kıyısı olan İskenderiye şehrinde bulunan ve kökeni milattan önceye kadar dayanan antik kütüphane, bugün tekrar hayat buluyor. Büyük İskender tarafından M.Ö. 323 yılında kurulan İskenderiye kentindeki antik kütüphanenin restarosyon proje sorumlusu Muhsen Zehran, restorasyon sırasında kütüphanenin orijinalliğinden hiçbir şey kaybetmeyeceğini belirterek, çalışmanın tamamlanmasının ardından kentin eski devirlerde olduğu gibi dünyanın dört bir köşesindeki bilim adamları için yeniden ilgi merkezi olacağını ifade etti.

80 BİN METREKARE
Projenin diğer bir sorumlusu Ala El-Kot ise, on bir katlı silindir şeklindeki binada, 2 bin 500 kişinin aynı anda faydalanabileceği, okuma salonları ile geniş bir araba parkının bulunacağını söyledi.
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNESCO) yanısıra Irak, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin sağladığı fonla, 1996 yılında Norveçli bir arkeolog ekibiyle 65 milyon dolara birinci kısmı tamamlanan projenin toplam maliyeti 190 milyon dolar. 80 bin metrekarelik bir alana inşa edilen kütüphaneye halen birçok kütüphaneden kitap bağışlanıyor.

ARAŞTIRMANIN HİZMETİNDE
Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in de önem verdiği inşaa projesinde teknolojik detaylar da düşünülmüş. Videolar, CD-Rom’lar, tapeler ve slideler kütüphane açıldığı andan itibaren bilimsel araştırma için İskenderiye kentine gelecek araştırmacıların hizmetine sunulacak. Antik kütüphane, Roma, Ortadoğu ve Mısır medeniyetini yansıtan zenginliklerle dolu. Bu sebeple, dönemine ait kültür ve medeniyet olarak önemli ipuçları elde edilebilecek.

Türkiye’nin bağışı
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Mısır gezisi sırasında yeniden inşaa edilen İskenderiye Kütüphanesi’ni de ziyaret ederek, Türkiye’nin bu projeye destek verdiğini söyledi. Türkiye’nin, İskenderiye Kütüphanesi’ne 10 bin kitap bağışlayacağını belirten Demirel, ilk etapta 2 bin kitabı beraberlerinde götürdüklerini belirtirken, kütüphanenin, hem geçmişe hem de geleceğe dikilmiş büyük bir abide olduğunu söyledi. Mısır Kültür Bakanı Faruk Hüsnü ise, iki ülke arasındaki tarihi ve kültürel ilişkileri anlatarak, Türkiye’nin kütüphaneye katkısının sevindirici olduğunu belirtti. Türkiye, daha önce de kütüphane için bin 500 kitap bağışlamıştı.

200 bin kitap!
Kütüphane ile ilgili bazı teknik bilgiler şöyle:
Toplam sit alanı 45 bin metrekare
Katlar dahil kompleks alanı 80 bin metrekare
10 katlı kütüphane
200 bin adet kitap
8 milyon fasikül
Multimedia meteryallerinin sayısı 10 bin
Slayt ve CD sayısı 50 bin
Yazma eser sayısı 50 bin
Harita sayısı 50 bin
Çalışan personel sayısı 400 bin
Kütüphane kompleksinde görme özürlüler için okuma salonu, gençler için çalışma odası, 3 bin 500 kişilik konferans salonu, kafeterya, müze, kitapların filme alındığı çalışma salonu, bir de kitap dükkanı bulunuyor.

Kadın kütüphanesi zor durumda
Dünyada sadece 11 tane bulunan, ancak Türkiye'de tek olan 'Kadın Eserleri Kütüphanesi', faaliyetlerini sürdürebilmek için yardım bekliyor. ABD, İngiltere, Danimarka, Norveç, Hollanda, Fransa, İtalya, Hindistan, Japonya, Avustralya ve Yeni Zelanda'da birer tane bulunan 'Kadın Eserleri Kütüphanesi'nin 12'ncisi, Haliç sahilinde Bizans döneminden kalma bir binada 1990 yılından beri faaliyetini sürdürüyor.

'Özel Kütüphaneler' sınıfına giren bu kütüphanede, konusu veya yazarı kadın olan 5 bin 914 kitap ile 2 bin 850 süreli yayın yer alıyor. 1869'dan 1928'e kadar eski harflerle, ondan sonraki yıllarda da yeni alfabeyle yayınlanmış, konusu veya yazarı kadın olan her türlü eserin orijinalinin bulunduğu kütüphane, bilgisayar kullanılarak ve özel sınıflandırma sistemi oluşturularak, bu konuda araştırma yapmak isteyenlere de kaynak niteliği taşıyor.

Sadece çift nüsha yayınlar için ödünç verme sistemi uygulanan kütüphanede, tek nüsha yayınlar ise bu kapsam dışında bırakılıyor. Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Aslı Davas Mardin, kütüphanenin kuruluş amacının kadın konusunda yazılan dokümanlar ile kadın yazarların eserlerinin bir araya toplanması olduğunu söyledi.

Faaliyete geçtiği 1990 yılından bu yana yaklaşık 30 bin kişinin ziyaret etmek ve araştırma yapmak için giriş yaptığı kütüphane, bağışlarla ayakta tutulmaya çalışılıyor.
2020’nin okulu
Bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler, İnternet, CD-rom'lar ve hızla gelişen bilgi ağı, yeryüzü uygarlığını yeniden yapılandırıyor. Çok yakın bir gelecekte öğrenciler, ‘‘cyber okullar’’da okuyacaklar. Kara tahtanın önünde, öğretmenin karşısında ürkek dikilmeyecekler. Zil sesi duymayacak ve üniforma giymeyecekler. bilgiye de bir saniyede ulaşacaklar.

BU okul başka okul. Ne teneffüs zilinin sesi var, ne tebeşir, ne de her şeye karışan sert mizaçlı öğretmenler... Mavi Jean firmasının çıkardığı Maviology dergisi'nin son sayısında yer alan kapsamlı bir çalışmada geleceğin okulu inceleniyor. birkaç yıl öncesine kadar hayal olan ‘‘cyber okul’’ artık gündemde. Nebraska Üniversitesi'nde ‘‘Uzaktan Eğitimin Geleceği’’nin tartışıldığı yuvarlak masa toplantısında 2022 yılı için düşünülen ‘‘cyber okul’’ şöyle tasvir ediliyor:

Öğrenciler dersleri diledikleri, ihtiyaç duydukları anda, video ve audio programlar halinde, evlerinde ya da büyük telekonferans odalarından interaktif olarak bilgisayarda izleyecekler. Dersler dört duvar arasına sıkışmayacak ve zamanla sınırlı olmayacak. Her öğrenci, çalışmalara, evindeki bilgsayarın başından ya da yaşadığı kentin pek çok noktasında bulunan ‘‘eğitim istasyonları’’ndan ulaşabilecek. Buralardan eğitim, bilim ve iş dünyasının bütün otoriteleriyle karşılıklı iletişime geçebilecek.

dijital kütüphane

Eğitim sürecinin gerektirdiği her türlü görsel ve işitsel malzemeye dijital kütüphaneden anında ulaşabilecek. Bilgi akışındakı bu hız nedeniyle en genç üniversiteli 13 yaşında, en yaşlısı ise 95 yaşında olacak. Cyber okul, İnternet ve bilgisayarın sağladığı basit teknik kolaylıklar toplamı olmanın çok ötesinde bir şey. Geleceğin okulu, öğrenmede, bilgiye ulaşmada ve hepsinden önemlisi insan ilişkilerinde yeni bir dönemi başlatacak.


Cyber okullar, eğitim harcamalarını da en asgari düzeye düşürüyor. Örneğin üneversitelere olan talep, 1980'li yıllardan sonra yüzde 25 artmış durumda. En gelişmiş ülkeler bile bu talebi karşılayamıyor. Eğitim, hemen hemen bütün ülkelerde en ciddi kamu açığı kalemini oluşturuyor. maliyetler artınca da eğitim tıkanıyor. İşta cyber okul tam bu noktada imdada yetişmekte. Çünkü geleceğin okulunda koca koca dev kampuslar olmayacak ve bunların yapımı için kaynak ayrılmayacak.

Bilginin evi kitaplar, ülkesi kütüphanelerdir!

Gözlerimizi dünyaya açtığımızda gördüğümüz ilk insan annemizdir. Gözlerimiz, ellerimizi gelişmemişken daha, çevremizdeki çoğu şey anlamsızken, annemiz bize öğretir birçok şeyi.

Çevre, eşyalar, insanlar yavaş yavaş anlam kazanır. Annemizin kardeşine teyze deriz, babamızın kardeşine amca... Büyürüz; aklımız, beynimiz de büyür bizimle birlikte. Çevremizdeki her şeyin bir adı bir anlamı olur. Bir süre sonra, yedi yaşına geldiğimizde yani, yaşadığımız yerden başka şehirler, yaşadığımız ülkeden başka ülkeler olduğunu duyarız. Varlıkların gördüğümüz anlamları dışında başka anlamları da olduğunu görürüz. Merak duygusuyla tanışırız. İnsanız ya, yapımız gereği her şeyi merak ederiz. Annemiz babamız bize bilgilerin kaynağını işaret eder o zaman: Okul...

Okulda öğretmenle tanışırız. O da bildiklerini paylaşır bizimle. Okumayı öğretir. İşaretler anlam kazanır öğretmenle. Bizimle birçok şeyi paylaştıktan sonra öğretmen de bir kaynağı işaret eder bize: Kitap

Kitapları okumaya başlarız. Kitaplar bize çok şey öğretir. Bilgiler, duygular... Bazı kitaplardan uzak şehirlerde neler olduğunu, ülkelerde kimlerin yaşadığını öğreniriz. Bazı kitaplar da bize yeni duygular tattırır. Ağaçlar arasında serin sulu pınardan su içer gibi ferahlar aklımız. Sonra kitaplar bize daha büyük bir kaynak gösterir: Kütüphaneler... Orada binlerce pınarla tanışırız. Her birinin suyu farklı tatta. İçtikçe çoğalan, içtikçe tatlanan bir su... Sadece içmekle kalmayız o sudan. Dalarız içine arınırız, kulaç atarız uzakların. Okudukça, sularımız göl olur, göllerimiz deniz olur, denizlerimiz okyanus... Annemizden başlayan bilgi yolculuğumuz eğer doğru yolda ilerlemişsek bir bilgi okyanusuna, kütüphaneye ulaşır.

Kütüphaneler ne zamandır var?

Sanırım, insanoğlu yazıyı icat ettikten kısa bir süre sonra tanışmıştır kütüphane fikriyle. Çünkü milattan önce üç bin yılına ait, kil tabletlerin saklandığı yerlerden söz eder tarih. Bugünkü anlamda kütüphanelerin de yine milattan önce dördüncü yüzyılda ortaya çıktığını biliyoruz. Demek ki kütüphanelerin tarihi oldukça eski.

Türklerde kütüphane

Türklerin de bilinen tarihi içinde kütüphaneler her zaman yer almış. Türklerin ana yurdu Orta Asya'da Uygurların kütüphane oluşturdukları bilinen bir gerçek. Orta Asya'daki Turfan ve Karahoca'da yapılan kazılarda 30 bin kadar yazma eser ortaya çıkarılmış. Daha sonra Gazneliler döneminde, Selçuklular döneminde farklı şehirlerde epeyce kütüphane kurulmuş.

Osmanlı döneminde kütüphane

Osmanlılar döneminde de ilk kütüphaneler Osman Bey zamanında İznik'te kurulmuş. Bursa alındıktan sonra Bursa'da ve İstanbul alındıktan sonra da İstanbul'da çok büyük kütüphaneler kurulmuş. Osmanlılar okulların ve camilerin hemen yanına kütüphaneler kurarak, kitap ve kütüphaneye ne kadar önem verdiklerini göstermişler. Neredeyse, o dönemde yapılmış her medresede, her camide kütüphaneye rastlamak mümkün. Sonraki dönemlerde de saraylarda büyük kütüphaneler kurulmuş. Var olan kütüphanelerin devamı için de vakıflar kurularak kütüphaneler oldukça geliştirilmiş.

Günümüzde kütüphaneler

Türkiye'mizde bugün farklı türlerde binlerce kütüphane var. Bu kütüphanelerde çok eski dönemlere ait kitapların yanında yani yayımlanmış kitaplar da yer alıyor. Bizlerin yararlanabileceği binin üzerinde halk kütüphanesi var. Bunlardan bir bölümü de çocuk kütüphaneleri.

Her kitabı alamayabiliriz. Bir kitaplık kurmaya çalışsak da bütün kitapları oraya koyamayız. Ama kütüphaneler herkesindir. Orada kitaplardan her zaman yararlanma hakkımız var. Kütüphanelerde onlardan yararlanmamızı bekleyen binlerce, yüz binlerce kitap var.

Kitaplar, bilgilerini bizimle paylaşmaktan çok mutlu olacaklar. Her fırsatta söyleriz, kitaplarla dost olalım diye. Kitaplarla dostluk kurmanın en iyi yolu kütüphanelere gitmek. Çünkü, kütüphaneler kitapların ülkesidir. O ülkeye giren herkes mutlaka kendine göre bir dost bulabilir.

Kütüphaneler haftasını değerlendirelim!

Türkiye'de binlerce kütüphane bulunuyor. Araştırma ve üniversite kütüphanelerinin yanında binin üzerinde halk kütüphanesi var ülkemizde.

Üstelik halk kütüphaneleri içinde çocuk kütüphaneleri bile var. Ülkemizin çeşitli bölgelerinde 50 civarında çocuk kütüphanesi bulunuyor. Belki hemen yakınımızda, sokağımızın ucunda, mahallemizde bir kütüphane olabilir.

Kütüphaneler çok farklı türden binlerce kitabın bir araya geldiği yerler. Binlerce kitap milyonlarca bilgi demek. Eğer kitapları kendi evlerinde ziyaret etmemişsek bu hafta iyi bir fırsat bizim için. Kütüphanelerle ilgili şunu da unutmayalım. Kütüphaneler sadece ödev yapma yeri değil, kitap okuma yerleridir de. Orada oturup sessiz, huzurlu bir ortamda kitap okumanın zevkini de yaşayabiliriz.

İyi okumalar hepinize!

Kütüphanelerin faydaları hakkinda aciklamalar Kütüphanelerin faydaları konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:kütüphanelerin faydaları, kütüphaneler,kütüphaneler hakkında bilgi,kütüphanelerin önemi

 

 

Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 13
Hamilelikte karın çatlakları
Okunma: 12
Bacak ağrısı Bacak ağrıları
Okunma: 11
Selülit kremleri
Okunma: 9
ilk gece korkusunu nasıl yenebilirim
Okunma: 5
Çeyiz Listesi
Okunma: 4
Cinsiyet belirleme yöntemleri
Okunma: 4
Kil maskesi
Okunma: 3
Stres Topu
Okunma: 3
Safra kesesi taşlarının bitkisel tedavisi
Okunma: 3
Gözaltı torbaları neden oluşur
Resim
Başarı için cinselliğin kullanılması
Başarı için cinselliğin kullanılması

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!