Kokain Kullanımı
2010-07-10 10:41:52 Kadinlaricin.net sitesinde Kokain Kullanımı baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Kokain Kullanımı ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Cilt üzerinde zararsız gibi görünen fakat cildi tahriş eden kızarıklıklar vücudun içindeki daha ciddi sorunların habercisi olabilir. ABD’de Florida’nın Tampa kentinde devlet hastanesinde dermatolog olarak çalışan Dr. Robert Norman, basit bir cilt hastalığı olarak ele aldığı vakanın aslında ne kadar önemli başka bir hastalığın dışarıya yansıması olduğunu nasıl ortaya çıkarttığını anlatıyor:
Dematolog olarak çok çeşitli cilt hastalıklarıyla karşılaştım ama sıradan bir cilt döküntüsü görüntüsü verdiği halde bu kadar yanıltıcı başka bir vakaya tanık olmamıştım. Yeni hastam "Her tarafım isilik oldu" diyerek söze başladı.
Hastamın göğsü, karnı, sırtı, kolları ve bacakları, çevresi kırmızı, sarımsı ve pembemsi döküntülerle kaplanmıştı.
Sordum: "Ne zamandan beri böylesiniz?"
"Üç aydır. Doktora görünmek üzere kliniğe geldim. Size başvurmamı söylediler."
"Herhangi bir test yaptılar mı?" diye sordum.
"Hayır."
"Bu kabartılar sizi rahatsız ediyor mu?" diye sordum.
"Bazen. Arada sırada kaşınıyor."
"Hafızanızı bir yoklayın bakalım. Bunlar birdenbire mi çıktı yoksa yavaş yavaş mı?"
"Birdenbire. Bir gün bir de baktım bütün vücudum kızarmış."
37 yaşında
Dosyasına bir göz attım. 37 yaşındaydı. Çocukken fıtık ameliyatı geçirmişti. Şimdi yüksek tansiyonu vardı ve arada sırada karın ağrısı çekiyordu. Ağrı, depresyon ve yüksek tansiyon için ilaç kullanıyordu.
"Ailenizde herhangi bir özel hastalık var mı?" diye sordum.
"Ben iki yaşındayken evlat edinilmişim. Dolayısıyla biyolojik ebeveynlerim ve ailem hakkında bir şey bilmiyorum."
"Rejim yapıyor musunuz?"
"Yaptığım söylenemez."
"Nasıl yani?"
"Her hafta 10 kilo dondurma ve bir şişe çikolata şurubu tüketiyorum.
İlginç yemek rejimi
Bunları dosyasına ilave ettim ve bir yorumda bulunmadım. Doktorlar düşüncelerini hemen açıklamamak üzere eğitilirler. Hastam 1.70 m boyunda ve 105 kilo ağırlığında idi. Tansiyonu 142/88, nabzı 92 civarında seyrediyordu. "Sigara içiyor musunuz?" sorusuna "evet" yanıtını vermiş ve 20 yıldır günde 1.5 paket sigara içtiğini belirtmişti. Arada sırada içki içiyordu. Uyuşturucu kullanmıyordu.
Daha fazla bilgi edinmek için kabarcıkların üzerinden bir parçayı kazıyarak biyopsiye gönderdim. Ayrıca kan yağlarının profilini, kan sayımını ve kan kimyasını istedim.
"Tanrı aşkına bana neler oluyor?" diye sordu.
"Bu kabarcıklar herhangi bir tür kansere işaret etmiyor. Ancak içerdeki bir sorunun işareti olabilir. Laboratuvar testlerini biran önce alalım ve sizi ondan sonra bir daha göreyim."
Çıkarken hastamın yeniden geleceğinden emindim.
Cilt hastalığından kalp krizine
Birkaç gün sonra biyopsi sonuçları kuşkularımda ne kadar haklı olduğumu gösterdi: Eruptive (cilt yüzeyinin üzerinde) ksantoma.
Bu, selim türdeki ksantoma, makrofaj denilen bağışıklık hücrelerinin yarattığı bir cilt hastalığı idi. İçi lipid denilen yağlı bir madde ile doluydu. Ksantomalar, lipidlerin kanda birikmesi sonucu ortaya çıkar.
Laboratuvar sonuçlarına göre hastamın total kolesterolü hemen hemen 1.000 ve trigliseridi 4.000’e yakındı. Bu iki değer de tehlikeli biçimde yüksekti. Kan şekeri 200’e yükselmişti ve karaciğer enzimleri Ğksantomalara eşlik eden sistemik problemlerin belirtisi- de yüksekti. Hastamın evindeki telesekreterine not bırakarak beni hemen aramasını istedim.
Durum kötü
Yaklaşık 2 saat sonra babası beni aradı.
"Siz bir dermatologsunuz değil mi?"
"Evet" dedim."Şimdi nasıl?"
"Çok iyi değil. Kalp krizi geçirdi. Şimdi hastanede yatıyor. Bu sabah yataktan kalktı ve göğsünde sürekli olarak artan bir ağrıyla uyandığını söyledi. Neyse ki ben evdeydim ve kendisini hastaneye yetiştirdim."
Babası hastamın hangi hastanede yattığını ve doktorunun kim olduğunu söyledi.
"Beni aradığınız için teşekkür ederim" dedim. "Ama ne yazık ki oğlunuzun durumu iyi değil."
Yaşam kurtaran raporlar
Hastamın biyopsi raporunu, kan analizlerini ve benimle nasıl temasa geçebileceklerini bildiren bir not ile hastaneye faksladım.
Daha sonra hastamın tedavisini üstlenen doktoru aradı. "Gönderdiğiniz bulgular bize çok yardımcı oldu" dedi. "Raporunuz sayesinde vakit kaybetmeden tedaviye başladık. Muayene sonucunda hastada şiddetli prematür ateroskleroz (damar sertliği deyimi bu durum için kullanılır, kolesterol ve yağ birikintileri nedeniyle damar içinin daralmasıdır) ve sağ karıncıkta genişleme tespit ettik. Daha spesifik testler yapacağız. Her şey yolunda giderse yoğun bakımdan bir iki gün içinde çıkabilir. Bir süre hastanede kalması gerekecek."
"Tedavisinin zaman alacağından eminim. Bu arada kafama bir soru takıldı. Benzer sorunu olan insanlarla karşılaştım. Ancak o hastalara pankreatit (pankreas iltihabı) teşhisi konmuştu. Bu vakada ne fark vardı?"
Doktoru "Bu çocuk ateşle oynuyordu" diye yanıt verdi.
"Yani?"
"Rutin olarak uyuşturucu kullanıp kullanmadığını araştırmak için kan testi uygularız. Bu hastanın kokain sonuçları pozitif geldi. Çok yüksek düzeyde. Bunun üzerine bir de lipid yüksek düzeylere çıkınca kalbi bu kadar yükü kaldıramaz hale gelmiş."
Kokain + kan yağları = kalp krizi
Lipid mekanizmasını alt üst edebilen pek çok durum ksantomalara yol açabilir. Bunlar diyabet, düşük tiroid, aşırı alkol alımı ve kadınlarda östrojen kullanımıdır. Fakat doktoru farklı bir nedenden kuşkulanıyordu: Kokain kullanımı kalp hastalığına önceden varolan genetik yatkınlığını artırmış olabilirdi.
Hastamın daralmış olan damarları ve yüksek lipid düzeyi tetikleyici nedenlerdi. Bazı protein bozuklukları normal fonksiyonu bozar ve lipidin kanda birikmesine yol açar. Bunlar kan damarlarının duvarından geçerek cildin üzerinde birikim yaparlar.
Bu durum genellikle kalıtsaldır ve hastalarda yirmilerinde ve otuzlarında ateroskleroz gelişir. Deride kabarıklıklar genel bir semptomdur. Benim hastam evlat edinildiği için biyolojik ailesinin hastalıklara tıbbi yatkınlığını bilmiyordu.
En yaygın belirti
Damarları erken yaşlarda daralan insanlarda kokain kullanımı kalp krizine davetiye çıkartır. Kokain epinefrin ve norepinefrin adı verilen ve kalbin daha fazla çalışmasına, damarların daralmasına neden olan hormonların salgılanmasını tetikler.
Bu hormonlar bazen koroner arterlerde spazmlara da yol açabilir. Kokain ayrıca kalp duvarlarına da zarar verir.
Ancak bunu nasıl yaptığı henüz bilinmiyor. Kokain kullanımı ve kalp sorunları arasındaki ilişki ilk kez 1970’lerde belgelendi ve kalp damar semptomları bugün kokain kullanımın en yaygın semptomu olduğu artık biliniyor.
Bir de üzerine sigara
Kronik kokain kullanımı damar sertliğinin oluşumunu hızlandırmakla birlikte, hastanın yüksek kolestrol ve trigliseridleri kalp damar sisteminin üzerine kaldıramayacağı kadar ağır bir yük oluşturmuştu. Sigara içmesi bu yükü biraz daha artırmıştı, çünkü sigara dolaşım sistemindeki enflamasyon riskini artıran bir alışkanlıktır.
Hastaya hastanede yatarken lipidini düşürücü ilaçlar verildi. Vücudun trigliserid üretme becerisine müdahale edilince kalp sorunları azalacaktı.
Bir ay sonra hastaneden taburcu edilince kendisini yeniden gördüm. Ksantomaları artık kaybolmaya yüz tutmuştu.
Muayenehaneme ilk gelişine göre daha rahatlamış gibi görünüyordu: "Deri örneği aldığınız ve kan testlerimi yaptırdığınız için teşekkür ederim. Hastanedeki doktorum beni bunların kurtardığını söyledi."
Uyuşturucu kullanımı, genetik yatkınlık ve ksantomaların nasıl geliştiği konularında konuştuk.
Kokain bir bomba
"Kokain kullanmıyorum artık" dedi.
"Kendinize karşı dürüst olun yeter" dedim. "Ayrıca doktorlara doğruyu söylemeniz gerek. Neredeyse ölüyordunuz. Eğer tekrar kokain kullanırsanız, içinizde bir bomba gibi patlar."
"Ben terörist değilim. Hele kendime karşı hiç değilim."
Discover, Kasım 2005’ten alıntıladığımız yazıda doktor şöyle diyor: Hastamı 6 ay sonra yeniden gördüm. Bu kez kan yağları normal düzeyine inmişti ve ksantomaları tamamen yok olmuştu. Bilinmeyen bir genetik geçmiş ve kendi kendi yok etmeye yönelik bir uyuştucu alışkanlığına karşın hala hayatta kalması bir mucize idi.
İngiltere’de kokain kullanan gençlerin sayısı iki kat arttı
İngiltere’de kokain tüketiminin haftada 57 milyon sterlin düzeyine yükseldiği, uzmanların kontrol dışına çıktığını bildirdiği bu kötü alışkanlığın, özellikle gençleri pençesine aldığı belirtildi. İstatistiklerin, kokain kullanan gençlerin sayısında 7 yılda iki kat artış olduğunu gösterdiğini kaydeden The Independent on Sunday, İngiltere’de bütün Avrupa ülkelerinden daha fazla kokain tüketildiğini yazdı. Bu konuda hazırlanan bir raporda da İngiltere’nin 29 ülke arasında üst sıralardaki yerine işaret edileceğini kaydeden gazete, kokain kullanımındaki artışın bütün diğer uyuşturucu türlerinin kullanımındaki artışı da geride bıraktığını bildirdi. Kokain kullanımının en çok artış gösterdiği yaş grubununsa 15-34 yaş grubu olduğu belirtildi. 2000-2004 yılları arasında ele geçirilen kokainin daha önceki yıllara göre yüzde 74’lük bir artışı gösterdiği, kokain kaçakçılığı ve satışıyla ilgili suçların da arttığı bildirildi. Sadece 2004 yılında, kokain satışıyla ilgili olarak 8,000 kişinin tutuklandığına dikkat çekildi.
Uyuşturucu kullanımı merakla başlıyor Uyuşturucu madde kullanıcılarının yüzde 42'sinin merak ederek uyuşturucuya başladıkları bildirildi. Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'nca hazırlanan 2002 raporunda, uyuşturucu kullananlar arasında gönüllülük esasına göre anket yapıldığı belirtildi.
Raporda, merak ve eğlencenin uyuşturucu maddeye başlama açısından önemli faktörler oluşturduğu, uyuşturucu ile tanışmanın daha çok arkadaş grupları vasıtasıyla gerçekleştiği ifade edildi.
2002 yılında yapılan çalışmalarda, yüzde 41.7 arkadaş etkisiyle, yüzde 40.7 meraktan, yüzde 3.3'ün eğlence ve yüzde 14.3'ünün de diğer sorunlar nedeniyle uyuşturucuya başladıkları yer alan raporda, uyuşturucu kullanıcılarının eğitim düzeyinin oldukça düşük olduğu belirtiliyor.
Raporda, 2002 yılında uyuşturucu madde kullanımı nedeniyle haklarında yasal işlem yapılan 1549 arasında gönüllülük esasına göre yapılan ankette, uyuşturucu kullananların yüzde 57.1'ni ilkokul, 15.7'sinin ortaokul, 11.3'ünü lise, 7.4'ünü okur-yazar, 6.6'sını okuma-yazma bilmeyen ve 1.9'unu da yüksek okul mezunlarının oluşturduğu belirtildi.
Madde kullanıcıların daha çok esrar kullandıkları da belirtilen raporda, kullanıcıları daha çok düzensiz çalışma ve işsizliğin madde kullanımına yönelttiği yer alıyor.
Raporda, kadınlara oranla erkeklerin daha çok uyuşturucu kullandıkları, uyuşturucuya başlama yaşının tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de 16-30 yaş grubunda yoğunlaştığı bildiriliyor.
Koruma ve önleme politikaları açısından hedef kitle olarak bu grubun öne çıktığı belirtilen raporda, bu yaş grubundaki eğitim faaliyetlerinin artırılmasının, kullanımın önlenmesi açısından büyük önem taşıdığı vurgulanıyor. Raporda, medeni durum açısından bekar olmanın çoğu psiko-sosyal sorun için risk teşkil etmesine rağmen, uyuşturucu madde kullanımında tersi durumun ortaya çıktığı ve uyuşturucu madde kullanımının evli kişiler üzerinde yoğunlaştığına dikkat çekildi.
Uyuşturucunun insanların yaşamlarını ve toplumsal gelişimi tehdit ettiği, dünya üzerinde bu problemden etkilenmeyen ülke olmadığı da ifade edilen raporda, şöyle denildi:
''Günümüzde üretilen ve tüketen ülkeler arasındaki çizgi giderek belirsizleşmekte üretici ülkelerde tüketimin tüketici ülkelerde ise üretimin başgösterdiği gözlenmektedir. Her geçen gün bir yenisi piyasaya sürülen sentetik uyuşturucular coğrafya tanımaksızın dünya genelinde hızla yayılarak gençlik alt kültür haline gelmektedir. Diğertaraftan tüm uyuşturucu türlerinin arzında yaşanan artış nedeniyle bağımlılar istedikleri uyuşturucuya daha kolay ulaşabilmektedir. Bu nedenle bağımlılarda birden çok uyuşturucu kullanma ve çeşitli uyuşturucu kombinasyonlarını deneme alışkanlıkları baş göstermektedir.
Uyuşturucu madde kullanımı başlı başına bir suç olmasının yanı sıra uyuşturucuyu temin etme amacıyla işlenen suçlar toplumda suç oranının artmasına yol açmaktadır. Uyuşturucu madde toplum içinde her suçu işlemeye elverişli sosyal bakımdan tehlikeli bir kitle ortaya çıkarır.''
Raporda, yapılan araştırmalarda dünyada, sırasıyla 147 milyonu esrar, 33 milyonu amfetamin türü uyarıcılar, 13 milyonu kokain ve 13 milyonu afyon kökenli uyuşturucu (bunun 7 milyonu eroin bağımlısı) olmak üzere toplam 185 milyon uyuşturucu kullanıcısının bulunduğu anlatılıyor.
TÜRKİYE'DE KULLANIM DİĞER ÜLKELERE GÖRE OLDUKÇA DÜŞÜK
Güneybatı Asya'da bulunan uyuşturucu üretim bölgelerinde Avrupa'dabulunan tüketim bölgelerine doğru gerçekleştirilen uyuşturucu sevkıyatının takip ettiği ana güzergahlardan biri olan Balkan rotası üzerindeki Türkiye'de uyuşturucu madde bağımlılığı oranının bölge ülkeleriyle karşılaştırıldığında oldukça düşük seviyelerde olduğunun görüldüğü anlatılan raporda, uyuşturucu kullanımının diğer ülkelere göre az olmasının kanun uygulayıcı birimlerinin mücadelesinin yanı sıra Türk halkının kültür ve yaşam tarzının büyük etken olduğu kaydediliyor. Raporda, ayrıca 1996 yılında oluşturulan ''Uyuşturucu Madde Kullanımı ile Mücadele Takip ve Yönlendirme Üst Kurulu'' ile ''Uyuşturucu Madde Kullanımı ile Mücadele Takip ve Yönlendirme Alt Kurulu''nda, 7 bakanlık, 1 müsteşarlık, 1 genel sekreterlik, 1 genel komutanlık, 4 genel müdürlük ve başkanlığın görev yaptığı belirtiliyor.
Gençler yasağı seviyor TÜRKİYE'nin 15 ilinde, 15-17 yaşlarındaki lise ikinci sınıf öğrencisi 20 bin 245 genç (8 bin 674'ü kız, 9 bin 846'sı erkek) arasında yapılan araştırma, sigara, alkol ve madde kullanım yaygınlığını ortaya koydu.
Araştırmaya göre, gençlerin yüzde 63.9'u yaşamlarında en az 1 kez sigara içti. Son 1 ay içinde en az 1 kez alkol kullananların oranı yüzde 17 iken, yaşam boyu en az 1 kez sarhoş olma oranı ise yüzde 26 bulundu.
Gençlerin yüzde 3'ü yaşam boyu en az 1 kez esrar, yüzde 8.6'sı ise ise uçucu madde denedi. Yaşam boyu en az 1 kez uyuşturucu-uyarıcı madde kullanım oranı da yüzde 3 olarak saptandı.
Son 1 yıl içinde gençlerin yüzde 1.6'sının en az 1 kez eroin, yüzde 1.4'sının kokain kullandığı gösterildi.
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi AMATEM'in (Alkol Madde Araştırma ve Tedavi Merkezi) yaptığı araştırma, Sağlık Bakanı Doç. Dr. Osman Durmuş'un da katıldığı hastanedeki toplantıda, Doç. Dr. Kültegin Ögel ve Dr. Defne Tamar tarafından açıklandı.
Turistik bölgelerde kullanım oranı yüksek
Araştırmanın sonuçlarına göre, Muğla, İzmir, Antalya gibi önemli turizm merkezlerinde madde bağımlılığının en yüksek düzeylerde olduğunu vurgulayan Durmuş, ‘‘Buraları dış temasın fazla olduğu, eğlencenin ve dinlenme döneminin yoğun geçirildiği bölgeler. Bu tür yerlerde maddelerin taşınma riski fazla. Kontrolu gerekir. Batı toplumlarında madde kullanımı daha yüksek oranlarda. Bu oran bizde de turistlerle temasın olduğu bölgelerde yüksek’’ dedi.
Durmuş, araştırmanın sadece lise öğrencileri arasında yapılmasının gerçekçi olmadığının, örneğin uçucu maddelerin en sık marangozlarda çalışan çıraklar ve köprü altlarında yaşayan çocuklarca kullanıldığını hatırlatarak, kapsamın genişletilmesini istedi.
Hekimler: Sonuçlar güvenilir değil
Hastaneden bir grup hekim ise araştımanın sonuçlarının doğruluğundan kuşku duyduklarını belirterek, ‘‘Araştırma sonuçları güvenilir değil. Madde bağımlılığında artış var deniliyor ama AMATEM'e tedavi için gelenlerin sayısında azalma var. O halde bu gençler nereye gidiyor? Ayrıca uyuşturucun en fazla bulunduğu geçiş kapısı, Van, Diyarbakır ve Erzurum gibi illerde kullanımın bu denli az olması gerçekçi değil’’ diye konuştular.
Uyuşturucu kapısı Doğu'da kullanım düşük çıktı
Uyuşturucunun Türkiye'ye giriş ve Avrupa'ya yayılma kapısı olarak bilinen Van, Diyarbakır ve Erzurun gibi kentlerde oranların düşük çıkması kuşkuyla karşılandı. Araştırmaya göre, Van'da son 1 yıl içinde en az 1 kez eroin kullananların oranı yüzde 0.004, Diyarbakır'da yüzde 0.50, Erzurum'da yüzde 0.008. Son 1 yıl içinde kokain kullanma oranı Van'da 0.008, Erzurum'da yüzde 0.90, Diyarbakır'da 0.50. Muğla'da son 1 yıl içinde en az 1 kez eroin kullananların oranı yüzde 4.1, kokain kullananların ise yüzde 0.04.
Öğrencilere uyuşturucu dersi
Bakan: Hekimlerde çok bağımlı var
Kısa adı SAMAY (Sigara Alkol ve Madde Kullanım Yaygınlığı ile Özelliklerinin Değerlendirilmesi) olan araştırmayı değerlendiren Sağlık Bakanı Doç. Dr. Durmuş, meslektaşları arasında da madde bağımlıları bulunduğunu söyledi. Madde bağımlısı hekimlerin başında anestezistlerin geldiğini belirten Doç. Dr. Durmuş, ‘‘Çünkü maddeler ellerinin altında. Kolayca ulaşıyorlar. Ulaşımı zorlaştırmak lazım’’ dedi.
Anestezik maddelerin de iyi kontrol altına alınmasını istediklerini anlatan Doç. Dr. Durmuş, ‘‘Elimizin altında, kolay ulaşılan yerde ilaç, veya istismar edilecek uyuşturucu ya da uyarıcı varsa bunalım döneminde kaçış olarak hemen bunlara sarılabilirsiniz. Belki bunalım anı yarım saat olacaktır. Elinizin altında olmazsa dışarı çıkar bu anı geçirirsiniz. Unutulur. Önemli olan arzın kısılması’’ dedi.
Hekimlerin de birbirlerini koruması gerektiğini belirten Doç. Dr. Durmuş, hastanelerde anesteziyle ilgili ampullerin sayılı verildiğini ve eksilmesi halinde dikkat çekeceğini söyledi. Kokain Kullanımı hakkinda aciklamalar Kokain Kullanımı konusunda bilgiler.
Anahtar Kelimeler:Kokain Kullanımı ,kokain kullanan nasıl anlaşılır, kokain kullanma belirtileri, kokain kullananların belirtileri, kokain kullananlar
|