Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar

 

Ratinge kurban kadınlar

Kadın konusu hızla değişen toplumların yumuşak karnı; zayıf noktasıdır ve bu nedenle kadınlar televizyon programlarının ülkemizdeki daimi oyuncularıdırlar. Burada hangi tip kadınlardan söz ettiğimizi belirlemeliyiz. Biz görevini layıkıyla yapan kadınlardan değil, onların birer araç olarak kullanılmasından rahatsız olanlardanız. Yani "ortalama seyirciye" yönelik izlenme oranını (rating) arttırmanın etkili aracı olarak kullanılan kadınlardan bahsediyoruz. Biz kadınların, baştan çıkarma mekanizmasının aracı olmaktan rahatsız olanlardanız.

Kadınlar cinselliğin sembolü, şiddetin aktörleri/aktristleri olarak sunulmaktadırlar. Kadın gerçeği bu mudur? Elbette değil.

Baudrillard'a kulak verelim: "Gerçeklik asla kesin değildir; karşı çıkılamaz olması nedeniyle hakikat bile inanılırlığını yitirir. (Kötülüğün Şeffaflığı, s. 42)

Evrensel bir kadın gerçekliği yoktur; "gerçeklik" her durumda mevziidir. Medyatik söylemin üstlendiği kadın ütopik kadından, kadın imajından başka bir şey değildir.

Medyada sunulan kadınlar iktidar oyununun aktristleridirler: Erkeklerin iktidarına karşı kadın bir yanda savunulurken, medyadaki bu boyutuyla kadın sömürülür. Ya da kadın üzerinde iktidar kurulur: Kadınların nasıl yaşamaları, nasıl giyinmeleri, nasıl eğlenmeleri gerektiği öğretilir!.. Aslında bunda şaşılacak pek bir şey yoktur. Çünkü ülkemizin modern tarihi, toplumu yönlendirme misyonunu üstlenmişlerin sonunda yaşadıkları düş kırıklıklarıyla son bulmuş birtakım grupların eylemlerinin hikayeleriyle doludur.

Toplumumuz modernleşmenin baş döndürücü kaosu içinde şu iki ana süreci yaşıyor: Muhafazakarlığın yükselişi ve kadının yükselişi. Birbiriyle çelişiyor izlenimi veren bu iki gelişme; ancak yalnızca Türkiye'ye özgü. Bunun böyle olmasının nedeni belli bir ideolojiden kaynaklanmıyor; toplum yapımız ve toplumumuzun diğer dünya toplumlarıyla ilişkileri böylesi bir gelişimi zorunlu kılıyor.

Birçok televizyon ekranını işgal ederek sadece bir rating aracı konumuna düşen, kadın kullanımını gerçekleştiren böylesi programlarla cahillikler, argo konuşmalar, vs. sergileniyor.

Bazı kliplere konu edilen kadınlar, talk showcu kadınlar, şiddete konu olan kadınlar, şiddet resmeden kadınlar, haber (!) nesnesi kadınlar.. vb. şu anda içinde bulunduğumuz dönemin parlayan yıldızları ya da rating savaşçıları; yani medyatik söylemin takdir ve takdim ettiği kadınlar...

Gerçekliğin alabora olduğu, hakikatin kırıldığı yerde zuhur eden kadınlar; medya kadınları...

Toplumumuzun geri kalanları, sizleri hayretle ve ibretle seyrediyor!..

Türban ve dinsizlik hakkı

Ben türban takma hakkını, kadının giyim özgürlüğünün bir parçası olarak telakki eden zındıklardanım. Onlar için bunun mana ve ehemmiyetinin farkındayım ve onlara 'cömertçe' sunduğum türban takma hakkının karşılığında, gerçek bir zibidilik örneği sergileyerek 'mini etek giyme hakkı' talep edecek filan değilim. İnançları doğrultusunda giyindikleri için o fakülteye girmeye, orada okumaya hak kazanmış kadınların, fakülteden mezun olmak da, avukatlık, hakimlik yapmak da hakkıdır. Hukukun tarafsızlığını üniformalarıyla zedeliyor mu bu kadınlar? Sıvas katliamının hakimi, Göktepe davasının hakimi başında sarığıyla karşımıza dikilmiyor; ama taraflılığın ne denli ileri gidebileceğinin bariz birer sembolü değiller mi?

Türbanlı kadınları görünce, bir demet sarımsak burnunun dibine dayanmış vampirler gibi, çığlığı basan Kemalizm müritlerini hiçbir zaman anlamadım. Ben dindarlığın her çeşidine yabancıyım. Bilumum 'açık' oturumda bizim başımız açık ama dinimiz bütün, en asıl hakiki Müslüman biziz, tartışmalarını ağzım açık izliyorum.

"Müslüman öyle değil böyle olunur" rekabetleri esnasında benim gibi dinsiz imansızların haklarını hiçe sayıyorlar. Yani ben türbanlı kızlarımıza: "Bırakın bu Arap sofuluğunu, bakın aslında Kur'an'ın şu şu suresini böyle böyle yorumlarsak, başı açık dolaşmamız gerekir" diyecek değilim. Benim dinim yok. Ve benim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak dinsiz olmaya hakkım var. Bu tartışmalarda böyle bir ihtimal ayaklar altına alınıyor.

"Vay efendim, mahkemelerimize herkes aynı kılık kıyafetle gelir. Nasıl Kızılderili kıyafetiyle dava savunamazsan, türban da takamazsın" demagojisine hiç girmeyelim. Sonra da her solukta "Nüfusunun yüzde 99'unun Müslüman olduğu bu topraklarda..." Kur'an benim naçizane okumalarımdan edindiğim izlenimlere göre, hiç de o denli yoruma açık bir kitap değil. Dokuz katmanı olduğu ve nice yorumları olduğu da yine inananları ilgilendiren bir konu.

Kur'an'ın kurallarına göre yaşamak isteyen kadınlarımız, benden başım açık olduğu için iğreniyorsa, beni bir düşman bir hain olarak telakki ediyorsa, elinden gelirse beni bir kaşık suda boğmak istiyorsa; benim için vahim olan, acıklı olan, sorun olan budur.

Üstünde doğduğum, ait olduğum topraklarda bana kendi dinini imanını dayatmayı tasarlıyorsa, böyle bir arzunun ateşiyle yanıp kavrularak gün sayıyor, diş biliyorsa; burada büyük bir alçaklık, gözü dönmüşlük söz konusu demektir. Benim türban takanlara karşı hiçbir önyargım yok. Ve onları 'karşı' kampın sinsi düşmanları olarak görmekten, ödüm kopuyor. Kendime yakıştıramıyorum.

Onlara baktığımda gözleri ışıyan, hayat dolu, mücadeleci ve hayat dolu kadınlar görüyorum. Kadınlar görüyorum.

'Kadın, kadının kurdudur'
Böyle diyor gazeteci Mehmet Y. Yılmaz. Radikal'deki köşesinde siyasetin dışında ağırlıklı olarak değindiği konulardan biri de kadın.

O, "Bugün Türkiye'nin önemli gazetelerinde kadın yazı işleri müdürleri var. Hangi kadın dergisinde hangisinin röportajını okudunuz? Hangi kadın dergisinde Ayşe Arman ya da Mine G. ile ilgili bir haber çıktı? Selahattin Duman'a, Serdar Turgut'a, hatta Hulki Cevizoğlu ile bana bile sayfalarını açan kadın dergilerinin editörleri, neden kendi meslektaşlarının bu başarılarını dergilerine yansıtmadılar? Salih Memecan'a bonkörce açılan sayfalar Ramize Erer ile Piyale Madra'dan neden esirgendi?" diye soruyor. Yılmaz'a göre kadın ruhu kendi bütünlüğü içesinde diğer kadınlarla olan rekabeti, iş hayatı-özel hayat ayırımı yapmadan sürdürmeye olananak tanıyor. Bu yüzden de yıllarını kadın haklarının geliştirilip korunmasına önem veren kadınlar bile bir hemcinslerinin mesleki yükselişi karşısında "şüpheli" davranmaktan kendilerini alamıyorlar.

Değişimin özü kadın
Beklentileri, düşünceleri; yaşamlarındaki hızlı gelgitleri ile kadınlar, temeli 142 yıl önce New York'taki ilk kadın direnişinde atılan sayısız değişime önayak oldular.

Günümüzde kendine güvenli, doğal ve özgür bir görüntü çizen kadınlar, bu imajı yakalayabilmek için, çok zorlu ve uzun bir yol kat ettiler. Önce, Amerika'nın New York kenti Dünya Kadınlar Günü'ne zemin oluşturacak, büyük bir başkaldırıya tanık oldu. 8 Mart 1857'de kırk bir dokuma işçisi kadın, ağır iş şartlarını, düşük ücretleri protesto etmek için direnişe geçti ve direniş sırasında 129 kadın işçi öldü.

Yıllar sonra 1910'da Alman kadın siyasetçi Clara Zetkin, bu olayın anısına 8 Mart'ı "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" ilan etmeyi önerdi; ama Birleşmiş Milletler'in duruma uyum sağlaması 65 yıl aldı. 1960 yılına kadar dünyanın pek çok yerinde sosyalist kadınlar tarafından kutlanan bu gün 1975 yılında "Dünya Kadınlar Günü" olarak kabul edildi. Ülkemizde de 1980'lerin ortasından itibaren bugüne kadar kadın örgütleri, "8 Mart"ı kutlayıp, daha fazla kendilerinin sahip çıktıklarını öne sürüyorlar.

Hedef mükemmel değil, mutlu olmak

Ülkeden bölgeye, bölgelerden şehirlere, hatta aynı mahalle içinde bile, değişiklik gösterse de kadınlar, daha hızlı etki altına giriyorlar. Bu nedenle kadınlar hemen her alanda, erkeklere oranla çok daha kısa süreli, büyük değişimler gösterip, gelgitler yaşayabiliyorlar. Örneğin evde iyi bir eş, dışarıda başarılı bir iş kadını ve her alanda süper olmayı marifet bilen 80'li yılların kadını 90'lı yıllarda, bu iddiasından vazgeçip, her alanda mükemmel olmayı hedeflemiyor.

Aile ve çevre çok önemli

Her türlü sorumluluğu üstüne alıp boğulmayı değil, kendi için yaşamayı tercih ediyor. İster evde ister işte olsun çalışmayı hayatın ayrılmaz bir parçası olarak görüyor; ama tüm zamanını, ilgisini ve enejisini meslekleri için tüketmiyorlar. Bu yüzden 90'ların kadını kendilerine, ailelerine ve dostlarına daha fazla vakit ayırmayı istedikleri için, free-lance ya da part-time denilen çalışma tarzlarını benimsiyorlar. Mükemmel olmak yerine huzurlu olmayı istiyorlar.

Türk kadını Avrupalı kadından farklı

Focus'un Türkiye'de gerçekleştirdiği araştırmalara göre, geleceğin Türk kadını, Avrupalı hemcinslerinden farklı olacak. Çalışma hayatı nedeniyle uzun süre ev dışında kalmak, Türk kadını için hala bir suçluluk ve bölünmüşlük duygusu yaratıyor. Avrupa ve Türk kadınları arasındaki en temel farklardan biri de para. Maddi durumu iyi olan Türk kadınlarının bir bölümü, Avrupalı hemcinslerine benzer davranışlar gösterip, kendilerini gerçekleştirmek adına seyahatlere çıkıp, sinema, tiyatro gibi etkinliklere katılıyorlar ama büyük çoğunluk parasını beyaz eşya ve gayrimenkule yatırmayı sosyal bir güvence olarak algılıyorlar.

Prof. Dr. Necla Arat: İÜ Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü

8 martta da, her yıl olduğu gibi olması gerekenleri, ama bir türlü olmayanları istiyoruz. Eşitlik, barış, hoşgörü ve erdem temel ilkelerimiz. Ailede ve toplumda katılımcı demokrasiyi öngörüyoruz, bütün ödev ve yükümlülüklerin paylaşıldığı, sevgi ve saygının egemen olduğu bir ülke ve dünya hedefliyoruz.

Nazan Moroğlu: İstanbul Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı

Cumhuriyetimizin kuruluşu ile ulaşılması amaçlanan kadın-erkek eşitliğine ve gerçek demokrasi hedefine, ne yazık ki hala çok uzağız. Siyasal yaşam başta olmak üzere eğitimde, sosyal, ekonomik ve iş yaşamında kadınların eşitsiz konumu hala devam ediyor.

Şenal Sarıhan: Cumhuriyet Kadınları Derneği Başkanı

Kadınlar pek çok alanda olduğu gibi Parlamento'da da temsil edilemez hale geldi. Bugün çoğunluğu hatta tamamı erkek olan bir Parlamento aritmetiği ile kadın sorunlarına çözüm getirilemez.
BÜTÜN KADINLARIM AĞLADI

Hem spor yazıp hem şarkı söyleyen bir arkadaşımız, gündüzün akşama döndüğü saatlerde, devlet televizyonunun üvey kanallarından birine çıktı.
Orta yaşlı hanım sunucuyla yüzyüze bir sohbetti.

“Bugüne kadar çok sayıda sevgilim oldu. Bunu şunun için söylüyorum; her kadınla ilişkimizin başlangıcında gözyaşı vardı. Nasıl oluyorsa oluyor, daha ilk dertleşmede kadın ağlıyordu. Bütün kadınlar dertli midir, yoksa bana mı denk geldi bilmiyorum.”

“Eski kadınlarımın bir açık oturumda benden ve birbirlerinden habersiz bir araya gelmelerini isterdim. Hepsinin aynı erkek tarafından sevildiğini, hepsinin aynı erkek tarafından aldatıldığını orada öğrenmelerini isterdim. Beni değerlendirmelerini ve çekiştirmelerini isterdim.”

“Hayatım boyunca hiçbir kadınla kavga etmedim. Hayatım boyunca hiçbir kadınla veda etmedim. Gitme vaktimin geldiğine karar verdiğimde sessizce kayboldum ortadan... Hiçbiri ‘Neredesin sen alçak herif!’ diye rahatsız etmedi. Hepsine bir teşekkür, bir de özür borcum var.”

“Her kadının ayrı bir keşif olduğu tezine katılmıyorum; hepsinin açlığı çok ilgi, bol sevgi... Hepsi görünenden fazla zeki... Hepsi mekanik bile olsa bir ‘seni seviyorum’a muhtaç, hepsi romantik... Hepsi hem kaprisli hem anlayışlı, hem şefkatli hem soğuk, hem hayran hem ilgisiz... Hepsi apaçık, hepsi bulmaca...”

“Attila İlhan’ın dediği gibi, ‘öyle kadınlar sevdim ki, zaten yoktular.’
Hiçbirinin diğerinden haberi olmadı. Hiçbirini diğerinden ayrı tutamam.
Biri hariç...”

Ve, bu yazar-şarkıcı sonraki günlerde bana ne dedi biliyor musunuz; “TV binasından eve gidinceye kadar -yalan olmasın- ya yedi ya sekiz eski sevgilim aradı, ‘Sağol, son cümlenle beni onore ettin’ diye! Küçük bir kelime oyunuyla hepsine teşekkürdü benimki...”



 

Kadın sağlığı RSS Feed
Baş Ağrılarının çeşitleri ve belirtileri
Sağlıklı ve uzun yaşamanın sırrı çözülüyor
Hamilelik ve Doğum RSS Feed
6 aylık hamileyim idrar yaparken acı hissediyorum
İnseminasyon nedir?
Kadınlar için Moda RSS Feed
Turistlerin takı tercihi
Gelinlik seçiminde yardımcı olacak ipuçları
Kadınlar için Güzellik RSS Feed
Kuru ciltler için kompres formülü
Kırık burun ameliyatı
Kadınlar için Diyet Listesi RSS Feed
Fazla kilolar yüzünden hayata küsmek
Gebelikte diyet yapmayın
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler RSS Feed
Gençlerin anne babalarından istekleri
Türkiye'de üstün zekalı çocuklar heba ediliyor
Kadınlar için Ev İşleri RSS Feed
Boyama ve nakış işlemeyi öğreten kitaplar
Ev araçları alırken nelere dikkat etmeliyim
Kadınlar için  Tatil yerleri  RSS Feed
Seyahat siteleri
Kayserinin gezilecek yerleri
 Evlilik sorunları RSS Feed
Yeniden evlenmeyi düşünüyor musun?
Boşanmak için 1 yıllık evlilik şart
Yemek Tarifleri RSS Feed
Biberli tavuk tarifi
Sarımsaklı toplar
Faydalı bilgiler RSS Feed
Çay faydalı mı?
Güvenli internet ayarları
Yaşam RSS Feed
Kömürlü ütüler
Kış mevsimi ile ilgili yazı
Kadınlar hakkında  RSS Feed
Kadın daha tasarruflu
Kadınlar birer çiçektir, cana yakındırlar
Resimler RSS Feed
Gül Resimleri
Ayrılık Resimleri ,Ayrılanların resimleri
Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 11
Menopoza girme yaşı
Okunma: 9
Güzel kadınlar
Okunma: 8
Nargile Mekanları
Okunma: 8
Felç tedavisi
Okunma: 5
Cilt Temizleme Sütü Tonik
Resim
Yüzdeki Benler nasıl geçer
Yüzdeki Benler nasıl geçer

Kadınlar  |   |   |   |   | 
Copyright © 2007

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!