Kadınlar
   
Kategoriler
Çocuk
Sağlık
Evlilik
Hamilelik ve Doğum
Güzellik
Diyet
Ev İşleri
Tatil
Yaşam
Pratik Bilgiler
Yemek Tarifleri
Moda
 
Kadınlar » Çocuk » Hiperaktif çocuklar ve teşhisi

Hiperaktif çocuklar ve teşhisi

Hiperaktif çocuklar ve teşhisi

Çocuğunuza bir uzman tarafından ''hiperaktif'' teşhisi konulduktan sonra anne ve baba olarak size önemli görevler düşüyor. Çocuğunuzun davranışlarını dikkatlice izlediğinizde diğer çocuklarla kıyaslanamayacak derecede aşırı olan farklılıkları hemen, şımarık, söz dinlemiyor şeklinde yorumlamak yerine, uzun süre bu farklı davranışları devam ediyorsa bir uzmana başvurmak en doğrusu.

ÖNCE ANLAYIŞ
Psikolog Özden Dandul çocuğu anlamanın çok önemli olduğunu vurgulayarak ''Etrafındaki yetişkinler; başta anne babası tarafından anlaşıldığını hisseden çocuğun bu problemle başa çıkabilmesi daha kolay olur'' diyor. Hiperaktif çocuklar`ın 1/3'ü bu sendromun üstesinden gelmeyi, bir noktaya odaklanıp konsantre olabilmek için gerekli stratejileri geliştirip dürtülerini sınırlamayı öğrenirler. Bu gelişim zamanla ve ergenlik yıllarında olabilir.

BAŞARI ŞANSI
Bu çocukların 1/3'ü böylesi bir kontrolü ancak yetişkin olduklarında sağlayabilirken, diğer 1/3'lük bölümü bu sendromun üstesinden gelememektedir. Bu sendromun yol açtığı antisosyal ve agresif davranışlar, çocuğun kendini daha büyük problemler içinde bulmasına, hatta toplum içinde 'suçlu' sınıfına girmesine neden olabilir.

NASIL DAVRANMALISINIZ
- Çocuğunuzun problemini bilerek, beklentilerinizi akılcı bir şekilde onun seviyesine uygun olarak belirleyin.
- Aile içi stres ve ailede yaşanan diğer sorunlar çocuğa ihtiyaç duyduğu duygusal desteğin verilmesine engel olur, bu yüzden aile ilişkilerinize dikkat edin.
- Çocuğunuza vereceğiniz en önemli mesaj ''ona inandığınız'' mesajı vermektir. Bunun da en iyi yolu çocuğunuzdaki olumlu davranışları överek tutarlı bir şekilde onu ödüllendirmenizdir.
- Çocuğunuza hergün 15-20 dakika özel zaman ayırmanız çok faydalıdır. Bu sürede ona hiç soru sormadan, herhangi istekte bulunmadan yalnızca olumlu davranışlarını takdir eden bir tavır içinde bulunmanız, kendisinin pozitif taraflarını pekiştirmesine, özgüvenini kazanmasına yardımcı olur.
- Ona bu şekilde zaman ayırmak çocuğunuza bir rahatlama sağlayacağı gibi anne babası tarafından dinlenildiği üzerine; düşünüldüğü, anlaşıldığı mesajını da verecektir. Bu da sizin çocuğunuzu daha iyi tanımanız ve birlikte vakit geçirmeniz için önemli bir fırsattır.
- Etkili bir iletişim kurabilmek için çocuğunuzla mümkün olduğunca az sözcükle ve açık bir şekilde konuşun. Göz teması kurarak belirgin bir ses tonuyla konuşmanız daha yararlıdır.
- Kendisinden istediğiniz bir şeyi anladığından emin olmak için tekrar etmesini isteyebilirsiniz.
- Sizin gibi çocuğunda hiperaktivite sorunu olan anne babalar ile bir araya gelerek tecrübelerinizi paylaşmanız da yararlı olacaktır.

ÖDÜLLENDİRİN
Bu çocuklar ile iletişim kurulurken gerek sınıf içinde gerekse ev ödevlerinde, çocuğa uygun aktiviteler hazırlanması ve çocuktan istenenin açık ve net olarak ifade edilmesi gerekir. Sınıfta tutarlı bir ödüllendirme yöntemi kullanılabilir. Örneğin; her olumlu davranışında bir artı alan çocuğa bu artılar belirli bir seviyeye ulaştığında bir ödül verilebilir. Ödüllendirme bu çocuklar üzerinde son derece etkilidir. Öğretmenlere de görev düşüyor

AİLE UYARILMALI
Hiperaktif çocuklar`ın topluma kazandırılmasında sadece aileye değil, öğretmenlere de büyük görevler düşüyor. Nasıl ki aile çocuğu evde gözlemleyerek hareketlerindeki farklılığı tespit edebiliyorsa öğretmenlerin de okuldaki davranışlara dikkat etmesi, gerektiğinde aileyi uyarması gerekir.

TOLERANS GÖSTERİN
Psikolog Özden Dandul okulların, öğretmenlerini seminerlerle bilgilendirmesi gerektiğini belirterek ''eğer öğretmen hiperaktivitenin ne olduğunu ve çocukta doğurduğu sonuçları en önemlisi çocuğun davranışlarının kontrolü dışında geliştiğini bilirse, çocuğa daha kolay tolerans gösterebilir'' diyor.

Özel eğitim çok önemli

Hiperaktif çocuklar`a hangi konuda zorluk çekiyorsa ona yönelik bir eğitim vermek ve özgüvenlerini artırmak gerekiyor
Hiperaktivitenin tedavi edilebilmesi için öncelikle bir çocuk psikiyatristi tarafından tanının kesin ve net olarak konması gerekir. Eğer gerçek anlamda bir hiperaktif bozukluk varsa bazı ilaçlarla ve mutlaka doktor kontrolünde hiperakltivite kontrol altına alınabilir. Prof. Dr. Aysel Ekşi bu konuda şu hatırlatmayı yapıyor, ''Tedavide kullanılan ilaçların mutlaka bir uzman kontrolünde alınması ve özellikle dikkatinin artmasının beklendiği sırada veya hareketliliğinin kontrol altına alınması gerektiği zamanlarda verilmesi gerekir. Bu asla unutulmaması gereken önemli bir konudur.' Doktor ve aile işbirliğinin önemi de burada karşımıza çıkıyor. Doktorun aileyi yönlendirmesi, ailenin de doktorun önerilerini dikkate alması, çocuk açısından olumlu sonuçlar doğuruyor.

SORUNUN KAYNAĞI
Bu çocuklara verilecek eğitim de son derece önemli. Bunun için bazı özel yöntemler gerekiyor. Uygulanan özel eğitim, çocuktaki sorunların kaynağına iniyor, nedenleri ortaya çıkarmaya yardımcı olarak hangi konuda zorluk çekiyorsa ona yönelik bir eğitim programı izleniyor. Eğitim konusunda bilgi veren Psikolog Özden Dandul şunları belirtiyor ''Biz hiperaktif genel başlığı altında aslında üç temel problemden söz ederiz; birincisi bu çocuklar hiperaktiftir, yani çok hareketlidirler tabii buradaki haraketlilik 'normal' çocuk davranışı ile karıştırılmamalıdır. ikincisi dürtülerine göre hareket ederler yani fevri ve düşünmeden davranırlar, üçüncüsü dikkat problemi yaşarlar dikkat süreleri çok kısa olduğu için odaklanıp konsantre olamazlar. Hiperaktif çocuklar yaşıtlarıyla birlikte aynı okullara giderler ancak onların bu özel durumları bir öğrenme güçlüğüne neden olup arkadaşları ile ilişkilerini etkilediği için okulda sürekli bir desteğe gereksinim duyarlar. Örneğin İngiltere'de hiperaktif bir çocuğun sınıf içinde ona sürekli destek veren bir öğretmen yardımcısı varken bu ülkemizde büyük bir lüks hatta imkansızdır'' diyor.

BİREBİR İLGİ
Hiperaktif çocuklar`ın sınıf içinde olmasa bile okul sonrasında derslerinde kendisi ile birebir ilgilenilmesine ihtiyaçları vardır. Ancak burada çocuğun düzeyine uygun gerçekçi hedefler belirlemek gerekir. Ev ödevlerinin ya da sınıf içi etkinliklerinin kendi seviyesine uygun olması önemlidir.

OLUMLU İLİŞKİLER
Kendisinden istenilenin çocuğa spesifik olarak açık ve net bir şekilde bildirilmesi ve çocuğun kendisinden isteneni anladığından emin olunması gerekir. Çocuğa yapması, bitirmesi mümkün olmayan ders aktiviteleri verildiğinde bunları yapamayan çocuk daha agresif ve mutsuz olur, bu durum onun özgüvenini etkiler. Burada okul, aile ve bir uzmanın işbirliği çok önemlidir. Okulun özellikle de sınıf öğretmeninin çocuğun bu özel durumunu çok iyi bilmesi ve anlamış olması gerekir. Sınıf içinde çocuğun yapamadıklarıyla sürekli olarak yüzleştirilmesi yerine başarılarının, olumlu davranışlarının fark edilip ödüllendirilmesi çocuğun hem bu durumla başa çıkmasına hem de özgüven kazanmasına yardımcı olur. Tabii bu durum da çocuğun ilişkilerini olumlu olarak etkiler.

MERAK EDİLEN SORULAR
Hiperaktivite zekayı etkiler mi?
- Hayır. Bu çocukların zeka düzeyleri normaldir. Tanının konulabilmesi için çocuğun zaten zekasının normal olması gerekir.
Kızlar mı yoksa erkekler mi daha hiperaktif?
- Kızlarda daha az erkeklerde daha çok görülür. Erkeklerde daha çok aşırı hareketlilik şeklinde, kızlarda ise dikkatini toplayamama şeklinde kendini gösterir.
Ne sıklıkta görülür?
- Okul çocuklarında yüzde 3-5 arasında görülebiliyor.
Kendi kendine geçer mi?
- Tedavi yapılmazsa ve çocuk kendi haline bırakılırsa yüzde 80 devam eder, yüzde 20'si kendi kendine geçebilir denebilir. Ancak risklidir. Çoğu okul yaşamına devam edemez.
Yediği besinler tetikler mi?
- Çocuğun yediği besinlerle ilgisi yoktur. Annenin hamileliği sırasında katkı maddesi içeren yiyecekler yemesi etkili olabilir. Ancak kesin neden budur demek mümkün değildir.
İkizleri nasıl etkiler?
- Yapılan araştırmalara göre tek yumurta ikizlerinde yüzde 80-90, çift yumurta ikizlerinde ise yüzde 30 oranında görülebiliyor.
Bu çocuklar saldırgan mıdır?
- Hiperaktif çocuklar akıllarına geleni ani olarak yaptıklarından, sonuçları düşünemediklerinden zaman zaman çevrelerine zarar verebilir. Ancak saldırganlık temel bir belirti olarak kabul edilemez.
Belirtiler hepsinde aynı mıdır?
- Belirtiler her çocuğa göre farklılık gösterebilir. Örneğin kimisinde aşırı hareketlilik daha ön plana çıkarken, kimilerinde de dikkat eksikliği daha ön plandadır.

Alkol ve uyuşturucuya sığınma tehlikesi
Hiperaktivite Bozukluğu ve Dikkat Eksikliği zamanında doğru anlaşılıp ilgilenilmediği takdirde, ileride bu çocukları bekleyen pek çok problem olabiliyor. Sabırlı davranamayan bu çocuklar toplumda pek çok bireyin yaptığı şeyleri, dikkat eksikliği nedeniyle çocukluk çağlarından itibaren yapamadığından ve kendilerinden beklenilenleri yerine getirememekten dolayı üzüntü duyup, alkol ve uyuşturucu maddelere sığınma ihtiyacı duyabilirler.

MUTLAKA İLAÇ VERİLİR Mİ?
Çocuğun durumuna göre değişiklik gösterir, terapi, özel eğitim de son derece önemlidir. İlacın kullanılıp kullanılmayacağına ve ne şekilde kullanılacağına ancak bir doktor karar verebilir. Bu yüzden ailelerin kulaktan dolma bilgilerle hareket etmesi sakıncalıdır. Dikkat eksikliği sorunu yaşayan çocukların anne ya da babalarında da bu probleme rastlanabilir. Çocuğunu uzmana götüren bir anne ya da baba kendinde de çocuğuyla benzer problemler olduğunu fark edebilir. Bu da durumun kalıtsallık ilişkisini göz önüne seriyor.

Ailelere ücretsiz eğitim veriliyor

Hiperaktif çocuklar`ın aileleri dernek çatısı altında toplanarak çeşitli aktivitelerin yanı sıra tecrübelerini paylaşıp eğitim alıyorlar....
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Özel Öğrenme Güçlüğü Derneği üç buçuk yıl önce Ankara'da kurulmuş. İstanbul'da da zaman zaman faaliyetlerde bulunuyor. Ayrıca bunun dışındaki illerde yaşayan ve çocuğunda hiperaktivite olduğunu düşünen kişilere de yardımcı olarak, uzmanlara yönlendiriyor. Ortak sorunları yaşayan aileler dernek çatısı altında bir araya gelerek çeşitli eğitimler alıyor, tecrübelerini birbirleriyle paylaşıyorlar. Kendisi ve oğlu da hiperaktif olan Dikkat Eksikliği ve Özel Öğrenme Güçlüğü Derneği Başkan Yardımcısı Nezih Çıngır, kendini adeta bu konuya adamış. Türkiye çapında herkese bu konuda yardımcı olabileceklerini, doğru adrese ulaşmanın son derece önemli olduğunu söylüyor.

ÜÇ YIL KAYBETTİ
Yıllar önce oğlundaki değişikliği farkettiğinde kendisine söylenilen ''bu çocuğun bir şeyi yok'' cümlesi ona ve oğluna üç senelik bir kayba mal olmuş. Bu yüzden doğru yere gitmenin önemine özellikle işaret ediyor. Kimya Mühendisi olan Nezih Çıngır oğlunun ilkokulu hiç yazı yazmadan bitirdiğini, kendisinin de bu işin peşini bırakmadığını söylüyor. 16 yıl boyunca mücadele ettiğini ve konuyla ilgili sürekli yeni şeyler öğrenerek kendini geliştirdiğini söyleyen Çıngır'ın oğlu şimdi Hacettepe Üniversitesi Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği bölümünde okuyor.

DERNEK KURULUYOR
Çıngır kendi yaşadığı sorunu daha pek çok ailenin de yaşadığından yola çıkarak 3.5 yıl önce Prof. Dr. Ferhunde Öktem başkanlığında Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Özel Öğrenme Güçlüğü Derneği'nin kurulmasına öncülük etmiş. Dernek ailelere eğitim vermekle kalmıyor, çeşitli aktivitelerde onları bir araya getirerek kaynaşmalarını da sağlıyor. Geçen yıl İstanbul'a üç kez eğitim için gelerek çeşitli okullarda anne babalara ücretsiz eğitim toplantıları düzenlemişler. Çıngır ''Her hafta toplanırız, İstanbul'dan da uzmanlar gelir. Çocuklarımız için kamplarımız, pikniklerimiz olur'' diyor.

AİLELERE YOL GÖSTERİLİYOR
Derneğin ayrıca ailelere yol göstermek amacıyla uzmanlar tarafından hazırlanmış eğitim CD'leri de var. Bunun dışında yine dernek kendi imkanlarıyla bu çocuklara özel iki tane oyun hazırlamış. Hiperaktif çocuklardaki eksik yönleri eğitmeye yönelik bu oyuncaklardan ''macera ormanı'' çocukların davranışlarını yönlendirmeyi, ''tam zamanında'' ise zaman kavramını öğretmeyi, el göz koordinasyonu sağlamayı hedefliyor.
Ayrıntılı bilgi almak isterseniz 0312 425 74 25 / 0533 590 17 90 no'lu telefonu arayabilirsiniz. Ayrıca derneğin internet adresi de var, http://www.hiperaktivite.org.tr

OLUMLU YANLARI DA VAR
Kuşksusuz ki hiperaktivite eğitim ile yönlendirilebilen ve özel eğitime çok ihtiyaç duyulan bir sorun. Eğitim aynı zamanda bu çocuklardaki olumlu yanları ortaya çıkarmaya da yardımcı oluyor. Bu çocuklardaki yaratıcılık eğer değerlendirilebilirse hayatlarına olumlu etki ediyor. Ayrıca bu çocuklar son derece hoşgörülü, girişken ve sıcakkanlı oluyorlar. İnsanlarla kolay ilişki kurabilen hiperaktifler, iyi bir espri yeteneğine de sahip oluyor. Gelecek tehlikeleri düşünmeden hareket ettiklerinden diğer insanlara göre daha çok risk alabiliyor. Ancak risk alma bazen olumlu bazen ise olumsuz sonuçlar yaratabiliyor.

Ergenlik döneminde görülen belirtiler
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Özel Öğrenme Güçlüğü Derneği'nin web sitesinde hiperaktivitenin ergenlik dönemindeki belirtilerine de değinilerek 'bu dönemde tanı konulması için daha önceki yaşlarda da benzer belirtilerin var olması gereklidir' deniyor
- Aşırı hareketlilikte azalma olur ama kıpır kıpırlık devam eder.
- Akademik başarı daha ciddi düzeyde sorun olmaya başlar.
- Ders dinleyememe, derste uykulu bir halde olma ya da kalem çevirme, resim yapma gibi şeyler yapma.
- Uzun süreli dikkat gerektiren işlerden kaçınma.
- Ders çalışmama, ödev yapmama.
- Öğretmenlerle ilişkilerde sorunlar , karşılık verme, saygısız, ilgisiz bir öğrenci olarak nitelendirilme.
- Aile ve arkadaş ilişkilerinde sorunlar.
- Benlik saygısında azalma, depresyon,
- Aniden öfkelenme ya da neşelenme.
- Sigara, alkol madde kullanımı.
- Yasal sorunlara neden olabilecek, riskli, tehlikeli davranışlar

Yetişkinlerdeki belirtiler
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Özel Öğrenme Güçlüğü Derneği'nin web sitesinde hiperaktivitenin yetişkinlerde görülen belirtileri de şöyle sıralanıyor;
- Yerinde duramama, bacak sallama, parmakla tempo tutma.
- Uzun süre gazete, kitap okuyamama, TV izleyememe ya da bunları yaparken hareket halinde olma.
- Dikkat dağınıklığı, belirli bir işe uzun süre konsantre olamama.
- Unutkanlık, söylenenleri, günlük işleri akılda tutamama, eşyaları kaybetme.
- İşleri düzenlemekte ve bitirmede yetersizlik, bir işi bitirmeden diğerine başlama.
- Sorun çözme ve zamanını kullanmada güçlük.
- Yeterli düzeyde başarılı olamadığını, hedeflerine ulaşamadığını düşünme.
- Sık sık iş değiştirme.
- Duygulanımda değişkenlik, aniden öfkelenme.
- Düşünmeden kolay, hızlı karar verme.
- Sosyal ilşkilerde sorunlar.
- İlişkileri ani olarak başlatma ve bitirme.
- Evlilik sorunları.
- Alkol, madde bağımlılığı.


Hiperaktif deyip geçmeyin

Hiperaktif terimi son günlerde çok sık kullanılıyor. Ama aşırı hareketli anlamına gelen bu sıfat, sıradan bir kişilik özelliği değil. Çocuklar ve gençlerde görülen bu rahatsızlığa psikiyatri dilinde ‘‘Dikkat Eksikliği ve Aşırı Hareketlilik Bozukluğu’’ (DEAHB) adı takılmış. Hastaların yüzde 80'inde gençlik döneminde de etkisini sürdürüyor. Günümüzde bu hastalık ilaçla tedavi ediliyor.

Yerinde durmayan, sürekli hareket eden küçük çocukların bu durumu genellikle 'normal' olarak kabul edilir. Bazı çevrelerde zeka belirtisi sayıldığı bile görülür! Halbuki ‘‘Dikkat Eksikliği ve Aşırı Hareketlilik (Hiperaktivite) Bozukluğu’’ adında bir hastalık var... Bu hastalığa yakanlanmış olan çocuklar artık tedavi ediliyor.

Benzer belirtileri erişkin yaşında gösterenlere de rastlıyor ve onlar için sıradan bir kişilik özelliğiymiş gibi ‘‘hipearktif’’ sıfatını kolaylıkla kullanıyoruz. Oysa bu kişilerden bazıları, çocukken tedavi edilmemiş hastalar olabilirler...

Dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik bozukluğunun üç önemli belirtisi var. Aşırı hareketlilik (hiperaktivite), dikkat eksikliği ve içtepisel davranış. Bu sonuncusu, düşünmeden hareket etme ve sabırsızlık anlamına geliyor. Kuzey Amerika'da yapılan bir araştırmada çocuk ve gençlerin yüzde 10'unda dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik bozukluğu olduğu tespit edilmiş. Toronto ve Michigan State Üniversiteleri öğretim üyesi Prof. Dr. Atilla Turgay'a göre ise bu oran gerçekte çok daha yüksek. Prof. Turgay ‘‘Dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik bozukluğu (DEAHB)’’ adlı çalışmasında bu bozukluğun çocuk ve gençlerin yüzde 20 gibi büyük bir oranında olduğunu söylüyor: ‘‘Son on yıllık çalışmalarda, hastalığın belirtilerinin ergenlik çağında ortadan kalkmadığı ortaya çıktı. Hastaların yüzde 90'ında ilaç tedavisi, terapi ve özel eğitimle tedaviye başlandıktan birkaç hafta gibi kısa bir süre içinde sonuç alınabiliyor.’’

Bozukluğun biçimi de üçe ayrılıyor. Birincisi dikkat eksikliğinin belirgin olduğu biçim. Bu durumda öğretmenleri çocuğun okul başarızlığından yakınıyorlar. Aşırı hareketliğin ve içtepisel davranışın belirgin olduğu biçimde ise çocuğun daha çok davranışları şikayet konusu oluyor. Çocuklar duygularını, özellikle de öfkelerini kontrol edemiyor, saldırganlaşıyor.

YERLERİNDE DURAMIYORLAR

Bu bozuklukta kalıtsal etkenler önemli. Gebelik ya da doğum sırasında beyindeki bir zedelenme çocukta böyle bir sonuca yol açabiliyor. Bazı anneler DEAHB olan çocuklarının ana karnındayken bile aşırı hareket ettiklerini belirtiyor. Doğumdan sonra da bu bebeklerin kucağa alındıklarında durmadıkları ve beden temasından hoşlanmadıkları görülmüş. Ancak hastaların çoğunda belirtiler anaokuluna ya da ilkokula başladıktan sonra ortaya çıkıyor. Bu çocuklar yerlerinde duramıyor, söyleneni dinlemiyor, başka çocukları itip kakıyor, oyuncaklarını ellerinden alıyor, sıralarını bekleyemiyor, vuruyor ısırıyor, bağırıp çağırıyorlar. Bazısı ise çevrenin sert tepkilerinden korkarak çekingenleşiyor. Uyku ve yeme bozukluklarına rastlanıyor. Kimisi sürekli mızmızlık ediyor. Prof. Turgay erken çocuklukta tanı koymak biraz güç olduğunu belirtiyor: ‘‘Normalde de çocukların bu döneminde aşırı hareketlilik ve dikkat azlığı bulunuyor. Ancak DEAHB'si olmayan çocukların bu özellikleri geçici. İstediklerinde dikkatlerini verip kendi başlarına oynayabiliyorlar. Ayrıca normal çocuklar duygularını sözle daha rahat ifade edebiliyor.’’

Kardeşlerle ilişkilerinde bu çocukların kabalıkları ve saldırganlıkları ciddi bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Hasta çocuğun, diğerleri üzerinde bir tür egemenlik kurduğu, onları korkuttuğu, döverek eziyet ettiği görülüyor.

Kız çocuklarda ise mutsuzluk, okula gitme isteksizliği, okul korkusu, anksiyete gibi belirtiler görülüyor. Zamanla dikkat gerektiren dersler arttıkça, bu çocuklarda aşırı çalışarak geride kalmama çabaları, başarısızlık, okuldan kaçma da görülüyor. Moral bozukluğu, kendini aşağılama gibi belirtilere de sık rastlanıyor.

Okul çağında bu çocukların masaları ve odaları çok dağınık, defterleri kirli ve düzensiz. Saldırgan davranışları nedeniyle arkadaş edinemiyor, grup dışı kalıyorlar. DEAHB olan çocuklar kısa zamanda ayırtediliyor, ‘‘yaramaz’’, ‘‘terbiyesiz’’, ‘‘tembel’’ gibi yaftalar yapıştırılıyor. Bu çocuklar sık sık okulda ve mahallede kendileri gibi olanları bularak bir alt grup oluşturuyorlar. Bunlar daha sonra bir çeteye dönüşebiliyor. DEAHB olan çocukların yüzde 80'inden fazlası normal davranışları olan çocuk ve gençler tarafından itiliyor.

Büyüyünce de hastalığın pençesinden kurtulamıyorlar: DEAHB'na ek olarak toplum dışı kişilik özellikleri görülebiliyor. Depresyon, alkol ve ilaç bağımlılığına da rastlanıyor. İntihar, cinayet ve boşanma genel topluma göre bu tür hastalarda daha sık görülüyor.

Diğer önemli bir etken ise ailenin kaç bireyinde DEAHB olduğu. Her üç çocuğunda ve kocasında DEAHB olan bir anne bir terapiste ağlayarak şunları anlatıyor: ‘‘Cehennem hayatı bundan kötü olamaz. Birisi öfkelenir öfkelenmez, diğerleri de ona katılıyor, zincirleme bir bağırıp çağırmadır başlıyor. Birbirine vurmalar da hepsini bırakıp kaçmak istiyorum.’’

TEDAVİSİ İLAÇLA

Anne babada DEAHB, antisosyal kişilik bozukluğu, alkolizm ve depresyon bulunması çocuklarda DEAHB olasılığını artırıyor. DEAHB'si olan çocuk kız ya da erkek olsun kız kardeşler için bu risk yüzde 15, erkek kardeşler için yüzde 28. Araştırmalar gebelik ve doğumda sorun yaşayanların da çocuklarında DEAHB gelişimi riskinin yüksek olduğunu belirtiyor. Annenin hamilelik döneminde günde içtiği sigara sayısı dahi çok önemli. DEAHB'li çocuklarda sık rastlanan diğer bulgular ise kafa çevresinde küçüklük, doğum sonu solunum durmaları ve düşük doğum kilosu.

Bozukluğun tedavisinde en önemli yaklaşım ise ilaç tedavisi. ABD'de ve Kanada'da en sık kullanılan ve uyarıcı grubuna giren ilaçların dikkat eksikliği, içtepisel davranış, aşırı hareketliliği birkaç hafta içinde ve bazen bir iki gün içinde kontrol altına aldığı görülmüş. Öğrenme güçlüklerinin ve sorunlarının düzelmesi ise birkaç ay alabiliyor diyor Prof. Turgay.

Bu ilaçlar henüz Türkiye'de yok. Ancak getirilmesi için çalışmalar başlatılmış durumda. Beyin görüntüleme çalışmalarında Prof. Turgay ve ekibi ileri derecede belirgin DEAHB nedeniyle uzun süreli olarak kurumlarda tedavi gören çocuklardan büyük bir kısmında elektrofizyolojik bozukluklar tanımlamladılar. Beyin görüntüleme teknikleri ile yaptıkları çalışmalarda, hastadan 45'inde bilgisayarlı EEG yardımıyla çeşitli bozukluklar saptanmış. Oksijen ve glukoz dağılımı ve metabolizmasındaki bozuklukların saptanması da geniş ilgi uyandırmış.

Tanı nasıl konuyor?

Amerikan Psikiyatri Derneği'nin geliştirdiği ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından kabul edilmış DEAHB tanı belirtileri şöyle:

Aşağıdaki dokuz belirtiden en az altısının altı aydan daha uzun sürdüğü kişilerde dikkat eksikliği bozukluğundan kuşkulanmak gerekiyor:

1) Ayrıntıya dikkat edememe. 2) Okulda, işte ve evde dikkatsizliğe bağlı olarak sık yanlışlıklar yapma. 3) Yapılan işlerde ya da oyunda dikkatin sürdürülememesi. 4) Kendisine söyleneni dinlemez görünme. 5) Beklentileri anlayamama, bu yüzden okulda verilen, ödevi, işte ve evde yapılması gerekenleri yerine getirememe. 6) Görevleri ve işleri düzenlemede güçlük ve dağınıklık. 7) Evde ve okulda zihinsel işlev gerektiren işlerden ve görevlerden kaçınma. 8) Görev ve işler için gereken oyuncak, kalem, kitap gibi araç ve gereçleri kaybetme. 9) Dış uyaranlarla dikkatin kolaylıkla dağılması. Günlük işlerde sık unutkanlık.

Aşırı hareketlilik belirtileri ise şunlar: 1) El ve ayakların sürekli oynatılması, sakin ve hareketsiz durma güçlüğü. 2) Sınıfta çocuğun sırada oturamaması, ya da hareketsiz durmayı gerektiren yerlerde yerinde duramama. 3) Durmaksızın koşma ya da eşyaların ve nesnelerin üstüne tırmanma. 4) Kendi kendine sessiz duramama ve oyalanma zorluğu. 5) Sanki içinde hiç durmak bilmeyen bir motor varmışçasına sürekli hareketlilik. 6) Çok aşırı konuşma.

İç tepisel davranışlar ise soru daha tamamlanmadan cevap verme aceleciliği, sırasını bekleyememe ve başkalarının yaptığı işi kesme olarak tanımlanıyor.

 

Çocuğunuzun ilgisiz, dikkatsiz olduğunu ve bu nedenle ders çalışamadığını ya da daha küçükse oyun dahi oynayamadığını düşünüyorsanız, sebebi, Dikkat Eksikliği Hastalığı (Attention Deficit Disorder/ADD) olabilir. Hiperaktif çocuklarda daha sık görülüyor. Nörolojik bir hastalık. Genetik olduğu da, beyindeki bir kimyasal maddenin eksikliğinden kaynaklandığı da düşünülüyor. Çocukların yüzde beşinin ADD'den mustarip olduğu tahmin ediliyor. Bu hastalıkla ilgili bazı basit bilgiler:

Belirtileri

Tüm çocuklar bu belirtileri zaman zaman gösterebilirler. Ancak ADD'li çocuklarda sık sık karşılaşılır. Teşhisi zor ve hastalığın derecesi çocuğa göre değişebiliyor.

Dikkati toplayamama: Özellikle rutin ve sıkıcı işlere yoğunlaşamama, dinleyememe, işe başlayamama veya bitirememe. Çocuk dikkatini nereye vereceğini veya dikkatini nasıl yoğunlaştıracağını veya nasıl sürdüreceğini veya dikkatini birden fazla işe nasıl dağıtacağını bilemez.

Fevri davranış: Sırasını beklemez. Düşünmeden davranır. Bir işten öbür işe koşar. Sınıfta yersiz soru sorar. Başkalarının sözünü keser. Saçmalıklar yapar. Öfkelenir, kendini kontrol edemez. Fevri davranışlar çocuğu tehlikeye sürükleyebilir. Örneğin, sokakta aniden karşıdan karşıya koşar.

Hiperaktivite: Her çocukta hiperaktiflikle karşılaşılmayabilir. Bazı ADD'li çocuklar hiperaktif olmayıp tam tersine aşırı sakindirler.

Organize olamama: Fevri davranan ve dikkatini toparlayamayan çocuk organize olamaz. Sık sık unutur, eşyasını kaybeder. Kendisine çok iş verilirse, nereden başlayacağını bilemez, bir kısmını unutur.

Sosyal becerilerde eksiklik: Çocuk olgun davranamaz ve sürekli ilgi peşindedir. Çabuk sinirlenir, çevre ile ilgilenmez. Duygularını ifade etmekte zorluk çeker. Sorumluluk alamaz. Sık sık kavga eder. Davranışlarının sonuçlarını pek hesaplayamaz.

Tedavisi

Önce bilgi sahibi olmak: Bu çocuklara dikkatli davranmak gerekiyor. Belirtiler görüldüğü anda teşhisi için çaba gösterilmeli.

Davranışı yönlendirmek: ADD'li çocuklar ödüle çabuk cevap veriyorlar. Çocuğun içinde bulunduğu ortam organize olmalı, kurallar ve beklentiler açıkca belirtilmeli. Yaptıklarının sonucunun ne olacağı çocuğa çok iyi anlatılmalı. Bunun için sorunlu davranışların listesini yapın. Zamanında yatmak, ödev yapmak, sabah okula hazırlanmak gibi. Bunların bir kaç tanesini seçin ve onların üzerine yoğunlaşın. Seçilen davranışların iyileşmesi halinde çocuğa bir hediye verin ve bu hediyeleri sık sık değiştirin. Onun için heyecanlı olmalı.

Çocuğa asla para cezası verilmemeli ve öfkeyle yaklaşılmamalı.

Çocuk kontrolden çıktığı anda daha önceden saptanan bir yere Sakinleşmesi için gönderilmeli. Örneğin bir köşe olabilir. Asla karanlık bir yer veya dolap olmamalı. Okul öncesi çocuklar beş dakika, daha küçükler bir dakika kalabilir.

İlaç terapisi: Çeşitli ilaçların bu hastalığa iyi geldiği tespit edilmiş durumda. Tedaviye en düşük dozdan başlanıyor.

Uygun eğitim

ADD'li bir çocuğun okul sistemine ayak uydurması pek kolay değil. Öğretmen ile aile işbirliği içinde olmalı. Sınıf kuralları ve beklentileri açık, kolay olmalı, gerekirse yazılı asılmalı. Çocuk ilgi dağıtan şeylerden uzak, öğretmene yakın oturmalı. Az ödev verilmeli, çocuğa ödev için daha fazla zaman verilmeli.

Aileye öğütler

Bu hastalıkla ilgili bilgiyi psikiyatrist, pedagog ve nörologlardan edinebilirsiniz.

Bakış açınızı değiştirin, çocuğun davranışlarının kişiliğiyle değil, ADD ile ilgili olduğunu sık sık hatırlayın.

Sakın öfkelenmeyin.

Çocuğun olumlu davranışlarını destekleyin.

Çocuğa yeni ilgi alanları siz yaratın.

Sportif veya sanatsal etkinliklere katılması için destek verin.

Çocukla oyun oynayın.

Çocuk Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunan
Okunma: 90
iri memeli kadınlar
Okunma: 50
Diyabet Şeker Hastalığı
Okunma: 44
Uyku sorunu
Okunma: 41
Diyet Rejim Kilo vermek
Okunma: 39
Damar tıkanıklığı
Resim
Çeşme `de Tatil
Çeşme `de Tatil

 | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!

Saglikarsiv