Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler

» Çocukların okul korkusu

Çocukların okul korkusu

2010-03-13 21:28:15 Kadinlaricin.net sitesinde Çocukların okul korkusu baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Çocukların okul korkusu ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Çocukların okul korkusu

 

Okul korkusu yaşayan çocukların evde kalmak için başvurduğu diğer bir yöntem ise kendisine kötü davranan öğretmen ve arkadaşlarla ilgili hikayeler uydurmak. Uzmanlar aile, sınıf ve rehberlik öğretmenleri üzerine düşeni yaptığı halde ve aradan iki hafta geçtikten sonra bile şikayetleri devam eden çocukların profesyonel yardım almasını öneriyor.

Y, ilkokul birinci sınıfa başlayacağı günün sabahı ağlayarak uyandı. Bir yandan da sürekli korktuğunu söylüyordu: ‘‘Ya okulda büyük sınıftaki çocuklar beni döverse, ya okulun merdivenlerinden düşersem, ya okulda hastalanırsam’’ diyordu.

Annesi ve babası sızlanmalarına aldırmayıp onu okula götürdü. İlk iki gün ağlayarak da olsa sınıfa girmeyi kabul etti. Üçüncü gün sınıfa girmemek için bir yandan ağlıyor, bir yandan da kapının pervazını sıkı sıkı tutuyordu. İte kaka sınıfa soktular. Annesi de onunla birlikte derse girdi. Sonraki günlerde de sınıfta annesiyle oturmaya, sürekli annesinin elini tutmaya başladı. Ailesi iki hafta sonra Y'yi çocuk psikiyatrına götürdü. Psikiyatr hemen ilaç tedavisine başladı. İlaçlar etkisini gösterene kadar ailesi Y'yi okula göndermemeye karar verdi. Bu hepsi için daha kötü oldu. Okula ara vermeden önce hiç değilse arkadaşlarıyla oynamaya başlamıştı. Şimdi ise arkadaşlarının yanına bile yaklaşmıyor, annesinin elini bırakmıyordu. Durumu yine düzelmeyince sınıf öğretmeni çocuğun bir psikoloğa götürülmesini tavsiye etti. Ailesi Y'yi Davranış Bilimleri Enstitüsü'nden uzman psikolog Nur Dinçer'e götürdü:

‘‘ Bana geldiklerinde ekim ayının sonları olmuştu. Derse katılmamasına, korkmasına ve sınıfa sürekli annesiyle girmesine rağmen yavaş yavaş okumayı sökmeye başlamıştı. Evde ödev yaptırmak mümkün olmuyordu. Ödevlerini yapsın diye annesi bağırıyor, anne bağırınca baba devreye giriyor, kısacası evin içinde bir kaos yaşanıyordu. Olmayınca çocuğa ödüller veriyor, bu da işe yaramazsa cezalandırmayı deniyorlardı. Fiziksel cezalar da kullanılıyordu. ‘Neden buraya geldin’ diye sordum. Bana ‘okul durumu yüzünden, Çok korkuyorum. Aslında gitmek istiyorum ama başıma birşey gelecek diye korkuyorum’ dedi. O zaman aileyi ele almak gerektiğine karar verdik. Anlaşılan oydu ki, anne ve baba tedirgin tiplerdi. Annesi kaygılı bir kadındı. Evlerinin kocaman bahçesi olmasına rağmen onu hiç dışarı bırakmamıştı. Aynı nedenle anaokuluna da gitmemişti. Baba sürekli anneye yükleniyordu. Burada da tartışmalar oldu. Anne biraz biraz ‘galiba benim yüzümden’ diye düşünmeye başlamıştı. Çocuğu adım adım okula alıştırmaya karar verdik. Önce bahçeye kadar gidecek. Orada dolaşacak, isterse arkadaşlarıyla oynayacaktı. Ondan sonra okulun içine girecek, sonra sınıfın kapısında isterse bekleyecek ya da bir iki derse katılıp çıkabilecekti. Ama tüm bunların içinde anne yoktu. Annenin sınıfa girmesini kesinlikle yasakladık. Bir süre sonra sadece oğlunu sabah okula bırakıp, akşam da almak için gitmeye başladı. Y'yi burada bir grup çalışmasına da aldık. Çünkü annenin kaygılı yapısı çocuktaki korkuların temelini oluşturuyordu. Grup içinde duygularını ifade etmeye, arkadaş edinmeye başladı. Annesiyle babasını da aile terapisine gönderdik. İki üç hafta sonra Y'nin okulla ilgili bir sorunu kalmadı.’’

Okul korkusunun nedenleri

ÇOCUKTAN KAYNAKLANAN NEDENLER

Okul, çocuğun eskiden yaşadığı bir travmayı tetiklemiş olabilir.

Yeni doğan ya da küçük kardeşini evde anne ile bırakıp okula gitmek istemeyebilir.

Yemek yeme sorunu varsa, yemek seçiyorsa okuldaki yemek zorunluluğu hoşuna gitmeyecektir. Yemek saatinden kaçıyor olabilir.

Ailenin çocuğu okul hakkında yanlış bilgilendirmesi, okulun sanki bir eğlence ve oyun yeriymiş gibi anlatılması, çocuğu okul kurallarıyla karşılaşınca hayal kırıklığına uğratabilir.

Öğretmenin çocuk ile yeterince iletişim kuramaması ya da sert yaklaşımlar korkmasına neden olabilir.

Servis sorumlusunun öfkeli yaklaşımı ya da başka çocukların rahatsız etmesi sorun yaratabilir.

Evde anne baba arasında tartışmalar varsa, çocuk okul dönüşü evde anne babasını bulamamaktan korkabilir.

Öğrenme ve dikkatini toplamada sorun yaşayan çocuklar özellikle yazı yazma ve okumada güçlük çekerler. Sınıfın hızına yetişememe ya da yanlış yapama kaygıları bu çocuklarda güvensizliğe yol açar

Çekingen, kolay iletişim kuramayan çocuklar kolay arkadaş edinemezler. Arkadaş edinemedikleri veya bir gruba dahil olamadıkları için okula gitmek istemezler

Sosyal fobi çocuğun genellikle başkalarının yanında yapması gereken eylemlerden kaçması durumudur. Tahtaya kalkıp konuşmak, sınıf içinde okuma yapmak gibi durumlardan kaçınır. Bu gibi durumlarda sıkıntı ve utanç duyar.

ANNEDEN KAYNAKLANAN NEDENLER

Aşırı kollayıcı ve koruyucu anneler çocukta yabancı ortamlara karşı korku oluşmasına neden olabilir.

Anne çocuğun kendi ayakları üzerinde durmasına yeteri kadar izin vermediğinde çocuğun kendine olan güveni gelişmeyebilir.

Çocuğun öğretmenini sevmesi ve ona bağlanması annenin çocuğun sevgisini kaybedeceğini düşünmesine neden olabilir. Bu durumda anne kaygıları açık açık söylemese de, çocuğuna hissettirebilir ve onun okuldan uzaklaşmasına neden olabilir.

Daha büyük sınıflarda yaşanan kaygının nedeni de genellikle ebeveynlerin beklentisinin yüksek olmasından kaynaklanır.

OKULA ALIŞTIRMAK İÇİN

Ödüllendirme veya cezalandırma yöntemlerini kullanmayın

Okula gitmesi konusundaki kararlılığınızı belli edin

Onunla en fazla okulun bahçe kapısına kadar gidin

Annesinden bir türlü ayrılamayan çocukları okula baba götürsün.

Sakın ağlıyor diye onunla birlikte sınıfa girmeyin

Durumdan öğretmeni haberdar edin.

Okuldan kaçan evden de kaçar

Eminönü Belediyesi tarafından ilçedeki öğrencilere yönelik düzenlenen konferansa konuşmacı olarak katılan Umut Çocukları Derneği Başkanı Yusuf Kulca, evden kaçan sokak çocuklarının bu alışkanlıklarına okuldan kaçarak başladıklarını belirtti. Eminönü Belediyesi Küçükayasofya Kültür Merkezi’nde ilköğretim öğrencisi çocuklarının katılımıyla gerçekleşen toplantıda, sokak çocuklarının karşılaştığı tehlikeleri ve madde bağımlısı çocukların sosyal hayata nasıl kazandırılabileceğini anlatan Yusuf Kulca, sokak çocuklarının yüzde 92’sinin ilkokul mezunu ya da ilkokuldan terk olduğunu belirtti. Evden kaçan çocuklar kadar okuldan kaçan çocukların da toplum için ciddi bir problem olduğuna dikkat çeken Kulcu, “Çocuk okuldan ya öğretmenini sevmediği için ya da arkadaşlarından hoşlanmadığı için kaçar. Özellikle ilköğretimde okuldan kaçmaya başlayan çocukların evden kaçarak sokakta yaşaması riski çok yüksektir. Öğretmenlerimizin bu şekildeki riskli öğrencilerle özel olarak ilgilenmeleri ve aileleriyle de problemi paylaşmaları gerekir” dedi. Konferansın sonunda çocukların sorularını da cevaplandıran Kulca, yakınları arasında madde bağımlısı ya da sokakta yaşayan çocuk bulunanların Alo 183 Çocuk Hattı’nı arayabileceklerini söyledi.

İlk adım korkusu

Yeni eğitim yılı bugün başlıyor. İlköğretim okuluna başlayacak çocukları olan aileleri 'okula ilk adım' korkusu sardı. Pedagog Zeynep Aydoğmuş, ‘‘Okula başladıkları zaman destek olunmazsa çocukta 'okul fobisi' oluşur’’ dedi. Çocuğun okula başladığı zaman aileden ayrılmaya yavaş yavaş alıştırılması gerektiğini belirten Aydoğmuş, ‘‘Bizim toplumumuzda, çocuk ailenin efendisidir. Aileler çocuklarından bir türlü ayrılmak istemezler’’ diyerek, aileleri uyardı. Okula yeni başlayan çocuktan ailenin fazla beklentisi olmaması gerektiğini de savunan Aydoğmuş, ‘‘Çocuğa sınıfının en iyisi olması yönünde bir baskı, kekemelik gibi psikomatik rahatsızlıklar başlayabilir. Aile çocuğun potansiyelinden memnun olmalı. Derslerden önce çocuğun beden ve ruh sağlığına önem verilmeli’’ dedi. Pedagog Aydoğmuş, okula ilk adımda, ailelere şu önerilerde bulundu:

Çocuğa, ‘Sen artık büyüdün’ gibi ifadeler kullanarak onun okula alışmasına yardımcı olmalı.

Çocuğun okuldan dönüş saatlerinde anne evde olmalı

Okula gidişteki ayrılık aile tarafından desteklenmeli.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM

Okul öncesi alınan eğitimin önemini vurgulayan Aydoğmuş, ‘‘Anaokuluna gitmeyen çocuk herşeyi kendisinin kabul eder. Çevresindekiyle birşey paylaşmak istemez. Anaokuluna giden çocuk, orada kuralları ve aileden ayrılmayı öğrenir. İlköğretime daha sağlıklı bir başlangıç yapmış olur’’ dedi. Aydoğmuş, çocuğunu anaokuluna göndermeyen ailelere de şu önerilerde bulundu:

Çocuğa zaman zaman dışarıda oynama izni verilmeli.

Tek başına yemek yemesi teşvik edilmeli. ‘‘Yoruldun ben yedireyim’’ gibi tavizler verilmemeli.

Sokakta çocuk rahat bırakılmalı.

ÖDEVLER BIKTIRIYOR

Okuldan verilen ödevlerin çocuklar için büyük bir yük olduğunu söyleyen Aydoğmuş, ‘‘Ödevlere ve sınavlara ilkokuldan başlayan çocuklar, üniversite sınavına geldikleri zaman sıkılıyorlar’’ dedi.

Çocuğun okuldan geldikten sonra fazla kısıtlanmaması gerektiğini belirten Aydoğmuş, şunları söyledi:

‘‘Yorucu bir günün ardından çocuğa televizyon seyretmesi için izin verilebilir. Ancak izleyeceği programları annesinin kendisine sunduğu önerilerden seçebilir. Böylece çocuk, hem zamanını kullanmayı, hem de seçiciliği öğrenmiş olur.’’

BOŞUNA KIZMAYIN

Çocukların okulda eşyasını kaybetmesine de değinen Aydoğmuş, şu öneride bulundu:

‘‘Çocuk okulda eşyasını kaybettiği zaman aile ona yüklenmemeli. Tabii ki eşyaları yırtılacak ve kaybolacak. Çocuğa kızmak yerine 'Bir dahaki sefere dikkatli ol' diyerek, onu yumuşak bir dille uyarmalı’’ dedi.

Sen artık büyüdün

Anne ve babaların, okula ilk adımı atan çocuklarını ‘‘Sen artık büyüdün’’ gibi sözlerle yüreklendirmesi gerekiyor. Özellikle anaokulu deneyimi olmayan çocuklar için, okula başlamak hayatında büyük bir değişime yol açıyor.

Çocuğunuz okuldan korkarsa

Psikolog Alanur Özalp, ‘‘okul korkusu’’ yaşayan çocukların daha başlamadan okulla ilgili hayaller kurduklarını, başladıklarında da kurdukları hayallerin gerçekle örtüşmemesi sonucu okula gitmek istemediklerini söylüyor. Özalp, bu durumun ‘‘hiperaktif’’ olarak adlandırılan grupta daha sık görüldüğünü belirtiyor. Sıra arkadaşının ya da okul bahçesinde başka bir çocuğun ağladığını gördüğünde de çocuğun etkilendiğini ifade eden Özalp, ‘‘Çocuklar, öğretmeninin kendisini çok sevmesini istiyor. Eğer kendi yaptığı şeyleri, örneğin yazdığı yazıyı, yaptığı resmi beğenmiyorsa, öğretmeninin onu kendi istediği kadar sevmeyeceğini düşünerek okula gitmek istemiyor’’ diyor.

Bu çocukların tepki olarak, öğretmeninin söylediği şeyleri yazmadıklarını, tahtaya kalktıklarında sorulanları bildikleri halde cevaplamadıklarını, okuyabilmelerine rağmen okumadıklarını anlatan Özalp, söz konusu çocukların, öğretmenlerinin bütün öğrencilere eşdeğerde sevgi göstermesine de katlanamadıklarını ifaoe ediyor. Anne ve babaların çocuklara, okul hakkında daha önce bilgi vermelerini öneren Özalp, şunları söylüyor:

‘‘Çocuk okula başlamadan önce, mutlaka okulda yapılacak çalışmalar hakkında bilgilendirilmeli. Okula gidip, sınıfını, mümkünse sırasını görmeli, okul bahçesini gezmeli. Okul müdürü ve sınıf öğretmeni ile tanışmalı.’’

Özalp, çocuğun okula başlayacağı dönemde anne-babanın olası problemleri nedeniyle evden ayrılmaları ya da boşanmaları söz konusuysa, bu kararların ertelenmesi ve bu durumlarda psikolojik yardım alınması gerektiğini de bildiriyor.

Çocukların okula 1.5 ayda alıştığını belirten Özalp, ‘‘Önce annelerinin yanlarında oturmasını, bir süre sonra koridorda durmasını, daha sonra da bahçede beklemelerini isteyerek, yavaş yavaş okula alışıyorlar’’ diye konuşuyor. Özalp, okullar açıldıktan iki ay sonra hala annesini yanında isteyen çocuklar için psikolojik yardım alınmasının, en doğru karar olacağını da söylüyor.

Bu çocukları okula göndermemenin çözüm olmayacağına da değinen Özalp, bazı günlerde okula gönderilmeyen çocuklarda korkunun daha da yoğunlaştığını kaydediyor. Bu çocuklara kesinlikle sert tepki verilmemesi gerektiğini vurgulayarak, ‘‘Bu durumda çocuk annesine, babasına daha fazla bağlanıyor, ters tepki veriyor. Bu da okuldan soğumasına yol açabilir’’ diyor.

Okula başlayacak miniklerin uyum sorununa dikkat
Anne kucağından, kurallarla örülü okul yaşamına geçiş yapacak miniklerin uyum sorunu yaşamaması için ailelere ve eğitimcilere büyük görev düşüyor.


Üniversitelerin Eğitim Fakültesi öğretim üyeleri ile Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Derneği üyelerinden alınan bilgilere göre, ilköğretime yeni başlayacak çocuklar için önem taşıyan ilk bir kaç haftada, ailelerin ve okul yöneticilerinin anlayışlı, sevecen, diyaloga açık bir yaklaşım benimsemesi gerekiyor.

Okul öncesinde anne babaların çocuğa, okulun önemini, amacını, neler öğrenebileceğini anlatarak, belirsizliği olabildiğince ortadan kaldırmaları tavsiye ediliyor. Ayrıca kayıt sonrasında çocuğun okula götürülmesi, okuyacağı sınıfın, yemekhanenin, tuvaletlerin gezdirilmesi gerektiği belirtilerek, fiziksel ortama alışmanın uyum için ilk adım olduğu kaydediliyor.

''İLETİŞİME AÇIK OLUN''

Çocukla diyalogun her zaman açık tutulması, yaşamında dönüm noktası oluşturan bu dilime tanıklık edilmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar, ''Onları dinleyerek, dinleme yetisi kazandırın'' önerisinde bulundular. Uzmanlar çocukların görüşlerine önem verilmesi ve özellikle önlük, çanta, kırtasiye gibi okul alışverişlerinin onların zevkine bırakılması gerektiğine işaret ederek, şu tavsiyelerde bulundular:

 İletişime açık olun, soru sormak yerine çocuğunuzu dinleyin,
 Çocuğa okula gittiğinde ne ile karşılaşacağını anlatın,
 İlk gün mümkünse iyi bir kahvaltıdan sonra, sakin ve mutlu şekilde çocuğu okula götürün, Her anne babanın taşıyacağı doğal kaygılar vardır. Bunları kesinlikle çocuğa yansıtmayın,  Çocuğunuzun okulda yaşadıklarıyla ilgili onunla konuşun. Okulu veöğretmenini sevmesini sağlayın, bu başarı için altın anahtar.

İLK GÜNLERDE ESNEK DAVRANIN

Çocukların ilk günlerde tedirgin davranışlar sergileyebileceğini vurgulayan uzmanlar, öğretmenlerin çocukların isteklerine bir süre anlayış göstermesini önerdiler. Eğitimcilere yönelik diğer tavsiyeler de şöyle:
 Çocukları birden kurallara boğmayın, esnek davranın,

 Çocuklar ilk günlerde annelerini görmek, oyuncak getirmek isteyebilir, bir süre bunlara izin verin,
 Çocukla diyalog sürecini iyi kullanın, yavaş yavaş kuralları birlikte belirleyin,
 Çocuğun görüşlerine önem verin, kendini sınıfın bir parçası gibi hissetmesini sağlayın
Okula yavaş yavaş alıştırın

 Okul korkusu ya da anne babasından ayrılma kaygısı taşıyan çocukların ruh sağlığının bozulmaması için ayrılığa ve bağımsızlığa yavaş yavaş alıştırılmaları gerekiyor.

Yeni eğitim öğretim yılının başladığı bugün1 milyon 300 bin öğrenci okula ilk kez adımını atıyor. Çocukların bazıları büyük bir heyecan ve mutluluk yaşarken birçok öğrenci ise anne–babasından ayrılarak yeni ve kalabalık bir ortama gireceği için kaygı yaşıyor. Okula yeni başlayan çocukların yüzde 5’i de, ruh sağlığının bozulması ve anneden ayrılmaya dayanamama gibi nedenlerle uzman desteğine ihtiyaç duyuyor. Türk Tabipler Birliği (TTB), bu konuyla ilgili bir açıklama yaparak okul korkusu ya da anne babasından ayrılma kaygısı taşıyan çocukların ruh sağlığının bozulmaması için ayrılığa ve bağımsızlığa yavaş yavaş alıştırılmaları gerektiğini bildirdi.

TTB, yeni eğitim dönemi başlarken, çocukları okul öncesi eğitim almayan ailelere çeşitli tavsiyelerde bulundu. Okula yeni başlayan çocukların yeni ortam ve kurallara ayak uydurmakta güçlük çektiğine işaret edilen açıklamada şöyle denildi: “Ayrılma kaygısı ya da okul reddi olarak tanımlanan bu durum anne–baba tutumları, çocuk ve öğretmenin özellikleri gibi durumlardan kaynaklanıyor. Anne–babadan habersiz ayrılma, sınıfa yaklaşınca ebeveynin bırakıp kaçması, söz verilen saatte almama gibi durumlar da bu süreçte çocuğu olumsuz etkiliyor. Çocukların ayrılığa yavaş yavaş alıştırılması gerekir. Ebeveynler çocuklarına verdikleri sözü mutlaka yerine getirmelidir. Çocukta görülebilecek uyku, iştah bozukluğu, neşenin giderek azalması gibi durumların nedeninin bedensel olup olmadığı da araştırılmalıdır.”

Okula başlama dönemindeki çocukların yaklaşık yüzde 5’inde bu durumun profesyonel destek gerektirecek yoğunlukta olduğu bildirilen açıklamada, “18 yaşına kadar okula gitme ve aileden ayrılma ile ilgili zorluklar görülebiliyor, genellikle 13 yaşından sonra belirtiler ve yakınmalar değişebiliyor.” denildi.

Çocukların okul korkusu hakkinda aciklamalar Çocukların okul korkusu konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Çocukların okul korkusu,okul korkusu nasıl yenilir,okul korkusunu yenme,okul korkusu nedir

 

 

Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 13
Hamilelikte karın çatlakları
Okunma: 12
Bacak ağrısı Bacak ağrıları
Okunma: 11
Selülit kremleri
Okunma: 9
ilk gece korkusunu nasıl yenebilirim
Okunma: 5
Çeyiz Listesi
Okunma: 4
Cinsiyet belirleme yöntemleri
Okunma: 4
Kil maskesi
Okunma: 3
Stres Topu
Okunma: 3
Safra kesesi taşlarının bitkisel tedavisi
Okunma: 3
Gözaltı torbaları neden oluşur
Resim
Yeni Zelanda turu ,Yeni Zelanda tatili
Yeni Zelanda turu ,Yeni Zelanda tatili

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!